Uçurumun kenarında hesap zamanı geldi!

Türkiye ile aylardır beklenen anlaşma nihayet imzalandı.
Türkiye ile aylardır beklenen anlaşma nihayet imzalandı.
Bizi ekonominin çarkını döndürecek radikal reformlar için sonunda adım atılacak diye sevinirken dün Başbakan Tatar’ın yaptığı açıklama gerçeği bir kez daha gösterdi.
Başbakan, Türkiye’den gelen paranın adresini, yani gideceği yeri gösterirken, yine kamu maaşlarından söz etti, emekli maaşlarından söz etti, sosyal sigortalardan söz etti, işsizlik ödeneklerinden söz etti, ihtiyaçlıya yardımdan söz etti…
Tüm bunlar Başbakan’ın da dediği gibi elbette sosyal devletin parçasıdır.
Peki ya reel sektör…
“Elbette reel sektör için de kaynak gerekmektedir ve bu da değerlendirilmektedir” diyor Sayın Tatar…
Ancak konuşmadaki tonlamaya bakıldığında açık söyleyelim, bu söz bize hiç umut vermiyor…
Türkiye’den gelen 2.2 milyar TL’lik paketin, 1.150 milyon TL’si cari açığın kapatılması için kullanılacak şekilde olmak üzere, büyük kısmı kamu harcamalarına ayrılmış. Reel sektöre 115 milyon TL, altyapı 272 milyon TL ayrılan kaynak toplam 388 milyon TL civarında…
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın da dikkat çektiği üzere salgın sonrasında ekonomiyi canlandırmak için mücadele eden özel sektör için bu kaynağın çok yetersiz olduğu ortadadır.
Ticaret Odası dün yaptığı açıklamada, reel sektörün bir bütün olarak ayağa kalkabilmesi için maaş desteğinin devam etmesi, işletmelere ucuz kredi sağlanması faaliyetlerinin bütçeden desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.
Anlaşma sonrasında işletmeler ve çalışanlar üzerindeki kamusal yüklerin azaltılması ve yükümlülüklerinin ötelenmesinin daha olanaklı hale geldiği de vurgulanıyor.
Ancak hükümet bu fırsatı kullanacak mı?
Ne yazık ki Başbakan’ın dün yaptığı açıklamada edindiğimiz izlenim, bu fırsatın kullanılacağı yönünde değil.
Ticaret Odası, hükümetin sözü edilen önlemleri daha cesaretle alması ve kısa sürede uygulamaya koyması gerektiğini belirtiyor.
Önümüzdeki doğru stratejinin, reel sektörü canlandırmak olacağını görmemek için kör olmak gerekiyor.
Ama ne yazık ki bugünkü haliyle hükümetimizin gözlerinin görebildiğini söylemek de pek mümkün görünmüyor.
Reel sektör yine kaderine terk ediliyor. Kısaca devlet bindiği dalı kesmekte bir sakınca görmüyor.
Türkiye ile yapılan anlaşmada yine koca koca büyük laflardan söz ediliyor. Turizm ve yükseköğretim sektörlerinin planlanmasından, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini gözetecek yeni yapılaşmalardan söz ediliyor.
Yıllardır yılan hikayesine dönen kamu reformundan söz ediliyor.
Ancak ne yazı ki daha anlaşmanın imzası kurumadan yapılan açıklamalar, bu yöndeki umutlarımızı kırıyor.
Kısaca yine koca koca insanlar, gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor.
Yazık…
Aslında yolun sonuna geldik. Bu yalan belki de son yalanımız olabilir. Belki de gerçeğe ulaşmamız için biraz daha sarsılmamız gereklidir. Ancak şurası bir gerçektir…
Uçurumun kenarında hesaplaşma zamanı gelmiştir.

Bu haber 1202 defa okunmuştur

:

:

:

: