Yalancı bahar!..

Koronavirüs salgınıyla ekonominin üstüne çöreklen kabusun, Türkiye ile imzalanan protokolle bir anda dağıldığı gibi hava yaratılmaya çabalanıyor.
Koronavirüs salgınıyla ekonominin üstüne çöreklen kabusun, Türkiye ile imzalanan protokolle bir anda dağıldığı gibi hava yaratılmaya çabalanıyor.
Peki gerçek öyle mi?
Yani geçen hafta karşı karşıya olduğumuz sorunlar bu hafta atılan imzayla bir anda yok mu oldu?
Başbakan Tatar’ın söylediklerine bakarsanız öyle oldu.
Çünkü sayın başbakanın sözlerine tam bir bahar havası hakim görünüyor.
Ama ürüten kesim, özel sektör, bu baharın gerçek bir bahar olduğuna ilişkin ciddi bir şüphe duyuyor.
Türkiye ile mali protokolün yürürlüğe girmesinden duyduğu büyük rahatlamayı gizlemeyen Tatar dün yaptığı açıklamada, “Bu protokolün de katkısıyla haziran sonu itibarıyla maaş kesintileri sona erecek. Çarşı daha da hareketlenecek' dedi.
Yani Sayın Başbakan maaşların ödenmesiyle tüm sorunların sona ereceğini düşünüyor. Çarşının hareketlenmesi için bunun yeteceğini düşünüyor.
Ancak öyle düşünmeyenler de var.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası bunlardan biri.
Bugün Star Kıbrıs’ın manşetinde de okuyacağınız açıklamada, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nı değerlendiren Sanayi Odası, hükümeti uyarıyor.
“Üretime dayalı ekonomi için protokoller kamu sektörünü büyütmek yerine reel sektöre odaklanmalı” diyor.
Kısaca özel sektöre üvey evlat muamelesi yapılmaması gerektiğini ifade ediyor.
Peki gerçek manada reel sektör tüm bu protokollerin merkezine alınmadıkça, daha doğrusu bütün anlaşmalar sadece kamu maaşlarına odaklandıkça ne olacak?
Sanayi Odası, “Hep yardıma muhtaç olacağız” diyor. Haklılar da…
Peki Türkiye’den gelecek para nasıl harcanacak?
Başbakan yol haritasını ortaya koydu.
Tükiye’den gelecek 2.3 milyar TL’den reel sektör için ayırılan sadece 116 milyon TL. Altyapıya ayrılan pay ise 273 milyon TL. Peki ya kalanı…
Cevabı basit. Askerin de payı ayrıldıktan sonra kalanı kamu maaşları, emekli maaşlarına gidecek…
Peki taşıma suyla döndürülmeye çalışılan bu değirmen, böyle daha ne kadar döner?
Daha doğrusu bu yöntem, ekonomiyi yaşadığı krizden çıkarır mı?
Aslında toplumun tüm kesimleri radikal kararların şart olduğunda birleşirken, nasıl oluyor da bu değişime ayak direniyor? Anlamak pek mümkün görünmüyor.
Sanıyorum birçok kesim bu besleme düzenden menfaatler elde ederek zaman içinde küçük krallıklar oluşturuyor. Kimse o krallıklardan vazgeçmek istemiyor.
Ancak günün sonunda biz küçük krallıklarda küçük menfaatler peşinde koşarken, olan her defasında yalancı baharlarla savrulan ülkeye oluyor.
Yalancı bahar tehlikelidir… Aldatır… İyileştim sanırsın, hasta edip yatağa da düşürür… Bizden söylemesi…
Bu haber 1236 defa okunmuştur

:

:

:

: