Kısıtlamalar ve Kıbrıs toplumu

Kısıtlamaları ne kadar takıyoruz? Gerektiği kadar mı; yoksa uygun görüldüğü kadar mı kısıtlama yapılıyor? Getirilen bu kısıtlamaların ne kadarını alışkanlık haline getirip de yaşamımızın merkezine yerleştiriyoruz? Peki, bu kısıtlamaların artması durumunda ve tüm bunların uygulamadan kaldırılması kapsamında bizleri neler bekliyor olabilir?

Kısıtlamaları ne kadar takıyoruz? Gerektiği kadar mı; yoksa uygun görüldüğü kadar mı kısıtlama yapılıyor? Getirilen bu kısıtlamaların ne kadarını alışkanlık haline getirip de yaşamımızın merkezine yerleştiriyoruz? Peki, bu kısıtlamaların artması durumunda ve tüm bunların uygulamadan kaldırılması kapsamında bizleri neler bekliyor olabilir?
Bizler, geçmişten gelen birtakım yaşanmışlıklardan kaynaklı özgür olmayı, kısıtsız yaşamayı kendi kendimize ilke edinmişiz. Kıbrıs Türk toplumu olarak bağımsızlığına düşkün, bu küçücük adada kendi kuralları olan, kimseye ihtiyaç duymayan ya da duyarsa da sonucunu önceden bilen ve bu konuda kendine dur diyen, bireysel boyutta kendini gerçekleştirme isteği ve tutkusu içinde olan insanlarız. Kısacası, benim tarafımdan kaydedilen bunlar. Tabii, son bir yıldır yaşadıklarımıza önceleri inanmak istemedik, hep reddettik; hatta bizleri koruma gücünde ve yetkisinde olan yetkililer tarafından bizlere: “Kendinizi ve evinizi her daim temiz tutun, maske takın, bu saatten sonra şu saate kadar sokağa çıkmayın, bu tarihten şu tarihe kadar zorunlu olmadıkça ( eczana / market dışında ) bir yere gitmeyin, özel arabanızla da olsa şehirler arası yolculuk yapmayın, aile, arkadaş, eş, dostla görüşmeyin, dışarda yemek yemeyin ve içmeyin!” dendi. Çoğunluğumuz uydu uymasına; fakat içimizde yaşadıklarımız bizleri ne duruma getirdi? Eski yaşantımıza yönelik istekler, dilekler, pişmanlıklar, özleyişler arttıkça arttı. Gelinen son durum, biraz karışık; biraz duygusal ve biraz sosyolojik olmakla beraber psikolojik.
Dünya / İnsan ve Söylenenler
Hayalet şehre dönüştü. ( Münih )
Noel’de sokaklar, bomboştu. Hayat, durdu. ( Londra )
2.kez “Venedik Festivali” iptal edildi. ( Venedik )
Dört haftalık karantina başladı. ( Fransa )
COVID – 19 hastalığından ölenlerin sayısı yüzleri aştı. ( Türkiye )
Bir şehir daha karantina altına alındı. ( Çin )
Mutasyonlu virüs, tüm ülkeye yayıldı. ( İran )
Corona koğuşundan kan donduran görüntüler! ( İtalya )
Corona nedeniyle yirmi kent gözetim altında. ( Fransa )
En kalabalık 2.ülke panik altında. ( Hindistan )
Ülke nüfusunda son on beş yılın en büyük düşüşü yaşanıyor. ( Rusya )
Bireysel Korunma
Bireysel korunmanın sonucunda toplumsal sağlığın gelebileceğini kestirebilmek için sosyolog ya da sağlıkçı olmamıza hiç gerek yok. Yapılan kısıtlamalara isteyerek, inanarak uymak ve bu gibi insan yaşamını ön plana alan, onu koruyan, geleceği oluşturan sistemin yürümesini kolaylaştırmak, vatani görevlerimiz arasında sayılır. Bunu yaparken de bilmeliyiz ki önce kendi hakkımızı savunuyor ve kimsenin hakkından çalmıyoruz. Bu erdem, insan olmanın ve insanca yaşamanın en büyük, en önemli olanlarından bir tanesi. Getirilen tüm kısıtlamaların kendi yaşamlarımız için olan gerekliliğini düşünerek insana, doğaya, doğada yaşayan tüm canlılara sevgi ve saygı göstererek yaşayalım ve yaşatalım.




Bu haber 550 defa okunmuştur

:

:

:

: