Anlaşma mı?

Kıbrıs müzakereleri, yarım asrı geçmiş bulunmaktadır.
Kıbrıs müzakereleri, yarım asrı geçmiş bulunmaktadır. Süreci takip edenlerimiz hatırlayacaklar. 3 Haziran 1968 ‘de Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta başlamıştı. Son görüşmeler ise Cenevre’de masanın devrilmesi ile sonlandı.
Sonlanmasına sonlandı da mevta haline gelen görüşme sürecini. Yeniden canlandırma ve sürece devam etme kararı alındı.
Kim tarafından ?
Sn. Akıncı “ben varım” dedi. Mevta suni teneffüsle canlandırılmaya çalışılıyor.
Guterres’in söylemleri baz alınarak, yeniden görüşme masası hazırlanmaya. Hazırlanması için de umutlara su verilerek masa yeşertilmeye çalışılmakta.
Bunun için de iyi bir marangoz aranmakta.
Masanın tekrar çökmemesi için de malzemelerin kaliteli olmasına her halde dikkat edilecek.
Umutlar, Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bağlandı.
Onun için soldan bir adayın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması ile bu işin mümkün olacağı kanısı sözde sol kesimde hakim.
Cumhurbaşkanlığı için hemen hemen tüm partilerimizin adayı hazır.
İkisi, bağımsız aday olacak. Fakat arkalarında bildik partiler var.
Kıbrıs sorunu, Rum tarafının istek ve politikaları ile Uluslararası bir sorun haline getirildi.
Keşmir’den sonra en büyük sorun.
Kıbrıs sorunu. BM GK üyelerinin ellerinde olan bir oyun.
52 yıldır BM’in iyi niyet misyonu çerçevesinde görüşmeler yapılmaktadır. Dünya değişti şartlar değişti. Değişmeyen tek şey Kıbrıs müzakereleri.
Crans Montana’da görülmüştür ki karşı taraf masaya, zamana oynamak için gelmektedir.
52 yıl, nerede ise bir ömür. Rumlar, Devlet, Hükümet. Biz, Toplum, Cemaat ve azınlık.
BM GK’nin tüm üye devletleri. Bizi, yukarıdaki cümlede söylediğim gibi kabul etmekte ve muamele göstermektedir.
Avrupa, tümden Rum’un tezinden yana.
Bunun için Türkiye’ye yaptırımlar uygulamıyor mu ?
GK üye devletlerinin de tutumları ayni değil mi ?
Kıbrıs Türk Halkı, bu gerçekler karşısında.
Tek yaşam kaynağı ve güvencesi olan Anavatan Türkiye sayesinde, adada nefes almıyor mu ?
Anavatan olmasa. Kıbrıs Türk Halkının ada üzerindeki durumunu bir düşünün.
Anavatana karşı oluşturulan şer ittifakları. Bunlara dahil olan ülkeler.
Adada adil bir çözüm olmasını isterler mi ?
Bu adada, Kıbrıs Türk Halkının da Rumlar gibi bir özne olduğu gerçeğini kabullenirler mi ?
Bu mümkün müdür ?
Olsa, onların yanında bize ve Anavatana karşı cephe alırlar mıydı ?
Birbirimizi aldatmayalım.
Rum, ayni Rum ve değişmemiştir.
Değişmemiştir derken. Kafa yapısından bahsetmek istiyorum.
Adanın batısında bulunan ve Kıbrıs Türk halkının da hakkı olan hidrokarbonlar için nasıl Bizans entrikaları çevirdiklerini görmekteyiz.
Şimdi de Türkler ve Türkiye için düşman ve hasmane bir tutum sergileyen Fransa. Niko’nun bastırması ile Güneyle askeri ve savunma iş birliği anlaşması yaptı.
Bu Fransa kim ?
Osmanlının son döneminde, Güney Doğu’yu ve Antalya’yı işgal eden ülke.
Türkiye’ye bakış açısı her zaman için hasmane olmuştur.
Hava ve denizde, savunma ve askeri iş birliği anlaşması.
Bu anlaşma, Kıbrıs Cumhuriyetini oluşturan uluslararası anlaşmalar ile ne kadar bağdaşır ?
Fransa, BM GK üyesi.
GK. Kıbrıs’ta adil çözüm istiyormuş !
Fransa ve diğer ülkelerin, Niko ile yakınlaşmaları ve ittifak oluşturmaları. Adada bir anlaşmaya varılmasını bir o kadar daha imkansızlaştırır.
Bu ülkeler, perdenin önünde, adada anlaşma diyorlar. Perde gerisinde ise Niko’yu pohpohlayarak olmayacak isteklerine karşı destek veriyorlar.
Niko’nun yerinde kim olsa, anlaşma istemez.
Sadece Niko mu ?
Beşi bir yerde, samimiyetle, adada, adil, her iki halkın da bu adanın birer öznesi oldukları gerçeğine dayanan bir çözüm şeklini. Güneye kabul ettirebilirler mi ?
Bu mümkün olur mu ?
52 yılda mümkün olmayacak bir müzakere süreci yaşandı.
Kıbrıs Türk Halkının ömründen çalındı.
Hala daha bu tayfa. Bu minvalde gidilmesinden yana.
Maalesef, bu minvalde gidecek, içimizdekiler de var.
Ekimdeki seçimlersen sonra, Batının şımarık oğlanı Niko’nun. Masaya daha da mağrur ve küstahça oturduğunu görür isek hiç şaşmayın.
Bu haber 860 defa okunmuştur

:

:

:

: