KTSO TC-KKTC İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmasını değerlendirdi

Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO), Türkiye ile KKTC arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nı değerlendirerek üretime dayalı bir ekonomi için bu gibi protokollerin kamu sektörünü büyütmek yerine reel sektöre odaklanması gerektiğini kaydetti.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO), Türkiye ile KKTC arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nı değerlendirerek üretime dayalı bir ekonomi için bu gibi protokollerin kamu sektörünü büyütmek yerine reel sektöre odaklanması gerektiğini kaydetti.

Konuyla ilgili KTSO’dan yapılan yazılı açıklamada, ekonomik kalkınma için reel sektörün güçlendirilmesinin önemli olduğu dile getirildi.

“ANLAŞMA İMZALANMASI OLUMLU”

Covid-19 salgınıyla birlikte, işletmelerin uzun süre kapalı kalmasının, halkın alım gücünde yaşanan azalma ve turist ve öğrenci sayılarında yaşanan düşüşün üretim sektörlerini olumsuz etkilediği dile getirilen açıklamada KTSO’nun bu zorlu süreçte Türkiye ile KKTC arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması imzalanmasını olumlu karşıladığı kaydedildi.

“İçerisinden geçmekte olduğumuz bu zorlu süreç içerisinde anavatanımız Türkiye’nin gerek sağlık alanında gerekse ekonomik anlamda yanımızda olması Kıbrıs Türkü açısından moral, motivasyon ve ekonomik var olma konusunda hayati önem taşımaktadır” denilen açıklamada anlaşma kapsamında sağlanan 2,3 milyar TL’lik bir kaynağın büyük bir rakam olduğuna işaret edildi.

“REEL SEKTÖR MERKEZE ALINMADIKÇA YARDIMA MUHTAÇ OLACAĞIZ”

Öte yandan bu kaynağın çok büyük oranda savunma harcamaları dahil olmak üzere bütçe açığına katkı olarak, kamu sektörü için ayrıldığı belirtilen açıklama şöyle devam etti:

“Ülkemizin mal ve hizmet (turizm, eğitim, inşaat gibi) üretime dayalı bir ekonomik modele ulaşabilmesi için, TC ile yapılan protokollerin kamu sektörünü daha fazla büyütmekten ziyade, reel sektör odaklı olmasına dikkate edilmesi gerekmektedir. Reel sektörü merkezine almayan, kamu personel-cari giderler açıklarını kapatmaya yönelik ekonomik programlar yapmaya devam edildiği sürece, uzun seneler kendi ayaklarımız üzerinde duramayacağımız ve yardıma muhtaç olacağımız unutulmamalıdır”

“REEL SEKTÖRE AYRILAN RAKAM KRİZİN ETKİLERİNİ AZALTMAK ADINA YETERSİZ”

Reel sektör için ayırılan 116 milyon TL ile altyapılar için ayırılan 273 milyon TL’lik rakamın, pandemi nedeniyle ekonominin yaşadığı krizin etkilerinin azaltılması veya krizden çıkılmasını sağlamakta yetersiz kalacağı kaydedilen açıklama şöyle sürdü:
“Ülkemizde sanayi ve üretim sektörlerinin geliştirilmesi açısından en önemli politika araçları olan ihracatta navlun ve gümrük destekleri, üretici ve girişimciler için kısmı hibe programları, faiz destekli kredi programları için ayrılan 15,5 milyon TL’lik kaynak, üreticilerin ve ihracatçıların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Bu dönem içerisinde yerli üretimin geliştirilmesi, yeni stratejik ürünlerin üretilmesi, inovatif, teknoloji seviyesi, katma değer ve yerel girdi yüksek ürünlerin üretimi için girişimciliğin daha fazla desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkesel ekonomik kalkınma için gerek şart budur.

Yerli üretimle geliştirilmesi için bir diğer önemli husus, Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki(OSB) altyapı eksikliklerinin tamamlanmasıdır. OSB’ler tamamlanmadan, sanayi sektöründe yeni yatırımlar olamadığı gibi, faaliyette olan OSB’lerdeki altyapı eksikliklerin de giderilmemesi, iş yapabilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Protokolde OSB altyapılarına 500bin TL gibi bir kaynağın ayırılmasını bu kapsamda çok yetersizdir”.

“KKTC TARAFI TÜRKİYE’YE KENDİNİ ANLATAMADI, GEREKLİ YÖNLENDİRMELERİ YAPAMADI”

Protokolde, “pandeminin yarattığı ekonomik yıkımın etkisinin azaltılması ve pandemi sonrası ekonomik refahın artmasına yönelik önlemlerin yeterince olmamasının”, KKTC tarafının kendini TC tarafına “anlatamamasından ve gerekli yönlendirmeleri yapamamasından” kaynaklandığı da öne sürülen açıklamada “Bu gerçekler ışığında, ekonomik kalkınma için reel sektörün güçlenmesi yerine kamu sektörünün güçlenmesinin tercih edilmesi anlaşılır değildir” denildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Pandeminin yönetilmesi süresince, ülkeyi sağlık alanında, dünya standartları içerisinde iyi yerlere getiren hükümet, bunun korunmasıyla ilgili tedbirlere, anlaşmada değinmemiştir. Programda her ne kadar bazı tıbbı cihazların alımı ve yeni hastane projesi için bir kaynak ayırılmış olsa da, pandemi konusunda ikinci bir dalga yaşanması durumunda, kamu sağlığının korunması ve ekonominin tekrar kapatılmaması için en önemli konu olan pandemi hastanesi konusunda her hangi bir tedbirin olmadığına üzülerek tanık olunmuştur.

Anlaşma taahhütleri içerisinde yılsonuna kadar ‘yapısal dönüşüm adımlarını, makroekonomik amaçları, stratejik hedefleri ve reform eylemlerini içeren en az 3 yıllık bir plan’ hazırlanması yönelik hedef bulunmaktadır. KTSO olarak inancımız, Türkiye ile yapılacak anlaşmalar içeresinde olsun veya olmasın, KKTC hükümetinin 2020 yılını heba etmemesini, özellikle kamu reformu, yerel yönetimler reformu, vergi-gümrük otomasyonlarının tamamlanması, enerji piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi kamu-özel işbirliği gibi ülkemizin kronik yapısal sorunlarının çözümüne yönelik irade gösterip, aktif politikalar üretmesini talep etmekteyiz.”


Bu haber 1364 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER