Bu çocuklar kimin çocukları?

Dün okullarda çok sıkıntılı bir gün yaşandı.

Dün okullarda çok sıkıntılı bir gün yaşandı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesinin önerileri doğrultusunda 12’nci sınıflarda başlattığı yüz yüze eğitim, ne yazık ki bazı öğretmenlerin ve görevlilerin okula gelmemesi nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Milli Eğitim Bakanı Olgun Amcaoğlu, Haziran ayında son sınıf öğrencilerin mezuniyet beklediğini, bu öğrencilerin Türkiye ve diğer ülkelerde üniversite eğitimi alabilmesi için sınavlara gireceğini hatırlattı.
Bu öğrencilerin aylardır üniversite sınavlarına hazırlandığını, ailelerinin ise maddi manevi uğraş içinde olduğunu, öğrencilerinin başarı göstermesi için emek veren öğretmenlerin de bulunduğunu dile getiren Amcaoğlu, haklı olarak kızgındı.
“Sendikanın tavırlı duruşu bütün bu emeklere saygısızlık” diyen Amcaoğlu’na hak vermemek mümkün değil.
Amcaoğlu, “Öğretmenler de sendikalar da bu açılımı kabul ediyor ama yine de karşıt olmak ve aşı konusunda diretmek için bu eylemi yapıyor” diyor.
Bu tartışmalar ışığında insan üzülmeden edemiyor.
Bu çocuklar kimin çocukları?
Dünyanın bir çok yerinde okullar kapanmamışken, seyreltilmiş eğitimle açılması zorunluluk olan 12. sınıfların yüz yüze eğitimine neden karşı duruluyor?
Üstelik bu karar Milli Eğitim Bakanlığı’nın değil, her fırsatta dilimizden düşürmediğimiz Bulaşıcı Hastalıkları Üst Komitesi’nin kararıyken.
Devlet otoritesinin bu şekilde çiğnenmesinin bu ülkeye nasıl bir faydası olabilir?
Milli Eğitimi Bakanı Olgun Amcaoğlu, öğretmenlere ve göreve çağrılıp da gitmeyen kamu görevlilerine daha önce ne uygulanmış ise onun uygulanacağını söyledi.
Bu konuda gerekli disiplin cezalarının uygulanması elbette gereklidir.
Her fırsatta hukuktan, kuraldan bahsedenler, devlet otoritesini hiçe sayıp böyle bir tavır takınamazlar.
Sendika yetkililerine sormak lazım. Acaba Avrupa Birliği’nde ya da Güney’de böyle bir olay yaşansaydı ne yaparlardı? Devlet otoritesine karşı çıkan görevliler nasıl cezalandırılırdı?
Herkes aklını başına toplamalı.
Belli ki amaç üzüm yemek değil, bağcıyla kavga etmektir.
Mevzu bahis çocuklarımız, yani bu ülkenin geleceği ise gerisi teferruattır. Kimse bu çocukların geleceği üzerinden siyasi oyunlar oynayamaz.
Bizden söylemesi…


Bu haber 2700 defa okunmuştur

:

:

:

: