Fikret Demirağ

Kendisini tanıyıncaya kadar, övgüsünü duydum, kitaplarda şiirlerini okudum.
Kendisini tanıyıncaya kadar, övgüsünü duydum, kitaplarda şiirlerini okudum. Bir güzel insandı Fikret Demirağ… Türkçe öğretmeniydi, Kansu gibi… Yazmaya 1954’te başlamıştır. Öğrencilik yıllarında ve daha sonra Türkiye’de Varlık, Dost, Adam, Yeni Düşün gibi… pek çok dergide şiirleri yayınlanmıştır. mail gönder yazdır büyütküçült Fikret Demirağ Kendisini tanıyıncaya kadar, övgüsünü duydum, kitaplarda şiirlerini okudum. Bir güzel insandı Fikret Demirağ… Türkçe öğretmeniydi, Kansu gibi… Yazmaya 1954’te başlamıştır. Öğrencilik yıllarında ve daha sonra Türkiye’de Varlık, Dost, Adam, Yeni Düşün gibi… pek çok dergide şiirleri yayınlanmıştır. YANKI “ Durduk Akdeniz’le, o bilge denizle karşılıklı Birbirini aldatmış iki sevgili gibi Zamanın hırpaladığı, yaşamın yaraladığı iki sevgili Bakışlarımız konuştu ve Anlaşmak için sözcükler gerekmedi Yurdumun yaralı toprağıyla durduk karşılıklı Anayla oğul gibi Yüreğimle konuştum yüreğiyle dinledi Yüreğimle konuştum, o beni anladı Sen onu anladın mı ey cahil gönlüm Verebildin mi zorlu sınavını Onun oğlu olmanın, Yazabildin mi en doğru şiirini… Şiire gönül vermek gerek… Yazmanız gerekmez, onu yazanı doğru anlamaya çalışmaktır bence… Şiir sevdalısı olunur böylece… Şiirler okundukça ışır, parlar… Işıdıkça da anlamaya başlarsınız şiiri, anladıkça da seversiniz… Gülgün SERDAR’ın bir radyo programına katılan Demirağ, iki toplumun da analarının acılarını dile getirdiğini ifade ettiği bu şiirinde ne kadar insancıldır, ne kadar yürek yakıcıdır… HÜZÜN ANA “ Ölüm yaşıma girdim, üşüyorum eşiğinde kapımın; Götürülen ciğer köşem oğlumdu, bir yazıydı ömrümün Tüfekler alıp gitti, ömrümüze vuran karanlık Bir zeytin fidanı gibi büyütmüştüm onu ben; Silindi gitti izleri, her şeyi örttü zaman… (HÜZÜN ANA, 1992) 1997 yılı benim hayatımın miladıdır. Yazın hayatına ilk adım atışım çünkü... Yazın ve sanat dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buluyorsunuz o zaman… Sevgili Demirağ’la etkinliklerde, özellikle de şiirli toplantılarda karşılaşırdık. Ölümünden birkaç ay önceydi son buluşmamız. Ressam Nilgün Güney’in CADI KAZANI isimli sanat- kafesinde bir akşam buluşmuştuk. Biz ADA tv. olarak kısa bir çekim gerçekleştirmiştik. Şiirler okumuş, kısa kısa sorularımı yanıtlamıştı. Ardından da süren geceye damgasını vurmuştu. Sakin sakin konuşan, gözlüklerinin ardından sizi araştıran gözlerle bakan biriydi, belleğimde kalan izleri böyle… Gidenin ardından fazla söze gerek kalmaz. ÖLÜM sözün bittiği yerdir… Sanatçılar için öyle değildir ama… Onlar geride bıraktıkları eserleriyle anılırlar, durmadan tekrarlanırlar, yüreklerde derin izleri vardır… Kıbrıs Türk edebiyatı kitaplarında, ansiklopedilerde ve antolojilerde haklı bir yeri vardır Demirağ’ın… Didaktik türde yazılı aşağıdaki şiir onun öğretmen yanını, eğitimci yanını ne kadar güzel vurguluyor… OKU Kutsal kitapların sözüdür: OKU! Büyük bir kent gibi kaynaşıyor yüzün. OKU! Bazen sıradan bir duvar yazısı Ne iyi özetliyor akıp duran her şeyi Oku! İbret al, dersler çıkar! İnsanı, insandaki büyük umudu oku! Sen, şiiri limon, yaz ve zeytin kokulu Acılardan geçe geçe rengin değişmedi mi ? (ADIYLA YARALI, 1986) Fikret Demirağ’ın ilk şiirlerinde, pek çok şairde görüldüğü gibi Orhan Veli etkisi göze çarpar. 1960 yılında Mehmet Kansu ile ortaklaşa çıkardıkları İKİNİN YAŞAMI isimli kitapta, soyut şiire geçişi apaçık görülür. Türkiye’de 1. Yeniye (Garipçiler) tepki olarak doğan 11. Yeniye kayar. Bu akımın öncüleri Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar ve gibi imzalardır. SERENAT “ Yalnızlığın başladığı yerde Seni düşünmeden edemem bidanem Anlarsın ya! Geceyle gündüzün Yirmidört saatten nasiplerini Bir çizgiyle bölüştükleri yerde Senin için bir şiir yazmadan edemem… Sabah olur da Çiçeği burnunda türküler söylenir bidanem Bu sokakları dolduran Güzel işçi kızlarının gözleri aman Bilmem neden Bana seni hatırlatır her zaman… (İKİNİN YAŞAMI, 1960) Türk Edebiyatında “ İkinci yeni akımı” adı verilen akımın da temsilcilerindendir. On yıl kadar, bu akımla şiirler yazdıktan sonra toplumcu- gerçekçi çizgide sürdürmüştür. Şiirlerinde kullandığı sözcükler, aldığı edebiyat ve dil eğitiminin sağlamlığını ortaya koyar. Sonuç olarak da yıllar sonra bile, şiirleri sizlerledir… Eğitim artı yetenek böylesine ince dizelerle karşınızda sapasağlam durur… Yazma yolculuğuna çıkmış kişiler örnek almalı onu ve onun gibileri… İşte yaşamak üzerine belleklerden çıkmayacak bir şiiri: UMURUMDADIR Ölüm umurumdadır. Çünkü umurumdadır yaşam; Yaşanan günlerin sisi Ve akıp giden şırıltısı Umurumdadır. Günlerin ışıltısından Ve acılarından geriye Ne kalacağı süzüle süzüle Umurumdadır… ( AKDENİZLİ ŞİİRLER, 1984) Demirağ, dizeye ve dizelerdeki imgelere büyük özen gösterir. Lirik anlatımında, yalın olmak için de büyük çaba göstermiştir. Tam bir AKDENİZLİ olduğunu her fırsatta dile getiren şair, son on yılında özellikle Kıbrıs insanının duyarlılıklarına, sorumluluklarına ve sorunlarına odaklanmıştır. AŞK’A VE UMUDA BİR MEZARTAŞI Seviyorsun. Neye göre? Ölçün ve nedenin ne? Neden O’nu değil de beni? Paylaşmak mı talan mı; Herkes bir başkasında”kendini” mi seviyor biraz? Sorular ve kuşkular arasında geçip gidiyor HAYAT… (AKDENİZLİ EROS, 2009) Kitabı açıyorum, içinde kendi el yazısıyla “ Ayşe Tural’a en iyi dileklerimle…” 2 Şubat 2010 tarihi var… Elde olmadan hüzünleniyorsunuz, onu kaybetmeden birkaç ay öncesi çünkü… GÜNDÜZ GÖZÜYLE Şarabın rengi ve tadıyla, loş ışıklar altında Romantik müziğin aylasında İkimizin de “LEYLA” olduğu gece (Benim ayrıca “MECNUN” olduğum!) Aramızda geçen her neyse, ona Bir de gündüz gözüyle bakmalı; çıplak olarak- Yüreklerimizden havalanan” rengarenk balonlar” da Yere inmiş olur. O zaman Bunu bir daha konuşalım; Tabii konuşulacak bir şey kaldıysa hala… (VE BİR AŞK DAHA (MI?) Onun şiirleri tarih, mitoloji ve günümüz Kıbrıs insanının temel sorunları ile beslenir. İlk bakışta biraz umutsuz gibi görünse de umudu ve direnmeyi elden bırakmaz… Büyük ustaya Tanrı’dan rahmet diler; onu ve onun gibi sanatçıları dizeleriyle yaşatmak hepimizin boynunun borcudur, derim… Fikter Demirağ kimdir? 1940 yılında Kıbrıs-Lefke'de doğdu. Ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (şimdi Gazi Üniversitesi) Türkçe Bölümünü bitirdi. Kıbrıs'ta Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Öğretmenlik görevini 29 yıl kesintisiz sürdürdü. Öğretmenlik hayatı boyunca şiire hiç ara vermedi. Şiirleri, Kıbrıs'ta ve Türkiye'de yayınlanan dergilerde yayınlandı. 2010 yılında vefat etti. ESERLERİ (Şiir kitapları): •Tutku, •İkinin Yaşamı, •Esperanza, •Açar Yörüngeler Çiçeği, •Aşkımızın Şarkıları, •Kısa Şiirler Durağı, •Ötme Keklik Ölürüm, •Dayan Yüreğim, •Umut ve Dehşet Çağından Şiirler, •Dinle Şarkımı, •Akdenizli Şiirler ve Aşk Sözleri, •Adıyla Yaralı, •Rüzgârda Ozan Türküleri, •Hüzün Ana, •Limnidi Ateşinden Bugüne, •Seçme Şiirler, •Sırı Dökülmüş Kökayna ve Yalnızlık, •Gece Müziği... •Eros'un Oku •Alfa ve Omega

Bu haber 8090 defa okunmuştur

:

:

:

: