Bakmakla görmek arasındaki fark nedir?

“Bakmakla görmek arasındaki fark nedir?” diye sormuşlar Mevlana’ya. “Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Aralarındaki tek fark, sensin.” diye cevap vermiş.

“Bakmakla görmek arasındaki fark nedir?” diye sormuşlar Mevlana’ya. “Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Aralarındaki tek fark, sensin.” diye cevap vermiş.
Üzerinde az düşünülen; fakat çok da önemli olan konulardan biridir; bakmak ve görmek arasındaki fark. Bizim baktığımız yönde göremediklerimizi bir ressamın resmetmesi, her gün baktığımız ve derinliğini göremediğimiz bir yerin, bir insanın, bir bitkinin… farklı görünüşlerini yakalayan bir fotoğrafçının onları fotoğraflaması, bir çocuğun tüm usanmışlıklarını, sevinçlerini çizgilerine aktarması, bakmakla görmek arasındaki farka açık örneklerdendir.
Bakmakla çevremizi tanıyoruz; görmekle tüm olup biteni kemiklerimize kadar yaşıyoruz ve de yaşatıyoruz. Bizler, bakmaya / görmeye yarayan gözümüzün görebildiği kadar değil; gözle kalbin iş birliğinde hissettiğimiz kadarız. Bu iş birliği var oldukça ve görebilmeyi bakmaya tercih ettikçe duygu dünyamızda daha da büyüyoruz. Demek ki göz yetmiyor sadece görebilmeye, hissedebilmeye. Kalbin de kendini göstermesi, “Ben de varım, buradayım.” demesi gerekiyor.
BAKMAK VE GÖRMEK
Görmek için öncelikle bakmak gerekiyor. Görmek, gözün işi gibi tanımlansa da insan, görebilmek için ruhun, bilincin desteğine muhtaç. Kalbin ruhu olmadıkça iki göze sahip olmuşuz, neye yarar? Çin uygarlığının en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen, Çin geleneklerini derleyip yeni kuşaklara aktaran ve de öğretmenliği bir uğraş haline getirmiş, kendine özgü eğitim yöntemlerini halka yaymayı başarmış bir düşünür olan Konfüçyüs: “ Her şey güzeldir; ama herkes göremez.” demiş. Düşünür Konfüçyüs’ün de dediği gibi görebilmek için demek ki sadece gözlerimiz yetmiyor.
ÇOCUK RESİMLERİNDEKİ ANLAM
Çevremizde neler olup bittiğine bakarken çok yakınımızdaki çocuklarımıza resimler çizdirip bu resimleri kalp gözümüzle yorumlaya çalışalım ya da gerçekten anlayan birinden yorumlamak için yardım alalım. Onlar, bizlere söyleyemediklerini çizdikleri resimlerde söylüyorlar. Onların her çizgisi, büyük anlamlar ifade ediyor.
Çocuk resimleri üzerinde çok araştırma yapılmış ve de yapılmakta. Çocukların resimlerinden yola çıkarak çocuk hakkında bilgi sahibi olmak, onun sadece duyguları hakkında değil; aynı zamanda zihinsel gelişimi hakkında da yorumlarda bulunmak konusunda çok farklı görüşler var. Bireyi tanımada resimlerin kullanılmasını kimi bilim adamları önemsemezken; kimileri desteklemekte. Resim çizme, çocuklar ve yetişkinler için iletişimi kolaylaştıran, zenginleştiren ya da ifadeyi güçlendiren bir araç. Özellikle çocuklar, sözel olarak ifade edemedikleri duygu ve düşüncelerini çizdikleri resimler yoluyla yansıtıyorlar. Çizilen resimler üzerinde yapılan görüşmeler yoluyla da bu duygu ve düşünceleri daha iyi anlayabiliyoruz. Çocuklar, farkında olduğu ya da olmadığı duygu ve düşüncelerini resimle daha iyi anlatabiliyorlar.

ÇOCUK RESİMLERİNDEKİ EVRENSELLİK
Çocukların resimleri birçok yönden evrenseldir. Kısacası, hangi ülkeden ve hangi kültürden olursa olsun çocukların resimlerinde insanlar, ağaçlar, yeşillikler, güneş… resimlerine rastlanır. Çocuklar, hayal güçleriyle öznel bir dünya yaratarak gerçekleri görmezden gelebiliyorlar. Şehirde yaşayan bir çocuk, ev resmi çizerken daha çok tek katlı, bahçeli köy evi çiziyor. Bir başka çocuk da evcil hayvanı olmamasına rağmen; yaşadığı evin içinde bir kedi çizip kedinin adını çizdiği kedinin hemen üstüne yazabiliyor.
İster çevremizde olup bitene; isterse çocuklarımızın resimlerine bakarken görmeye çalışalım. “Neler oluyor?” anlamaya çalışalım. Bunun için de sadece; öylesine bakmayalım.


Bu haber 310 defa okunmuştur

:

:

:

: