Farklılaşan yerleşim alanlarımız

Yaşadığımız ortam bir köy ortamı mı; yoksa şehir ortamı mı; yoksa her ikisi de mi? Günümüz yaşantısında nasıl bir yerde yaşadığınıza karar vermek çok mu zor? Siz de mi bu konuda, benim gibi karışık bir durumdasınız?

Yaşadığımız ortam bir köy ortamı mı; yoksa şehir ortamı mı; yoksa her ikisi de mi? Günümüz yaşantısında nasıl bir yerde yaşadığınıza karar vermek çok mu zor? Siz de mi bu konuda, benim gibi karışık bir durumdasınız?
Kıbrıs’ta son zamanlarda, köy, kasaba, şehir kavramlarının anlamı oldukça değişmiş görünüyor. Neden mi? Nedenini anlayabilmek çok da zor değil, aslında. Şöyle başınızı çevirip de sağınıza, solunuza, arkanıza, önünüze; hatta yukarıya doğru bakın ve değişimlerin neler olduğunu görün. Sabah kahvaltı yapmadan işe gelmiş ve bir sandviç bir de portakal suyu almak için gittiğiniz kafeye, öğlen yemek yediğiniz restorana, hafta sonu yalnız, bir arkadaşınızla ya da ailece gittiğiniz bir mekana; lütfen, şöyle bir alıcı gözle bakın! Neler görüyorsunuz? Eskiden eser yok gibi mi? Ne varsa oraya getirmişler gibi mi?
Şehirler Köy Oldu
Geçen hafta, Lefkoşa’nın tam da göbeğinde, Kıbrıslıların gözbebeği olan bölgelerden birine, çok sevdiğim bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Kahvelerimizi yudumlarken birden bir ‘kuzu melemesi’ geldi kulaklarımıza. O an, nerde olduğumu sorgulamaya başladım. Olur ya bazen, çok yer dolaşmışızdır, yorulmuşuzdur, soluklanmak için oturduğumuz zaman da ayaklarımız yere basmaz olur, nerede olduğumuzun bile farkında olmayız. Bu anı, o an gibi düşündüm; sonra da öyle olmadığını anladım. Kuzu meliyor; fakat kendisi ortada yoktu. Sonrasında anladık ki bu kuzu, yarım inşaat olan bir aile apartmanına getirilmiş ve orada büyütülüyor. Kurban Bayramı da yakın hani… Bir ara tam da kuzuyu unutmuşken köpek havlamaları yükseldikçe yükseldi mahallede. Kediler birbirlerini kovalıyor; hiç tanımadığım kuş sesleri, güvercin sesleri, göğe doğru yükseliyor.
Lefkoşa’dan Girne’ye
2012’den beridir Girne’de yaşıyorum; hem de güzel ve oldukça bilinen bir bölgede. Bu konuda çok şanslı olduğumu da dile getirmekten hiçbir zaman çekinmiyorum. Evet, çok şanslıyım. Senelerce, gün doğumunu eşek sesiyle yaptım. Saat kurmama gerek yoktu. Bir senedir, eşeğe neler oldu bilmiyorum, tabii. Sesini özlemediğimi söylersem yalan olur. Çocukluğum, bir köyde geçti. Dedemin eşeği vardı. Onun gözlerine bakmak, onu beslemek, çok güzeldi. Sadece eşek mi? Tavuk, horoz, güvercin, serçeler, kırlangıçlar, kediler, köpekler, koyun ve keçiler, tavşanlar… Çocukluğumuzu süsleyen daha neler neler… Bugünkü Girne’ye dönecek olursam, eşek yok ama; horoz, tavuk seslerine devam… İki gün önceydi. Mahallemde bir kadının “Şeref, içeriye gel.” dediğini duydum. Sabah olduğu için ses ortalıkta yankılandı. İstemeden de olsa sesin geldiği eve doğru baktım. Bir de ne göreyim, yetkin, koyu gri renginde bir tavşan. Belli ki kadın, tavşana sesleniyordu. Aynı günün akşamı, yürüyüşe gittim. Doğal bir park alanında ormanda yaşamak üzere getirilen iki tavşan görünce çok şaşırdım. Oradaki görevli, onları köpeklerden, kedilerden korumaya çalışıyordu. Çünkü, tavşanların yaşam alanı artık orası olacaktı, orada aile kuracaklardı.


Köyler Şehir Oldu
Köylerimize de baktığımız zaman, yeni yapılan evlerde değişik tasarımlar, büyük havuzlar, kafe gibi bahçeler, çocuk oyun alanları görebiliyoruz. Zamanımızın köyleri azaldıkça azalıyor. Köyün fiziken şehirleşmesi, doğal olarak orada yaşayan insanların da şehirli havasına bürünmesine olanak sağlıyor. Düşünecek olursak, köyde yaşayan ve şehirde çalışan insanlar, pek tabii ki zaman içerisinde şehir yaşamına özenip daha şehirli havasında olmaya gayret gösterecektir. Hepsi olmasa da köylerimiz, şehir; köylülerimiz de şehirli olmuş. Şehir yaşamına alışan ya da kendi evinde o havayı duyumsayan bir kişinin geri dönüşü yoktur, artık. Tabii, son yıllarda insanların sağlıklı yaşam, doğal yaşam, Minimalist sistem aşkı, bu duruma nasıl anlam yükler onu da bir sonraki dönemlerde göreceğiz.
İster evlerimizde; isterse çevremizde bulunan yaşam alanlarında oluşan değişimler, bizleri de o değişimin içine almakta. Nasıl ve nerede yaşadığımız çok önemli. Bu yaşamın ne kadarını sindirdiğimiz de bir o kadar önem arz ediyor. Yerine ve ortamına göre ayak uydurmalı ve özümüzde biz, biz olmalıyız.



Bu haber 189 defa okunmuştur

:

:

:

: