Orman yangınları

2020’de başlayan hastalığın süregelmesi ve buna ek olarak Dünyanın bazı merkezlerinde vuku bulan doğa olayları, maddi olanaksızlıkları da beraberinde getiriyor.

2020’de başlayan hastalığın süregelmesi ve buna ek olarak Dünyanın bazı merkezlerinde vuku bulan doğa olayları, maddi olanaksızlıkları da beraberinde getiriyor. Tüm bu felaketleri, televizyonlarda sunulan haber yayınlarından, gazetelerden, halkın kendisinden öğreniyoruz ve bazen “Dünya nereye gidiyor? Dünyaya neler oluyor?” haykırışlarını ister istemez hissediyoruz ya da birilerinden duyuyoruz. Oldukça üzücü, geleceğimizi düşündürücü şeyler, bunlar.
TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR?
Son günlerde, olağanın dışında gerçekleşen başka şeyler oluyor. Olanlar, sıcak, yakıcı, bizleri içten acıtan, bir dakika sonra ne olacağımızı bilemediklerimizle karşı karşıya gelebileceğimizin sinyallerini veren olaylar. Türkiye’de alevler, yükseldikçe yükseliyor. Ormanlar, yanıyor; ormanlarla birlikte ormanı kendi evleri olarak benimsemiş, tüm yaşamlarını ormanın derinliklerinde sürdüren hayvanlar, orman canlıları ölüyor. Teker teker, gün ve gün ölüyorlar. Alevler, ormanları, ormanlarda yaşayan canlıları yerle bir edip insanların oldukları yerlere de gelip tahribatına devam ediyor. Tabii ki önemli bir noktaya değinmeden geçmek istemiyorum.
ORMANLAR İNSANLARA YAKINLAŞTI
Ormanlar mı insanlara yakınlaştı; yoksa insanlar mı ormanlara daha yakın gelmeye başladı? Bu soru, kilit noktası. İnsanlar, şehir yaşamının usandırıcı havasından uzaklaşmak istediklerinde doğanın huzur verici kucağına doğru yol alarak birdenbire kendilerini ağaçların içinde buluyorlar. Ormanlarımız, boyunun ve geniş gövdesinin ölçüsünü bilemediği ağaçlara sarılıp sağlık, huzur, mutluluk dileyen insanlarla doluyor. Ağaçların sevgi dolu olmaları yanında aynı zamanda orada yaşayan canlılara da ev sahipliği yapmaları, doğanın muhteşemliğini gösteren bir kanıt oluyor. Ormanın içinden yükselen kuş sesleri, oradaki kişilere huzur verirken onları stresli ortamın pençelerinden de kurtarmış oluyor.
HERMANN HESSE VE “AĞAÇLAR”
20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan İsviçreli yazar ve ressam Hermann Karl Hesse, “ Ağaçlar” adlı eseriyle okuyucuyu çeşit çeşit ağaçların olduğu bir ormana götürüyor ve burada ağaçların hiç duymadıkları sesini dinletiyor. Hermann Hesse için ağaçlar, doğanın içerisinde barındırdığı herhangi bir unsur olmaktan ötede bir anlam taşıyor. Bir ağaç, bakmayı ve dinlemeyi bilene dert ortağı, eşsiz bir melodi ya da bir ana kucağı oluyor. Upuzun kollarını göğe dokunduran, kökleriyle Dünyaya tutunan ve anıtsal gövdesinin görkemli duruşuyla hayranlık uyandıran ağaçlar, kimi zaman da bir tapınak olup insanları hakikate eriştiriyor. Hermann Hesse’nin ağaçlarla ilgili duygularını anlatan bu kitap, bu günlerde daha da önemli bizler için. Çünkü ağaçlarımız, alevler içinde kayboldukça su varlıklarımız azalacak, enerji kaybı yaşanacak, toprak erozyonları yaşanacak, zararlı ışınlardan korunamaz duruma gelinecek, oksijenimiz azalacak, her yıl gövdelerine ekledikleri halkayla yaşlarını anlayabildiğimiz ağaçlarımızın huzur veren güzelim görüntüleri olmayacak.


İNSANLAR ORMANLARA DAHA YAKIN GELMEYE BAŞLADI
İnsanlar, günden güne daha çok ağaç kesip kendi için daha çok ev yapıyor. Doğanın ormanında yaşamak; artık zenginlik belirtisi. Bu zenginlik unvanıysa, kaç ağaca bedel kim bilir? Şehirde para kazanmak, okumak, alış veriş yapmak, arkadaşlarla buluşmak için güzel bir evimiz varken bir de sessizlik, huzur, şehir ortamının kargaşasından uzaklaşmak için kendimize yakın bulduğumuz, isteğe göre denizi olan bir köyde kocaman orman sarayları yaptırıyoruz. Tüm bunları yaparken de ormanların, sadece ve sadece doğaya ait olduklarını unutuyoruz. Ormanlar, doğanındır; insanların değil. Doğa, başlı başına bir saraydır; başka saraylar yaratmaya kalkışmayalım. Bunu bilerek davranmak, doğaya saygı duyarak yaşamak gerekir. Bence çözüm, doğaya zarar vermeden insanların arada nefes alabilecekleri parklar, ağaçlı yürüyüş alanları yapılmalı. Bunlar yapılırken de öncelikle, ağaçlar, doğada yaşayan canlılar düşünülmeli.



Bu haber 140 defa okunmuştur

:

:

:

: