Birey İnsanı / Toplum İnsanı

Bizim gözümüzle toplum için yaşayan bireyin tarifi akla sığmaz.

Bizim gözümüzle toplum için yaşayan bireyin tarifi akla sığmaz.
Toplumu için yaşayan birey, gözümüze ne kadar ilginç görünür! Bazen onun deli olduğunu ve dünyanın gerçeklerinden uzakta, hayallerinin tam da ortasında dolaştığını zannederiz. “Toplum, birey için; birey, toplum için.” sözü, çok şey ifade eder. Toplum ve birey, birbirine çalışır. Biri olmadan diğeri de olmaz. Bireyin düşünüp ya da düşünmeyerek yaptığı eylemlerin hepsi, toplumu da ilgilendirir. Bireyler, toplumdan bağımsız düşünülemez. Bireysel düşünceler, ancak ve ancak topluma hizmet ettiği oranda anlam kazanır. Birey, birey olalı kendi için de yaşamaz. Birey, farkına varmadan da olsa yaşarken, düşünürken, yazarken, oluştururken kendiyle birlikte eylemleri de topluma mal olur. Toplum da bunlardan bir şekilde yararlanır ya da zarar görür. Bireyin kapalı benliği içinde yaşaması, toplumun kaybı niteliğine dönüşür. Çünkü, toplum için iyi ve kötü; her ikisi de önem arz eder. Bireyden beslenmeyen toplumdan bahsetmek, olanaksız gibi görünmekte. Nasıl ki çekirdek ailenin tüm fertlerinin yaptıklarından aile etkileniyorsa, bu da aynı niteliği gösterir.
Lider Olmak
Bir toplumda lider olmak, cesaret, zeka ve biraz da delilik ister. Büyük toplulukları kendi düşünceleriyle barışık bir şekilde kendine inandırmak ve bunun da devamlılığını sağlamak, o kadar da kolay olmasa gerek. Örneklerini yüzyıllardır iyi / kötü, tarihte görebilmekteyiz. Liderlik vasfını ortaya koyarken temsil edilen, uğruna her şeyin göze alındığı toplum kavramı çok önemli bir konumda. Bir topluma liderlik anlamında şöyle bir bakılmalı. Toplum, liderin yanında mı; yoksa arkasında mı duruyor? Toplumla hareket etmek, onların da birey olarak teker teker düşüncelerini dinlemek, gerektiğinde maddi manevi destek olmak, bir kuralı, prensibi zorla uygulatmak değil de içeriğini açıklayarak toplumun bilerek ve isteyerek bu kurala, prensibe uydurulması pek tabii ki sağlanabilir.
Toplum Lideri
Lider, toplum içerisinde liderlik vasıflarını kendinde toplarsa, doğal olarak o lider, kendi bireysel yaşamında da sevilen, sayılan, değer bulan, kalplere taht kuran önemli bir şahıs haline gelir. Liderlik vasıflarını benliğinde bulunduran lider, öncelikle, kendi düşüncelerini rahatlıkla içinde bulunduğu topluluğa benimseten, kendini doğru ifade edebilen, dili etkili kullanabilen, samimi, bir o kadar da yıkıcılığı en aza indirilmiş şekilde siyaset yapabilmeyi başaran, verdiği sözleri yerine getiren, verilen sözleri yerine getirememişse bunların nedenlerini açık yüreklilikle topluma duyuran, özel yaşamıyla da toplumuna örnek davranışlar sergileyen kişidir. Bu vasıflarla birlikte diyebilirim ki insan, ya lider olarak doğmuştur ya da doğmamıştır. En önemlisi de lider olarak doğan her birey, toplumu için kendi bireyselliğini bir yana bırakıp, topluma da mal olduğu için, tam bir birey olma şansını yitirmiş ve böyle bir yaşamı seçmiş oluyor. Sadece, kendini düşünüp yaşamına devam edemez. Kendi gülerken toplumunun da onunla birlikte gülmesini ister. Çünkü, bilir ki kendisi liderlik vasıflarıyla doğmuş, bu mevkiyi de kabullenmiş, yaptığı her işin sonucunda aldığı dönütlerle toplum tarafından uygunluğuna, uyumuna onay verilmiş ve toplum içerisinde yaptıklarıyla bütünleşmiş, bunlarla mutluluğu yakalamış birisi olduğunu bilir. Bundan emindir. Bunun içindir ki liderliği bırakmak istese de liderlik öyle bir yapışmıştır ki üstüne bu bırakma isteği, en geç döneme kadar uzar da uzar. Toplum için yaşayan birey, bizden hep birkaç adım ötede, ufku geniş tutup bire değil; binlere, on binlere yararlı olmayı hedef olarak almış gerçek liderliği ruhunda taşır.





Bu haber 1383 defa okunmuştur

:

:

:

: