Kim yetenekli?

Yetenekli misiniz? Bu soruyu kendinize bizzat sordunuz mu hiç; yoksa toplum baskısını da düşünerek bu soruyu sormada engel mi yaşadınız?

Yetenekli misiniz? Bu soruyu kendinize bizzat sordunuz mu hiç; yoksa toplum baskısını da düşünerek bu soruyu sormada engel mi yaşadınız? Bir de öyle durumlar vardır ki sanki her konuda yetenekli olmalıyız, her an verilen her öğretiyi kolaylıkla yerleştirebilmeliyiz beynimize. Olaylar, durumlar karşısında kendinize ne tür sorular saracağınız, bakış açınızı hangi yönden kullanacağınız konusunda seçim, sizin.
Yetenek sözcüğünün sözlük anlamları: Kişinin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat; duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite; (eğitim) kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır dışarıdan gelen etkiyi alabilme. Senelerdir biliyoruz ki sınavlar bile Genel Yetenek / Genel Kültür olarak iki aşamada yapılmaktadır. Yaşamamız boyunca her alanda, her ortamda yetenek sözcüğünü duyuyoruz.
HEPİMİZDE VAR OLAN YETENEK
Yetenek, anladığım kadarıyla, toplum içerisinde bir alana, bir konuya karşı duyulan özel ilgi ve bilgi gibi. Tabii ki yeteneğin özünde var olduğuna inandığım özel olma durumuna inanıyorum. Fakat, bilinmesi gereken, bu özel durumun çok üstün yeteneklere gerek duymadığı. Kısacası, üstün yetenekli olanlar bu işi, şu işi yapar gibi düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum. Geçen gün interneti karıştırırken 2010 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü “ Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması, Ekonomisi Ana Bilim Dalı” nda mastır öğrencisiyken bitirme tezimde bu konuyla ilgili yazmış olduğum bir cümle çıktı karşıma. Cümlem söyle: Her normal insan, belli bir düzeyde Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Felsefe, Sosyoloji, Edebiyat, Yabancı dil, Müzik, Resim… yeteneğine sahiptir ve bunları istediği kadar geliştirebilir. Evet, ben şimdilerde de buna inanıyorum.
TÜM ÇABAMIZ KENDİMİZİ KENDİMİZE KABULLENDİRMEK
Bir bakıyoruz, yirmili yaşlarda seramik yapmışız, otuzlu yaşlarda resim ya da başka başka yaşlarda şiir yazmışız, matematik problemleri çözmüşüz ve de yaşamımızın sonuna kadar sürecek şekilde, farklı alanlarda, farklı konularla ilgilenmeye, o konunun içine girdikçe, keyif aldıkça o konuyla ilgili daha çok bilgilenmeye ve ürün ortaya koymaya çalışıyoruz. Kendimizin ve yeteneklerimizin Dünyamız üzerindeki yerini belirliyoruz.
ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK
Biz, yapabildiklerimizle, karşımızdakilere aktarabildiklerimizle varız. Farklı dönemlerde ilgilendiğimiz alanlarla ilgili tam olarak bilgi edinmek, o alanı araştırmak, alanla bağlantılı çalışmalar yapmak ve üstün çalışma göstererek alana hakim olabilme hakkına sahip olmak oldukça önemli. Üstün yetenekli olmak mı; yoksa herkeste var olan yetenekle başlayıp da onu geliştirerek alanda yeteneği hak mı etmeli? Bu konuda, Antik Yunan filozofu olan ve Yunan Felsefesi' nin kurucularından Sokrates: “ Kabiliyet diye bir şey yok. Aslolan emek. Kendini yetenekli zannetmek, parlak bir sabun köpüğünden ibarettir. Çalışmadan hiçbir şey olmaz, bu dünyada. Saatlerce, günlerce, aylarca, senelerce çalışmak, çalışmak, çalışmak… Sokrates’in söylediklerine gönülden inanıyorum. “Yeteneğim yok, bu işi başaramam, şunu yapamam.” gibi olumsuz sözleri bir tarafa bırakıp artık kendimize gelelim. Herkes, her şeyi yapabilir. Yeter ki o konuya karşı ilgimiz olsun, bir şeklide o alana sürüklenmeye başlayalım. Sonrası, kolay. Çünkü, çalışıp da küçücük de olsa başarılar elde ettiğimiz zaman, daha da başarmak istiyoruz ve kendimizi o işin içinde, hem de tam anlamıyla, ana kahraman olarak buluyoruz.

Bu haber 411 defa okunmuştur

:

:

:

: