Namık Kemal’i bile bezdirmiştik!

Vatan şairi Namık Kemal , bundan tam 133 yıl önce bugün daha genç denilebilecek bir yaşta Sakız Adası'nda öldü. Tarihler Aralık 1888’i gösteriyordu.

Vatan şairi Namık Kemal , bundan tam 133 yıl önce bugün daha genç denilebilecek bir yaşta Sakız Adası'nda öldü. Tarihler Aralık 1888’i gösteriyordu.
Namık Kemal daha 48 yaşında hayata veda ederken, geride unutulmayacak ölümsüz eserler bıraktı.
Ünlü yazar, pek çok önemli eserini 38 ay süren Mağusa sürgünlüğü sırasında verdi.
Vatan Yahut Silistre adlı oyununun sahnelenmesinden sonra halkın coşkunluğa kapılması üzerine dört arkadaşıyla birlikte yargılanmadan sürgüne gönderilen yazar, 38 ay Kıbrıs’ta kalmıştı.
Namık Kemal, mektuplarında sürgünlük yaşamı hakkında bilgiler verir.
İlk mektubunda Kıbrıs’la ilgili en geniş bilgileri yazmıştır.
Vapurdan indirilip Mağusa’ya getirilişini, konulduğu mezara benzeyen küçük taş hücreyi, ince bir şilte üzerinde geçirdiği geceyi anlatır.
Ardından Mağusa’yı her yönden tanıtan bilgiler verir.
Bu bilgilerden iklimini, coğrafyasını, bitki örtüsünü, taşını toprağını, arı iriliğindeki sivrisineklerini, timsah büyüklüğündeki kertenkelelerini öğreniriz.
Mağusa’da her şey olumsuzdur. Yaşanacak bir yer değildir.
Namık Kemal, burada pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalanmıştır. Rutubetten de son derece mustariptir. Burada bol olan tek şey zamandır.
Başka yapacak bir uğraşı olmadığından zamanını edebiyata ayırır. Birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu sürgünlük döneminde verir.
Bu gözlemleri sırasında Namık Kemal en çok Kıbrıs'ın sineğinden ve dedikodusundan şikayet eder.
Bugün sineğe bilimin elverdiği olanaklar çerçevesinde çare bulan bizler, dedikodunun çaresini ise bulamadık.
Siyaseti de ekonomiyi de ne yazık ki dedikoduya endeksledik.
Bugün 133 yıl önce hayatını kaybeden ve yolu Kıbrıs’tan geçen ünlü şairi anarken, dedikodu üzerine inşa edilen tüm yapılarımızın şiddetli bir ahlaki erozyona tabi olduğunu da üzülerek görüyoruz.
Bundan bir buçuk asır önce vatan şairini canında bezdiren dedikodu, bugün de yine en büyük sorunumuzdur.
Bu dedikodu alışkanlığına, bir de kıskançlık ve çekememezlik eklenince başarı ödül değil, adeta cezalandırılan bir unsur haline gelmiştir.
Toplumu zehirleyen bu illetten kurtulamadığımız sürece sorunlar karşısında çözüm giderek zorlaşacaktır. Bizden söylemesi…


Bu haber 1423 defa okunmuştur

:

:

:

: