KRAL ÇIPLAK

Ülkenin lokomotif sektörlerinden eğitim, turizm ve inşaattaki sorunlara karşı çözüm önerileri ortaya koyan Safa Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özmen Safa, çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Ülkenin lokomotif sektörlerinden eğitim, turizm ve inşaattaki sorunlara karşı çözüm önerileri ortaya koyan Safa Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özmen Safa, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Safa Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özmen Safa, Ada Tv’de Günden Özel programına katılarak Cüneyt Oruç’un sorularını yanıtladı.

Bizi yönetenlerin bu krizi görebilecek kabiliyetleri olduğunu, önceden artık bu rüyadan uyanın çağrısında bulunduğunu dile getiren Safa, artık uyanmış olmaları gerektiğini, fakat sorunları görmezden geldiklerini kaydetti. Bir kriz hükümeti kurulsa daha iyi olacağını kaydeden Safa, ancak böylece birlik olabileceğini söyledi. Lokomotif sektör olan turizm, eğitim ve inşaat için çözüm önerileri olduğunu aktaran Safa artık kral çıplak diyerek şöyle konuştu:

“Turizme gelince iki çeşit turizm vardır. Casino turizmi ve normal turizm. Kıbrıs’ta sadece casino turizmi vardır denilince bence bu yanlıştır. Bafra’da 2000-2500 yatak kapasiteli oteller vardır. Yazın bunlar hep doludur ve yer yok bile yoktur. Bunların yaklaşık yüzde 5’i casinodur. Demek ki normal aile turizmi bizde başlamıştır ve vardır. O bakımdan burada sadece casino turizmi vardır diyemeyiz. Bizim gerçekleri görmemiz lazım. Madem burada bir turizm vardır, bu da bir fırsat demektir. Casino turizmi için de casinocuların vergilerini, paralarını alıyoruz ama sonra ‘onlar kumarcıdır’ diyoruz. Halbuki en büyük gelirlir oradan geliyor. Sanal bete gelince bazılarına izin veriyoruz, diğerlerini hapise sokuyoruz. Kral çıplak kelimesine bakınca artık bunu görmek lazım. Bir bakıma bu işe kulüpler de dahil. Gerçeklerle karşı karşıya gelmiyoruz. Krizden sonra ‘kralı çıplak’ görmek lazım yani gerçekleri görmek lazım. Bizim turizme yapabileceğimiz sektörün önünü açmaktır. Casinocularla da oturup isteklerinin neler olduğunun ve gelirlerinin nasıl artılılabileceğinin konuşulması gerekir. O gelirden de sen nasıl vergi alabilirsin? Yeni gelir alanları açarak. Şu anda geliri olan sektörler vardır ama vergi ödemiyorlar. Bunlar da yandaş olan kesimlerdir. Bu şekilde olmaz. Önerilerimden biri de budur. Bunları düzene koymak lazımdır. İnşaat sektörü nasıl denetimlenmiyorsa bu da aynı şekilde denetimlenmiyor. Casinocular için önerim şudur. Casinolar birkaç hafta önce bu fikre destek oldu. Denildi ki ‘devlete de bir kazanç olsun, bize bu arazileri satın.’ Devletin reaksiyonu da ‘bizim böyle bir hakkımız yok şeklindeydi. Doğrudur, şu an o arazileri satmaya kalkarsan zaman ister. Sonra devletin malını mı satacaksınız dicekler.

2009-2010 yıllarında CTP hükümeti bir yasa çıkardı. O da Kıbrıs’ta 99 sene kira yasal olmuştu. Yani benim malım varsa, inşaat yaptığımda mülk olarak değil de 99 sene kiraya verme hakim oluyordu. Dünyada da böyledir zaten, sistemin böyle olması lazım, mülk olayını biz çıkardık. O zaman CTP hükümeti bunu yasal yapmıştı, yanılmıyorsam Özdil Nami Meclis’e sunmuştu ve 99 sene kira verme yasal olmuştu. Devlet mallarına gelince onlar 49 sene verilebilir. Belediye 39 sene verebiliyor. Sayın Tatar o zaman Maliye Bakanı’ydı. Karpaz Marina 99 sene kiralamak istemişti. O zaman ben Sayın Tatar ile görüştüm ve ’49 seneden 99 seneye vermekle sen onu bedava vermeş olursun. Oranın kıymeti 25 milyon Sterlin’dir. Bunu ihaleye çıkarın kim alırsa alsın, bedava vermeyin, babanazın malı değil.’ dedim. Şimdi aynı noktaya geliyorum. Şu an 99 senelik olan yasa geçmiştir ama devlet şu an 49 sene veriyor. Kocaman otel arazisi 2 bin 3 bin dolar gibi komik rakamlara veriliyor. Demek ki devletin oradan aldığı gelir yeterli değil. 49 sene sonra şöyle oluyor, devlet bunu tekrar kiralıcam diyor ama size öncülük verecem diyor. Devlet onu geri almıyor, tekrar kiralıyor ve öncülük veriyor. Devlet o araziyi zaten teslim etti, otel sahibine gelince onda öncülük vardır ama garantisi yoktur. 39 sene kiradıktan sonra kalan 10 sene için bir belirsizlik söz konusu oluyor. Şu andaki casino otellerinin çok çok 3 tanesi kendi arazileri üzerinedir. Diğerleri hep 49 senelik kiralamadır. Demek ki orada bir varlık vardır. Burada 49 sene ve 99 sene kiralanmış ne fark eder. Farkı sadece devletin aldığı 2-3 bin dolar kiradır. Halbuki boş arazi kıymeti alınıp 99 sene kiralama yapılırsa büyük gelirler elde edilebilir. Devletin hiçbir kaybı olmayacak. Otelciye gelince niçin o kadar para versin? Şunlardan dolayı; ilki zaten o otele gelince zaten otel 49 sene dayanmaz, yıkılacak. Yıkılıp yeniden yapılması 70-100 milyon bir paradır. 30-35 sene sonra yıkılacak. Yeniden yapılma için bankaya gidip borçlanamaz. Çünkü belirsizlik var. Ne malum yeniden kiralanacağı. Bu yüzden arazi kıymeti ödeyip 99 sene kiralamak otel sahibinin yararına olur, belirsizlik ortadan kalkar. Sadece oteller için değil başka araziler de 99 sene kiralanabilir. Dersiniz ki siz bu alana inşaat yapıp onu 99 sene kiralayabilrsin. İster otel yapar ister yap-sat yapar. Böylece kilidi açmış oluruz. Bu da Türkiye’deki yap-işlet-devret modeli gibidir. Turizmin önünü devlet böyle açabilir.

Bizim 3 lokomotif sektörümüz vardır. Sanal bete şu an yasal olarak izin veriliyor. 5 şirketin sanal bet izni veriliyor. Bunların 4’ünün oteli vardır, birinin yoktur. Burların dışında bir pazar vardır ama yasa dışı yapılıyor. Sanal beti zaten yerli halk oynamıyor. Yurt dışından oynanıyor yani dışarıdan para geliyor. Devlet de vergisini kaybediyor. 5 şirketten bir şekilde vergi alıyorsundur ama ya diğerlerine gelince ? Ne kadar engellemeye çalışsan yine olacak, ama sanal beti teşfik etsen 3. ülkelere açsan ve onun gelirlerinden vergi kazansan Türkiye’den para istemeye gerek bile kalmaz. Ya tamamiyle yasak edeceksin ya da önünü açacaksın. Eğitim, turizm olarak öndeydik şimdi Rumlar daha büyük şeyler yapıyor. Gelinen nokta budur. Benim turizm için önerilerim bu şekilde.

Eğitime gelecek olursam, benim uzmanlık alanım değildir ama aynı zamanda bir iş adamı ve ekonomist olarak, krizden önce bizim 110 bin talebemiz vardı. 50 bini gitti. Onların ekonomiye çok katkısı vardı. Krizden sonra öğrenciler geri gelecek mi? Bence bu sektörde de ekonomik açıdan değişim olması gerekir. Bazı üniversiteler yüzde 10-15 öğrenci kaybetse belki ayakta kalabilir ama yüzde 30-40 öğrenci kaybeden ne olacak? Bir üniversitemiz yüzde 90 burs vereceğim dedi. Yani yüzde 10 kazancı olacak. Peki bu kazançla nasıl ayakta kalacaksın? Eninde sonunda senin verdiğin hizmet sarsılacak, kaliten düşecek. Demek ki bütün adaya zarar vereceksiniz. Böyle durumlarda birleşim olması lazım. Üniversiteler bir araya gelse zararları düşüp karları artar. Bir öğretmen hem Girne’ye hem Lefkoşa’ya hem de Mağusa’ya gidecek. Üniversiteler birleşirse kıymetleri de artacak. Yani üniversite sayısı artmamalı aksine azalmalı ama azalma darken kapatma değil birleşerek azalmazı gerekmektedir.

İnşaat sektörüne gelirsek asıl uzmanlığım odur. İnşaata sadece açın dediler. Açtığımız zaman amaç açmak değil satım yapmaktır. Satış ise şu an yoktur, Devletin inşaattaki geliri stopajdır. Ama onunla sınırlı kalmaz. Bitmiş evler vardır bunlara teşvik vermek lazım. Çünkü zaten bunlar evin fiyatını yükseltiyor. Bu şekilde teşvik vermesi lazım. İkinci olarak sektöre yardım edilmesi lazım. Pazarlama dediğimiz yöntemler kullanılmalı. Satışlara gelince masraflar düşürülmeli ki satış yaparken kazanç olsun. Rum tarafına gelince esnafa ve özel sektöre büyük yardımlar gelecek. Bize yardım gelmezse buradaki müşteri güneye de kayabilir. Yasalara gelince onların da değişmesi lazım. Bir ev alınca ikinci evi alamıyorsun, dükkan alamıyorsun, 1 aydan fazla villada kalamıyorsun… Daha mühimi bir inşaata izin verilirse onun denetimi yapılması gerekir. Denetim olmazsa sıkıntılar olur. Sonra alıcı da mutlu olmaz. Yasalar ev alanları korumuyor. Geniş bir komite kurulması lazım inşaat için.”
Bu haber 533 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER