Koştur ( ma )

Bir gününüz nasıl geçiyor? Yoğun olmak, sürekli hareketli bir yaşam sürmek, günün tüm yorgunluğunu içimizde sindirebilmek, bir sonraki güne hazır olmaya çalışmak, o günü göğüsleyebilmek bünyenizde nasıl bir durum yaratıyor?
Bir gününüz nasıl geçiyor? Yoğun olmak, sürekli hareketli bir yaşam sürmek, günün tüm yorgunluğunu içimizde sindirebilmek, bir sonraki güne hazır olmaya çalışmak, o günü göğüsleyebilmek bünyenizde nasıl bir durum yaratıyor?
Gün, yirmi dört saat, bazen nasıl da çabuk geçiyor. Özellikle, bu dönemin götürülerinden bir tanesi. Bazılarınıza göre bu günlerin çabuk geçmesi güzel. Belki de takvim yapraklarını kesip atmak, o günü de bitirmek iyi geliyordur ruhuna. Çocukken her yeni senenin başında babam yeni ve her geçen seneninkinden daha güzel bir takvim alıp gelirdi. Takvimimiz, mutfakta, buzdolabına yakın olan duvarın tam da ortasındaki yerini alırdı her sene. Sabahları, babam ve annem çok erken kalktıkları için hiçbir zaman yeni günün takvim sayfasını ilk ben okuyamamışımdır. O yaşlarda, şimdi çocukça bir davranış gibi görünse de, çok normaldi takvim sayfasının peşine düşmek. Her gün babam, takvim sayfasını o kocaman, duvarda oldukça yer kaplayan takvimden koparıp ana başlıklarla birlikte her cümlesini tek tek okurdu. Bazen bakardım ki bazı başlıkların altı da koyu mürekkepli mavi kalemle çizilmiş. O zamanlar, babam ne yaparsa onları bir bir tespit ederdim. O, sadece takvim yapraklarında değil; gazeteleri, dergileri de okurken beğendiği, aklında tutmak istediği, günlük yaşamında kullanmayı gözüne kestirdiği cümlelerin altlarını da hep çizerdi.
GECE GÜNDÜZÜ GÜNDÜZ GECEYİ KOVALIYOR
Gündüzün bize getirdikleri ve bizden götürdüklerini kıyaslarken anlıyoruz ki gün geçmiş. Gece de yatıyoruz ve sabah kalktığımızda sanki hiç uyumamışız gibi, sanki hiç dinlenmemiş gibiyiz. Sonra, bu durumdayken kalkıp, giyinip iş yaşamamıza dönüyoruz. Ve… Sonraki günün öyküsü yine aynı. Bir telaş, her güne bir safsata, yetişmeye çalışıp da yetişememek duygusu, bu halin bir an önce bitmesi ya da bitirilmesi için dua etmeler… Her günün bitimiyle yeni başlayacak olan güne karşı olan güvensizlik, bunu düşünürken bile hissettiğimiz yorgunluk, bambaşka bir deneyim oluyor bizlere. Yeni gün, artık bizlere anlaşılmayan planları, bulunması zor adresleri, gün içinde sonlanamayan işleri, gülümsemeyi unutmuş yüzleri anımsatıyor. Sabah çocuğumuzu annemize uykulu gözlerle götürüyoruz; köpeğimizi, kedimizi acele acele yediriyoruz; makyajımızı işimize gittiğimizde yapıyoruz; çalışırken önceden sevgiyle yaptığımız işimizi artık, zorunlu ve saate bakarak yapıyoruz; iş saatleri dolunca çabucak arabamıza binip evimize gidiyoruz. Gün, böylece bitmiyor tabii ki. Biraz olsun dinlenmeden devam ediyoruz koşturmamıza. Devam ve devam… Yemek yapıyoruz; çamaşır yıkıyoruz; işten arta kalanları toparlamaya çalışıyoruz; evcil hayvanlarımızla ilgileniyoruz; çocuklarımızla oyunlar oynuyoruz, bahçemizde gerekli işleri yapıyoruz; arabamızı yıkıyoruz; birçok şey daha.
KEYİF ALANI OLUŞTURMAK
Keyif alanı oluşturup da tüm bu işlerden, sorumluluklardan kurtulmak, nefes almak, huzurlu, sağlıklı olmak adına bir şeyler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Sevdiğimiz insanları da düşünmeliyiz. Yoğun iş ve ev temposundan kurtulup kendimizce keyif alanları oluşturmalıyız. Bunun için de yaşamımızı düzenli olarak planlamalı ve bu plana uymalıyız. Bazı işlerimizi bitirmek ve koşturmamak için biraz olsun bilinçli, sakin ve düzenli olmalıyız.

Bu haber 1353 defa okunmuştur

:

:

:

: