Arkadaşlık kavramı yaşıyor mu?

Arkadaş nedir? Arkadaşlık nedir ve hangi özelliklere sahipsek; iyi bir arkadaş olabiliriz? Peki, arkadaşlığı gerçek anlamda yaşayabiliyor muyuz; yoksa sadece kendi dünyamızda kurguladığımız bu arkadaşlık kavramını yaşamak için değilse de yaşatmaya mı çalışıyoruz? Kısacası biz, ne kadar arkadaşız; arkadaş dediklerimiz, bize ne kadar arkadaşlar?

Arkadaş nedir? Arkadaşlık nedir ve hangi özelliklere sahipsek; iyi bir arkadaş olabiliriz? Peki, arkadaşlığı gerçek anlamda yaşayabiliyor muyuz; yoksa sadece kendi dünyamızda kurguladığımız bu arkadaşlık kavramını yaşamak için değilse de yaşatmaya mı çalışıyoruz? Kısacası biz, ne kadar arkadaşız; arkadaş dediklerimiz, bize ne kadar arkadaşlar?
Arkadaş / Arkadaşlık Nedir?
“Arka - taş / Arkadaş; eski Türklerde savaşçılar, savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız, genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın adı ‘arka – taş’ dan ‘arkadaş’ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz ad olmuştur.” Tabii ki ben, bir dil bilimci olarak bu sözcüğü sadece anlatılan öyküsüyle düşünmeyip bu sözcüğün kökünü ekini ayırıp incelemeyi tercih ediyorum.
Arkadaş Sözcüğünün Kökü ve Arkadaşlık Kavramının Doğuşu
Arkadaş sözcüğü, birbirine arka çıkan, destek olan kişileri tanımlamak üzere “arka” köküne ortaklık bildiren “-daş” ekinin getirilmesiyle türetilmiş oluyor. Bu sözcüğe bir de yapım eki olan “– lık” ekini de getirirsek; bu sözcüğün anlamı değişir: Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerin kurduğu sosyal ve duygusal bağ, anlamını kazanır. Duygudaşlık da diyebiliriz, bence. Arkadaşlıklarımız, güven içermeli, saygı ve sevgi kokmalı, dayanıklı, uzun soluklu olmalı. Arkadaşlık dediğimiz duygu, pamuk ipliğine bağlı olmamalı.
Arkadaşlık Türleri ve Yaklaşımlarımız
Okul arkadaşlıklarımız, sınıf arkadaşlıklarımız, duygusal arkadaşlıklarımız, birlikte eğitim aldığımız kişilerle olan arkadaşlıklarımız, işte birlikte çalıştığımız kişilerle, komşularımızla, birlikte güzel vakit geçirdiğimiz, sözü sözümüze karşılık gelenlerle arkadaşlıklarımız ve daha niceleri var. Kiminle ya da kimlerle güzel vakit geçirebiliyorsak; bir yerlerden zaman kazanıp ona / onlara doğru gitmek isteriz. O güzel anların düşlerini kurarız. Kimin bizim için en iyi arkadaş olabileceğini, kendimizi en iyi anlatabileceğimizi ve en önemlisi; en mutlu anımızda kimin yanımızda olabileceğini onunla ilk tanıştığımızda kestirebiliyoruz. Burada çok önemli bir noktaya da değinmek istiyorum: Bizim dostumuz, en mutlu anımızda bizimle gülebilen, o an bize samimice sarılıp mutluluğumuzu paylaşabilendir. Çünkü acıyı, üzüntüyü, mutsuzluğu herkes, paylaşabilir. Önemli olan, mutluluk anını sindirebilmek, o anı arkadaşımıza layık görebilmektir. Mutluluğa ortak olan kişi, gerçek arkadaştır.
Marianna ve Arkadaşlıktan Dostluğa Yapılan Yolculuk
Marianna, Kıbrıs Rum kesiminde yaşayan, Kıbrıs Üniversitesi’nde Türkoloji okuyan yirmi üç yaşında bir öğrenci. Türkçe öğrettiğim yabancı öğrenciler arasından en sevdiğim, arkadaş olarak bildiğim güleç yüzlü bir kız. Onun başka dilden, dinden, bayraktan olması, beni çok da ilgilendirmiyor. Onunla öğretmen – öğrenci ilişkisini aşıp güzel bir dostluğa uzanan bir zaman dilimindeyiz. İyi ki de onu tanıma fırsatım oldu. Çünkü, onunla derste olsun; dışarda olsun inanılmaz güzel anlar biriktiriyoruz. Demek ki arkadaşlıkta dil, din, mezhep, bayrak, yaş, boy pos, cinsiyet… çok da önemli değil. Önemli olan, yaşamı bir köşesinden tutup da güzel zamanlar geçirebileceğimiz insanlarla dost olmaktır. Onlarla eğlenmeyi bildiğimiz için arkadaşlık kavramını yüceltiyoruz. Tüm bu güzelliklere, karşılık bulduğumuz ölçüde devam ediyoruz.
En güzel arkadaşlıklara…



Bu haber 400 defa okunmuştur

:

:

:

: