Boşanma ve sonrası

Aile, yakın zamana kadar anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan en küçük topluluk olarak tanımlanırken; günümüzde bu tanım artık aileyi açıklamaya yetersiz kalmaktadır. Çünkü özellikle ülkemizde, her geçen yıl boşanan aileler artmaktadır.
Aile, yakın zamana kadar anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan en küçük topluluk olarak tanımlanırken; günümüzde bu tanım artık aileyi açıklamaya yetersiz kalmaktadır. Çünkü özellikle ülkemizde, her geçen yıl boşanan aileler artmaktadır. Boşanma yaşayan her aile sonrasında farklı bir aile yapısına doğru değişim gösterir. Örneğin tek bir ebeveyni ile birlikte yaşayan çocuklar, ya da dede ve ninesi ile yaşayan çocuklar, annesi yeniden evlilik yapmış, üvey baba ya da üvey anne ile yaşayan çocuklar vb. birçok aile yapısı karşımıza çıkmakta. Boşanan bireylerin boşanma sebebi, yaşanılan mutsuzluğu bitirmek ve mutluluğu yeniden aramak çabasıdır. Pek çok birey boşanma sonrası yeniden evlenerek yeniden kurulmuş bir aile olmaktadır. Yeniden kurulan aileyle çiftlerin önceki birlikteliklerinden olan bir veya daha fazla çocuk veya sonradan birlikte edinilmiş çocuklarla hep birlikte yaşamaya çalışılmasıdır.
Eşlerin önceden olan çocuklarının birbirleri ile akrabalık ilişkileri nasıldır? Anne ve babası farklı kardeşlerin sayıca arttığı çocukların yaşadığı karışıklık, değişen aile yapımızı göstermektedir. Ülkemizde ailesi boşanmış birçok çocuk ise tek ebeveyni tarafından terk edilmektedir. Genellikle baba olan bu ebeveynle ilişkileri zayıflayan çocuklar, aynı zamanda babasının akrabaları ile zayıf ilişkiler yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Yine bu çocuklar kendi dede ve ninesinden çok kendileri ile birlikte yaşayan annesinin ya da babasının eşinin akrabaları ile daha fazla görüşme ve ilişki içinde olma durumu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Yeniden kurulmuş bir ailenin ortak çocuğu olarak dünyaya gelmiş bir çocuğun karşılaştığı farklılıklar da söz konusudur. Örneğin erkek ve kadının önceden ikişer çocukları bulunmakta, ikisinin bir tane de ortak çocuğu olsun. Erkeğin çocukları anneleri ile birlikte yaşıyorlar. Küçük çocuk annesinin önceden olan çocukları ile birlikte büyüyor. Üç kardeş olarak… Fakat kendisi ile birlikte büyümese de iki kardeşi daha var. Üstelik birlikte büyüdüğü kardeşleri ile soy isimleri aynı değilken; başka bir evde yaşayan kardeşleri ile soy isimleri aynı olup çelişkiler yaşayabilmektedirler.
Değişim içerisinde olan bu aile yapıları sadece şekil olarak değil; ilişkisel olarak da büyük farklılıklar göstermektedir. Üstelik çok daha zorlaşmaktadır. Tek ebeveynli bir ailede tüm sorumluluklar bir bireyin üzerindedir. Sorumlulukların altından kalkamayan ya da büyük zorluklarla kalmaya çalışan bireyin yaşadıkları pek de kolay olamasa gerek… Yeniden kurulmuş ailelerin ise boşanma oranları ilk evliliklere oranla çok daha fazladır. Çünkü pek çok soruna gebedir bu evlilikler… Örneğin ilk evliliklerden gelen çocukların sorumlulukları yeni evlenilen eşe ne kadar verilmeli? Çocuğun ev içindeki sınırlarını çizmede ve bu sınırları uygulamada yeni eş ne kadar katkı koymalı? Daha doğrusu katkı koymalı mı? Bunun gibi çok farklı ve sıkıntılı sorunlara gebe olan bu aileler, uzman desteği ile yaşadığı ya da yaşaması muhtemel sorunlarını aşabilme bilincine sahip olabilmelidirler.
Boşanmaların kontrolsüzce artışı ülkemizde aile yapısı başta pek çok toplumsal ilişkiyi etkilemektedir. Boşanmış bireylerin pek çoğunun daha önceden karıştığı arkadaşlık gruplarının da değişim gösterdiğini, hatta bu değişimlerin genellikle yalnızlık yaşayan bireylerin yalnızlıklarına çare olma beklentisi ile gereğinden fazla yakınlaşarak; farklı sorunlara sebep olabilmektedir…
Devletin, toplumun yaşadığı bu mutsuzluğa duyarsız kalmaması ve bu sorunları giderecek önlemlerin alınması artık zorunluluk haline gelmiştir. Toplumun temeli olan ile ilgilenen bir bakanlığımız hala mevcut değildir… Boşanmaların % 80’lerde olduğu ülkemizde, Aile Bakanlığının olmaması toplum adına çok büyük bir ihmaldir.
Birçok uzman ülkemizde son yıllarda özellikle başta aile olmak üzere toplumun her kesiminde anti-depresan haplarının kullanımının çok yaygınlaştığını, insanların ağrı kesici haplar gibi çok basitçe bu hapları tükettiğini tespit etmişlerdir. Bence bu kadar sorunlu ailelerin olduğu toplumlarda, insanların böyle mutsuz olmaları ve mutsuzluktan kurtulmak için denetimsizce hap kullanma yoluna gitmeleri pek de şaşılacak bir durum değildir…

Bu haber 1328 defa okunmuştur

:

:

:

: