Toplum olarak derin bir kaos yaşıyoruz...

Yakın zamanda ülkemizde yaşanan cumhurbaşkanlığı seçiminde, maalesef, hiçbir seçimde olmayan bir durum olarak, halk arasında bir bölünmüşlük yaşandı. İlk kez bir seçimde halk birbirine bizden misin değil misin sorusunu sordu. Halk adaylarla ilgili taraf oldu ve karşı tarafı küçümsedi dışladı. İlk kez bir seçimde biz ve onlar yaşandı. Çok kötü ve sıkıntılı bir durum. Ülke sanki ikiye bölündü.
Yakın zamanda ülkemizde yaşanan cumhurbaşkanlığı seçiminde, maalesef, hiçbir seçimde olmayan bir durum olarak, halk arasında bir bölünmüşlük yaşandı. İlk kez bir seçimde halk birbirine bizden misin değil misin sorusunu sordu. Halk adaylarla ilgili taraf oldu ve karşı tarafı küçümsedi dışladı. İlk kez bir seçimde biz ve onlar yaşandı. Çok kötü ve sıkıntılı bir durum. Ülke sanki ikiye bölündü.

Toplum içerisinde yaşanan bu taraf olma, taraf tutma ve karşı tarafı reddetme, ülkenin ülkede yaşanan psikolojik sıkıntıların büyük bir belirtisi.

Demokrasi ile yönetilen bir ülkeyiz, seçim demokrasiyi demektir. Demokrasinin en büyük özelliği farklı fikirlere, farklı görüşlere saygı duymaya gerektirir. Seçim, futbol maçı değildir. Herkesin kendi siyasi görüşü vardır, Fikri vardır ve bu fikirlerini destekleyen tarafı seçme özgürlüğüne sahiptir.

Maalesef son cumhurbaşkanlığı seçiminde sanki bir futbol maçı taraftarı gibi herkes birbirini rencide etmiş, baskı yapmış, bizdensin ya da değilsin, bizden olmazsan dışlarız gibi tutum içerisine girmiştir.
Seçimlerde yaşanan halkın bölünmesi, aslında toplumda büyük sıkıntılar olduğunu göstergesidir. Pandemi dönemini geçiren bir toplumumuz, korku, panik, belirsizlik, ekonomik sıkıntılar, boşanma oranlarındaki artış, tüm bunlar belli ki toplumsal depresyon oranlarını arttırmış.

Belki de çoğumuz fark etmiyoruz ama ağır depresyon sıkıntıları yaşıyoruz. Aksi takdirde cumhurbaşkanlığı seçiminde bu yaşananlar yaşanmazdı. Küçümseme, suçlama, ırkçılığa indirgeme gibi trajik olaylar yaşanılan bir seçim, hiç de mantıklı değil.
Seçimde yaşanan taraflar Türkiye'cisin, Rumcu'sun. Bu seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri zaten belli. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı sadece o ülkenin dış siyaseti ile ilgilenir. tarafların birbirini suçlama nedenleri dış ülkenin iç siyasetimizde karışmasına istemiyoruz. Halbuki Cumhurbaşkanı zaten iç siyasete karışamaz. Görevi dış siyaset. Üstelik, dış ülkeleri, iç işlerimize karıştırılacağı için suçlanan aday da ülkenin başbakanıydı. Yani esas iç işlerimizin başı. Nasıl bir mantıksızlık sergilendi bu seçim sürecinde hiç anlamadım. Rumcu diye suçlanan aday da eski cumhurbaşkanı ve rumla anlaşma yapmamış görevi süresince!
Halkımızın bu kadar gerçeği görememesi ve süreçte toplumun nerdeyse ikiye ayrılması, birde tarafların birbirini hiç olmayacak şekilde suçlaması saldırması çok dikkat edilmesi gereken bir tehlikenin işaretçisi...
Tabii ki bu süreçte hükümetin bozulması, yeni bir hükümetin oluşması gerekliliğini, hatta erken bir seçim ihtimalini de ortaya çıkartmıştır.

Halkın en büyük beklentisi bir an önce sağlıklı bir hükümetin kurulup, toplum refahına yönelik icraatlardır. Özellikle ekonomik sıkıntılara çare aranmaktadır. Toplum, yakın zamanda yeni bir seçimden çok, icraat görmek ve geçirilen bu sıkıntıları atlatmak istemektedir...
Bu haber 1581 defa okunmuştur

:

:

:

: