Kırılan vazo tamir olmaz

Aytaç Çaluda’nın Çalışma Bakanlığı’nın Akıncı tarafından veto edilmesi sonucu görevde kalan Faiz Sucuoğlu dünkü Bakanlar Kurulu’na katılmadı…
Aytaç Çaluda’nın Çalışma Bakanlığı’nın Akıncı tarafından veto edilmesi sonucu görevde kalan Faiz Sucuoğlu dünkü Bakanlar Kurulu’na katılmadı…
Oysa o Bakanlar Kurulu, ülkeye giriş çıkışlarla ilgili kuralları netleştirme gündemiyle yapılan son derece önemli bir toplantıydı.
Başbakan Tatar, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada Sucuoğlu’nu görevden almak istediği iddialarını yalanladı. “Cumhurbaşkanı’nın yaptığımız özel istişareleri basınla paylaşması siyasi etikle bağdaşmadı” dedi.
Ancak bu açıklama Sucuoğlu’nun gönlünü almaya yeter mi?
Orası ciddi bir soru işareti.
Çünkü kırılan vazo asla eskisi gibi olmaz.
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Girne’de gücüyle bilinen Ünal Üstel’in görevden alınması, Faiz Sucuoğlu gibi UBP’nin en ağır toplarından birinin Akıncı’nın Çaluda’yı veto etmesi sonucu görevde kalması yenir yutulur işler değil.
UBP tabanı bunu kolay kolay affetmez.
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde UBP’nin kahvesinden bile haz etmeyen Özersay tarafından UBP’nin adeta dizayn edilmesi, homurtuları yükseltiyor.
“Ülkenin çimentosuyuz, sağın birinci partisiyiz” diyen UBP’de Hüseyin Özgürgün ile başlayan, daha sonra Aytaç Çaluda ve Ünal Üstel ile devam eden kurbanlara Faiz Sucuoğlu da eklenecek mi?
İlk başta hükümette uyum pahasına sarı öküzü kurban veren yani eski genel başkanları Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlığının tartışmaya açılmasına imkan tanıyan UBP, şimdi nerede hata yaptığını sorguluyor?
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru son yapılan anketlerde Akıncı’nın dokuz puan gerisinde kaldığı ileri sürülen Tatar, partide yeniden birlik ve beraberliği nasıl sağlayacak?
Çünkü vazo kırıldı bir kere. Tamir olsa da eski haline dönmesi imkansız.
İntikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu düşünen birçok UBP’li, Tatar’ın cumhurbaşkanlığı önündeki en büyük rakibidir.
Yazıyı kıssadan hisse bir hikaye ile bağlayalım.
Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yılana kıyamamış. Yılan da dile gelmiş, ''Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana iyilik edeceğim'' demiş.
Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!'' demiş.
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.
Ailesi de dâhil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.
Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış.
Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ''Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş.
Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.
Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ''Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş.
Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan da o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde.
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan da yaralı...
''Hatalı olan oğlum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş.

Yılan ise acı acı gülümsemiş: ''Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş…

Bu haber 1339 defa okunmuştur

:

:

:

: