Eğer Kıbrıs Türk’üne güven yoksa bu devleti kapatın gitsin.

Bazen özgür gazetecinin işi kimsenin cesaret etmediği makaleyi kaleme almaktır, ancak alırken de tarihi gerçeklerle de kimseyi rahatsız etmemektir.

Bazen özgür gazetecinin işi kimsenin cesaret etmediği makaleyi kaleme almaktır, ancak alırken de tarihi gerçeklerle de kimseyi rahatsız etmemektir. Rahatsız olacak olanlar varsa da geriye baksınlar hatalar nerde yapılmış onu değerlendirsinler.
Kıbrıs Türk halkının vermiş olduğu mücadele onurlu bir mücadeledir. Bu mücadeleyi Osmanlı İmparotorluğu biz bir avuç Kıbrıs Türk’ünü İngiliz devletine teslim ettiği zaman da devam ettirdik.
Türkiye Cumhuriyeti ilan edildiği zaman ve 1923 Lozan Antlaşmasında yeni Türk devleti Kıbrıs da ki tüm haklarından vazgeçmek zorunda kalmıştır. Atatürk’ün meşhur sözü ”efendiler Kıbrıs düşman eline geçerse Türkiye’nin ikmal yolları kapanır” demişti. 1923 de Kıbrıs’tan vazgeçtiğini bir İngiliz bakan şöyle demişti” eğer Türkiye Lozan da Kıbrıs’ı talep etmiş olsaydı biz vermeye hazırdık” o dönemden başlamak üzere Türkiye buraya imamlar ve öğretmenleri halkı örgütlemeleri için göndermiş ve hiçbir masraftan da çekinmemiştir.
İş bankasının en büyük misyonu Kıbrıs Türk halkının ayakta kalıp direnebilmesi için maddi yardımları sağlamak olmuştur. TMT öncesi yerel teşkilatlar ile de bu mücadele verilmiştir, 9 Eylül, kara çete ve Volkan gibi. Bunlara neden olanlar ise Rum’ların o meşhur EOKA ruhu olmuştur.
Kıbrıs Türk halkı Türkiye’ye bağlılığından ödün vermemiştir. 1960 da kurulan Kıbrıs Cumhuriyet’i ile de biz siyaseten bir kimlik kazandık, üç yıl sürdü ve Rumlar bu devleti silah zoru ile ele geçirdiler. 11 yıl 103 köyden kovulduk ve %3 toprağa sıkıştırıldık, üretimden koparıldık ancak yılmadık ayakta kaldık. Türkiye bize tabi ki yardımlar yaptı, ancak daha Dünya da yaşayan birçok yerde ki Türklere de yaptı.
Soykırıma uğradık ancak direndik ve 1974 barış harekatı ile özgürlüğümüze kavuştuk, tüm şehitlerimizi saygı ile anıyorum, hayatta olanlara da sağlıklar diliyorum.
1964 yılında BM askerleri Kıbrıs’a gelsin diye Kıbrıs Cumhuriyeti siyaseten Türkiye tarafından BM de kabul edildi. İlk kez 1977 de TÜRK tezi olan Kıbrıs da Federal çözüm kabul ettirildi. Rum tarafı 1991 AB üyeliği için doğrudan görüşmeye başladı. Türkiye 1995 de AB gümrük birliği üyeliğine girdi ve Rum tarafını bir yerde tanıdı. 1999 da Helsinki de Rum tarafının AB ye üyeliğinin önünü açan dönemin başbakanı Bülent Ecevit oldu. Rumlar AB üyeliğini de elde ettikten sonrada tam şımardı.
1983 de KKTC devletini büyük bir coşku ile KC Rauf Denktaş öndeliğinde ilan ettik, toplumsal liderimiz Dr. Küçük’ün sözü “artık gözüm açık gitmeyecek” demişti. Bizler Kıbrıs Türkleri olarak üstümüze düşenin de fazlasını yaptığımızı düşünüyorum.
Bazı kurumlarımız var ki evet başların da Kıbrıs Türkü olması gerekiyor bunun herhangi sakıncası olduğunu görmüyorum. Sivil savunma teşkilatı, KKTC merkez bankası, GGK, pırıl pırıl yetişmiş insanlarımız var pekala başarılı olacaklardır. Bu bahsettiklerim Rum tarafına karşı da siyasi bir duruştur. Bize güvenin biraz sert oldu ancak “güven yoksa devletin devamına da gerek yoktur yazmak zorunda kaldım ki anlaşılabilsin.
Bu haber 4390 defa okunmuştur

:

:

:

: