Maskelerimiz

Maske takmak, size neler hissettiriyor? Geçtiğimiz sene mart ayından itibaren dışarıya adım attığımız an taktığımız maskeden farkı nedir bu şeffaf olduğu kadar duygularımızı da gizleyen maskenin?

Maske takmak, size neler hissettiriyor? Geçtiğimiz sene mart ayından itibaren dışarıya adım attığımız an taktığımız maskeden farkı nedir bu şeffaf olduğu kadar duygularımızı da gizleyen maskenin?
Yüzümüz, duyguların dışa vurumu açısından oldukça önem arz eder. Karşımızdakiyle hiç konuşmadan dahi duygularımızı ona ifade edebiliriz. Yüz ifadelerinin genel geçer tanımları vardır ve bu tanımlar, açıklamalar, herkes tarafından kabul edilir. Tüm kültürlerde sevgi, mutluluk, nefret, acı, utanma… gibi duygular aynıdır ve çoğu zaman mimiklerimizle; kısacası yüz ifadeleriyle verilir. Karşımızdaki insanın, bu kim olursa olsun, bize neler söylemek istediğini yüzüne bakıp da mimiklerinden anlamlar çıkarabilirsiniz. Böylece, karşımızdaki kişiyi anlamış ve ona karşı empati kurmuş oluruz. Bu şekilde olan bir iletişimde, konuşma rahatsızlıkları yaşamaz, karşılıklı birbirini anlamlandıran insanoğlu oluruz.
Yeni Normal
Yeni normale alışmaya çalıştığımız bu süreçte maske takmanın önemiyle birlikte iletişim konusunda değişiklikler yaşıyoruz. Karşımızdaki insanın bize ne demek istiyor olduğunu anlamak gittikçe zorlaşıyor.
Bir duygunun tanımlanabilmesi için göz ve ağız çevresi baz alınır. Yüzün üst ve alt bölgeleri, bu konuda bizlere yardımcı olur. Örneğin korku, endişe göz çevresinden; mutluluksa ağız bölgesinden belli olur. Geçtiğimiz mart ayından itibaren insanlar, yüzün sadece üst bölgesine, göz ve göz çevresine, bakarak duyguları anlamlandırmaya çalışıyor. Tabii böyle bir durum, ortaya birçok zorluk çıkarıyor. Böyle bir dönemin bir an önce, kolaylıkla geçmesini ve daha sağlıklı ilişkiler kurmayı dört gözle bekliyoruz. Böyle devam ettiğimiz takdirde duygularımız, yanlış yorumlanacak; biz de karşımızdakileri yanlış değerlendireceğiz. Bu dönemde, ağız bölgesiyle anlamlandırılan duygularımızı gözlerimiz ve kaşlarımızla yansıtmaya çalışmalıyız. Yüz yüze, maskesiz, gelene kadar birbirimize hoşgörülü olmalı; kimse hakkında kötü düşünmemeliyiz. Kiminle olursa olsun kurduğumuz iletişimin kalitesini korumaya çalışmalıyız.
Görünmeyen Maskeler
Bu dönem için geçerli olan maskelerimizin dışında bir de o başkası tarafından görünmeyen, çocukluğumuzun bitiminden itibaren taktığımız maskelerimiz… İş yerinde, alışverişte, gittiğimiz eğlence yerlerinde, aile içinde, hiç tanımadığımız bir kurumda, yeni tanıştığımız insanlarla buluşma anlarında, eskiden bildiğimiz insanlarla yaptığımız konuşmalarda, telefonla yaptığımız görüşmelerimizde, bebeğe, kediye, köpeğe gösterdiğimiz sevgimizde, çok yakınımızdaki eşimiz, dostumuzla olan ilişkilerimizde, uykudan kalktığımız andan sonraki zamanlarda; hatta kendimize karşı olan duygularımızda bile maskeler gün ışığına çıkıyor. Maskeler takmayı bizler mi istedik; yoksa bizlere psikolojik baskıyla mı taktırıldı? Farklı görünmek istemek, gerçek kimliği saklamak, duyguları ortaya koymak istememek, insanoğluna toplum içinde öğretilen, mecbur bırakılan durumlar. Çünkü, olduğumuz gibi görünürsek; zarar görebileceğimizi öğrendik. Öğrendik ki nereye gidersek, kiminle konuşursak, hangi işi alırsak; ona göre davranmalıyız. Kendimiz olmadan, işe göre, kişiye göre hareket etmeliyiz; yoksa kaybederiz. Kaybetmeyi kim ister ki? Kimse. Yaşamda kaybetmeyi ya da kazanmayı düşünmeden, her an maskesiz, öz benliğimizle davranmak, sanırım en güzeli.




Bu haber 174 defa okunmuştur

:

:

:

: