İlkel zihniyet

20 Temmuz KKTC büyük bir coşku ile kutlanırken Kurban Bayramı da ayni güne büyük manevi bir güç kattı.



20 Temmuz KKTC büyük bir coşku ile kutlanırken Kurban Bayramı da ayni güne büyük manevi bir güç kattı. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve heyetlerinin adada bulunması ile Türkiye’nin gücünü bir kez daha Güney Kıbrıs’a hissettirdik. Türkiye’nin yapabileceklerinin korkusu Rumlar’ın her gece rüyalarının gerçeğidir. Karikatürlerinde Kıbrıs haritasında KKTC’yi Türkiye’ye doğru yol alırken çizerken yarattıkları algı ve kabulleniş ikiye bölünmüş bir Kıbrıs’ın var olduğudur. Sayın Erdoğan’ın Meclis konuşmasını ve müjdesini külliye ve yeni meclis binası üzerinden değerlendirenlerin kanaatimce yanlış düşünce tarzları vardır. Bu konu üzerinden edebiyat yapmakta olup konuyu ilkel bir zihniyet çerçevesine yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Ne diyor Sayın Erdoğan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin doğru düzgün bir Cumhurbaşkanlığı külliyesi yok, doğru düzgün bir parlamento binası yok. Bu bina KKTC’ye yakışmıyor. Cumhurbaşkanlığı külliyesiyle ilgili proje bitti ve inşasına da yakında başlıyoruz. Metehan bölgesindeki 500 dönümlük araziye hem Cumhurbaşkanlığı külliyesi inşaatını gerçekleştireceğiz hem de o bölgeye bir millet bahçesi inşa edeceğiz. Bu projeyi hayata geçirince nasıl bir Kuzey Kıbrıs, Kıbrıslı Türklerin nasıl bir devleti var herkes görecek.” Demiştir… Bilinen gerçek çok şeylerin değişeceği konusunda satır aralarında verilen mesajdır. Anlayabilenler anlamıştır. Şimdi bu yönde eleştiri yapan muhalefet siyasi partileri ve milletvekilleri öncelik tanımadıkları yapımı gerçekleşecek ve maliyeti Türkiye tarafından karşılanacak olan külliye ve yeni parlamentoda yapılacak toplantıları 20 Temmuzdaki gibi protesto edip toplantılara mı girmeyecekler o halde boşuna seçime girmesinler diyenler haksız mı? Yoksa muhalefet müze olacağı ifade edilen şimdiki parlamentoda duvarlarındaki fotoğrafları mı seyir eyleyecek ? Sayın Cumhurbaşkanı beraberinde gelen heyetler ve eşi Emine Erdoğan, ülkemizdeki ziyaretleri sırasında biz evdekileri de ekran başına kilitleyen olmuşlardır. Gelişmelerin ve bu ziyaretin sonucunun bekleyişi ve ehemmiyetindeyiz. Türkiye’nin kararlılığının bilincindeyiz . KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar’ın samimi ev sahipliği ise gözümüzden kaçmayandı. Sayın Emine Erdoğan’ın Meclis genel kurulunda kıyafetinin yakasındaki taze ful çiçeğinin aynısı Sayın Sibel Tatar’ın da yakasında vardı. Ve belli ki hava alanında takdim edilen bir çiçeğe verilen önemle toplu iğne ile yakaya takılandı. Hava alanındaki çekimlerde biz ekran başındakileri hiç düşünmeyen ve sadece basın mensuplarının arkasını izlediğimiz sahneler çoğunlukta idi. Keşke bir koridor oluşturulsa ve ekranların önü kesilmeden Sayın Erdoğan’ın selamlaşmalarını ve karşılayanlar ile günün salgın kuralları çerçevesinde halk ile kucaklaşmasını görebilseydik. Kaldı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dahi canlı yayınlarda görüntüsü çoğu karede görünmez oldu. Böylelikle KKTC protokol yetkililerinin bu yönde sıkı önlem almadığının bir kez daha farkında olduk. Evet ne demiştik yakalardaki çiçekte kalmıştık. Ful çiçeği bir an bizi çok eski yıllara ve her evdeki bazen yerdeki bazen teneke bir saksıda ekilen ve açan ful çiçeklerinin o hoş kokusuna götürdü. Ful çiçeklerimiz solmasın diye fincan tabağına koyup kokusu kaçmasın diye üzerine boş su bardağı kapatıp buzdolabına koyduğumuz günleri hatırlattı. Emine Erdoğan’ın boynuna Cumhurbaşkanlığı Sarayına girişte taze yasemin çiçeklerinden iplikte dizili kolye takılması Akdeniz’in sevilen iki çiçeğinin gündemdeki yeri oldu. Ülkemizde “Her doğan günle içinizde yeşeren umut çiçekleriniz hiç solmasın.” Varız, var olacağız…

Bu haber 2443 defa okunmuştur

:

:

:

: