Engelli hayatlar

Bir toplum nasıl bir arada yaşar yada bir arada yaşamak toplum olmaya yeter mi?
Bir toplum nasıl bir arada yaşar yada bir arada yaşamak toplum olmaya yeter mi?

Toplumu oluşturan unsurlar nelerdir? Veya topluluktan millete, ulusa nasıl geçilir?
Tabi ki aynı değerleri, aynı düşünceleri, aynı tarihi ve aynı coğrafyayı paylaşarak. Öncelikle bireysel olarak birbirinin eksikliliklerini tamamlayarak ve bu tamamlayıcılığı toplumun geneline yayarak. Gelişmiş ülkeler öncelikle insana ve insanlığa verdikleri hizmetin kalitesi ve önemi ile öne çıkarlar. Bu ülkelerde merkez insandır ve bireysel olarak değil toplum değerleri ve toplumun çıkarları ön plandadır. Herhangi bir sebepten dolayı fiziksel veya zihinsel olarak diğer insanlardan eksik bir yanı veya bir engeli olan insanlar bu ülkelerde toplum içerisinde en ön saflarda yer alırlar ve onların hayatını kolaylaştırmak için tüm toplum ve devlet erki de seferberdir.
Ülkemizde yaşayan azımsanmayacak sayıda engelli vatandaşımız vardır. Bu insanlarımız çeşitli dernekler altında toplanmış, iyi bir eğitim almanın ve hayatlarını devam ettirecek ekonomik yeterliliğe ulaşmanın çabası içindedirler. Peki, bizler öncelikle bireysel ve genelde toplumsal olarak bu insanlarımızın hayatını kolaylaştırmak için yeterince çaba gösteriyor muyuz? Ya da devlet olarak verilen hizmet bu amaçlara ulaşma yolunda yeterli olabiliyor mu? Sanırım bu noktada hepimizin cevabı hayırda kesişiyor. Bu konularda bize en yakın ve karşılaştırma olarak en iyi sonucu verecek olan ülke tabi ki anavatan Türkiye’dir. Özellikle göz konusunda önemli gelişmeler sağlayan Türkiye sadece tıbbi olarak değil, verdiği sosyal hizmet açısından da çok yol kat etmiştir. Sadece devlet olanaklarının değil özel sektöründe engelli insanlara hizmet götürdüğü Türkiye de bu insanlar için eğitim alanında gerek yatılı gerekse örgün eğitim veren birçok kurum hizmet etmektedir.
Bizim ülkemizde ise maalesef engelli vatandaşlarımız açısından gelinmesini arzu ettiğimiz noktanın çok uzağındayız. Özellikle eğitim alanında çok sıkıntılar çekilmektedir. Gerek özel gerekse devlet okulları bu kötü kaderin kurbanı çocukları okullarına kabul etmemektedirler. Yani toplumsal sorumluluktan kaçmaktadırlar. Devlet tarafından verilen ve adına “Özürlü Maaşı” denen üç beş kuruş da bu insanlarımızın ihtiyacını karşılayamamaktadır. Yine devlet tarafından özürlü insanlarımızın adreslerine gönderilen ve bir zarfa dahi konmayan “Özürlü Yoklama Belgeleri” oldukça rencide edicidir, kişisel olarak ilgili kuruma bu konunun hassasiyetini belirttiysem de bu güne kadar olumlu yönde herhangi bir gelişme yaşanmamıştır. Bu konuda devlet özel eğitim yasasını bir an önce çıkartmalı, bizler de toplum içinde dışlanmamak ve kendi özgüvenlerini kazanmaları için bu insanlara hak ettikleri fırsatı vermeliyiz.
Bu haber 533 defa okunmuştur

:

:

:

: