Verilmiş sadakamız varmış!

Bir eski yargıç, bir gazetede mülakat verip halkoylamasında vatandaşı hayır vermeye çağırdı. Nedenine gelince kafası bir hayli karışmış olduğu anlaşılan bu eski yargıç, siyasetin bütün günahlarını tek tek sayıp yargıç sayısını artırarak bunların çözülemeyeceğini savunuyor.
Bir eski yargıç, bir gazetede mülakat verip halkoylamasında vatandaşı hayır vermeye çağırdı. Nedenine gelince kafası bir hayli karışmış olduğu anlaşılan bu eski yargıç, siyasetin bütün günahlarını tek tek sayıp yargıç sayısını artırarak bunların çözülemeyeceğini savunuyor.

Aslında niyeti belli. “KKTC yıkılsın, Ruma yama olalım” diyor ama öyle söyleyemediği için süslü cümlelerle meselenin etrafında dolaşıyor. Yazının sonuna da “Hade Hayır” diye bir de siyasete ayar vermeye kalkışıyor.

Bu eski yargıcın istifa etmesine sevinmekle beraber Allah böyle yargıçlardan bu ülkeyi korusun diye dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Ne diyelim? Verilmiş sadakamız varmış.

Aslında siyasette yapılan yanlışlar karşısında devleti yıkılmasını uman bu kafası karışık genç arkadaşa dün Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in yaptığı açıklamayı okumasını tavsiye ederiz.

Ne diyor Sayın Şefik?

“Seçmenler, 11 Ekim'de sandığa gitmeden önce halkoylamasında kendilerine sorulan sorunun neyi ihtiva ettiği konusunda bilgi sahibi olsunlar, ona göre takdirlerini arzu ettikleri şekilde kullansınlar” derken önemli bir ayrıntıyı da kamuoyunun dikkatine getiriyor.

1 Ocak 1985’teki dava sayısı 218 ike, 1 Eylül 2020 itibarıyla dava sayısının ise 1388… Yargıç sayısı ise hep 8’de kaldı.

Ve bizim hep şikayet ettiğimiz yargıdaki gecikmeyle ilgili Şefik’ten çarpıcı tespitler.
“Ceza davalarının istinafının erken dinlenmesi önemli. Bazen mahkeme iki ay ceza verir, kişi istinafa gider ama eğer istinaf erken görülmezse, cezasını çekmiş cezaevinden çıkmış olur. 8 yargıç bu görevler için yeterli değil.”

Derdi bağcıyla uğraşmak değil üzüm yemek olan her vatansever gibi Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in sözlerine hak vermemek mümkün değil.
Yargıda siyasi bir iradenin kesinlikle olmadığını ifade eden Şefik, şunları söylüyor:
“Siyasi diye nitelendirilebilecek Yüksek Adliye Kurulu üyesi iki kişidir, Cumhurbaşkanı ve Meclis’in temsilcisi ama bu kadar yıllık tecrübem göstermiştir ki, buralardan Yüksek Adliye Kurulu’na gelen temsilciler de hukukçu oldukları için daima hareket dürtüleri mahkemenin ihtiyaçları yönünde olmuştur. Yani siyasi baskıyla karar verildiğini veya başkalarından talimat aldıklarını görmedim. Almış olabilirler ama o dürtüyü uzağa atıp, hukukçu olarak değerlendirip yargının ihtiyaçlarına göre oy verdiklerini söyleyebilirim. Bu nedenle bu konuyu siyasi arenaya çekmek doğru değildir.'

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’nin sözleri “hayırcı” cephenin kulaklarına küpe olsun. Ne demişler? Anlaya sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Bu haber 1542 defa okunmuştur

:

:

:

: