Gerçek köprülerle yakılacak köprüler

14 Şubat 2017 tarihinden itibaren köşe yazılarımı Star Kıbrıs gazetesindeki köşemden sizlere aktarırken zaman zaman babamın notlarını da yazdım.

14 Şubat 2017 tarihinden itibaren köşe yazılarımı Star Kıbrıs gazetesindeki köşemden sizlere aktarırken zaman zaman babamın notlarını da yazdım. Çok zaman oldu babamın notlarına bakmamıştım. Siyasetin yoğunluğu 2018 erken genel seçim, kurulup bozulan tekrar kurulan koalisyon hükümetleri, yaşanan ekonomik krizler, maaşların taksitle ödenmesi düşüncesinden geçen zor günler, Kıbrıs meselesinin uzayan ama bir türlü masada son bulmayan anlaşmazlıkları ve müzakerelere devam edilmesi mümkün olmayan günlerin ezberi... Şimdi ise korkunç bir salgınla mücadele eden dünyanın proplemi; pandemi dönemininin etkisindeyiz. Dünyanın sanki tersine döndüğü günleri yaşarken demoralize bir halin çaresizliği aldı başını gidiyor. Tedbir kuralları açıklanıyor ama dinleyen var, dinlemeyen var. Salgın ise halen artarak devam ediyor. Bu gün yeniden babamın notlarından bahsetmenin bir değişiklik olacağına kanaat getirdim. Kolay değil babam Hüseyin Özdemir ilerleyen yaşında “Eğitimde 60 yıl “ bir ömrün, her yaşanmışlığını kaleme almış. Hatırlıyorum gece sabahlara kadar daktilosu ile yazar, daktilonun klavyesinden çıkan seslerin ahengi ile uykuya dalardık. Şimdiki gibi, bilgisayarların olmadığı internet ortamının ve kolaylığının olmadığı yıllar. Hatırlıyorum en son babamın 1945 ‘li yıllarda İngiltere’ye burs alıp gidişini yazmıştım. Mağusa limanına gelen Fuadiye vapuru ile Mısır’a ordan da İngiltere’ye geçiş yapmıştı yapmasına ama ulaşımdaki zorlukları da yaşamıştı. 9 Ağustos 1945 Nagasaki'ye düzenlenen atom bombası saldırısı ile birlikte askeri tarihinde gerçekleştirilen yegâne nükleer saldırı ile Mısır’da yaşanan savaşın durmasına ilişkin halkın sevincini de notlarına Mısır’da olması nedeni ile yazmıştır. Mısır’da halkın müslüman ve Türklere ayrı bir hayranlık duyduklarını ve özellikle Atatürk sevgisinin var olduğunu da notlarda okudum. Babam İngiltere’de üniversiteye bağlı “Mardon Hall” denilen yurtta kaldığını ilk gelen öğretmenlerin iki kişilik daha sonraki yılda ise öğretmenlerin tek kişilik odalara yerleştirildiğinden bahsederken, kendisin odasında Rum öğretmenle kaldığını, bu öğretmenin ise her sabah erken kalkıp odayı kilise gibi ayarlayıp papaz gibi hareketler yaptığını yazarken kendisini bu durumun rahatsız ettiğini belirtmiş ve diğer Rum öğretmenin teklifi ile onun odasına geçtiğini de yazılarına eklemiştir. Babamın kaldığı yurt adı için Google girdiğim zaman yurdun 1933 tarihide yapıldığını, bu günlerde de varlığını sürdürmüş olduğunu okudum.Babamın burslu olduğu süreçte, orda kaldığı müddet halk oyunlarının İngilizlerin dikkatinde olduğunu ve kendisinden de bir halk oyununu öğretmesini istediklerinde “Sarı Zaybek” oyununu öğrettiğini ve bu oyunla türklerin adının duyulduğunu hatta sene sonu gösterilerine o yıllarda bu oyunun eklendiğini babam ifadelendirmiştir. O günlerden bu güne geçen dile kolay tam 75 yıl... Daha devam edecek olan anı notlarından kesitleri okuyucularım ile tabi ki paylaşacağım. Kıbrıslı Türklerin yaşadığı mücadele yıllarını unutmadık. Bu günlerde elde ettikleri için, yaşadıkları için, nefes alabildikleri ve huzur için şükür etmesini unutanlar var. 30 Ağustos Zafer Bayramını dün kutladık, hatırlatmakta fayda var bu gün KKTC’de barış vardır. Bu barış Anavatan Türkiye sayesinde ada genelinde hükmünü sürdürmektedir. O halde geçtiğimiz ve geçeceğimiz günler için dikkatlice okunması gereken bir sözü yazımın sonuna ekliyorum ki davranışlarımıza ve hareketlerimize bir anlam katsın “Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.”



Bu haber 5698 defa okunmuştur

:

:

:

: