Siyaset yapmaya çalışıyoruz

Siyaset mi yapıyoruz; yoksa kalabalık mı oluşturuyoruz? Bu soruyu siyaset yapmaya çalışanlara soruyorum.

Siyaset mi yapıyoruz; yoksa kalabalık mı oluşturuyoruz? Bu soruyu siyaset yapmaya çalışanlara soruyorum. Neden mi? Çünkü, haftalardır nereye gitsem, karşımda hep siyasetçileri görüyorum. Daha önce neredeydiler? Sanki: “Seçim var, aday olmak isteyenler bir adım öne çıksın!” diyen olmuş da hepsi bir anda belirmiş gibiler.
Yeni Yüzler
Bu ana kadar siyasetin içinde olanlarla birlikte siyasetle yakından uzaktan ilgilenmeyen ya da yakın çevre siyasete sahip olan kişiler, dairesinde memurluğunu yapan, konforlu alanlarında müdürlük yapanlar da canlı sahaya indi. İndi inmesine; fakat halka edilecek vaatlerin gerçekleştirilebilir / gerçekleştirilemez oranlarını iyi hesaplayıp da edilmesini daha önce bulundukları mevkilerden yola çıkarak kestirebilmek pek mümkün olmasa gerek.
Siyaset ve Anlamı
Osmanlıca üzerinden Türkçeye geçen siyaset sözcüğü, Arapça Seyis (At Bakıcısı) sözcüğüyle bağlantılıdır. Türk dilleri içerisinde yer alan ve -At- kökünden türemiş olan 'Atkarma' (siyaset, idare) ve 'Atkarmak' (siyaset yapmak, idare etmek, icra etmek, muvaffak olmak) sözcükleri de benzer anlamları karşılamaktadır. Bu bağlamda 'Siyaset' (ve 'Atkarma') sözcüğü aslında atın idare edilmesi anlamına gelmektedir.
Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan düşüncelerin uzlaştırılması faaliyetidir. Bu uzlaştırma faaliyetiyse, yönetim erkinin elde bulunmasıyla gerçekleşir. Siyaset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışıyla birlikte siyaset; yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesiyle yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir. Tüm medeni toplumlarda Antik Çağ'dan beri mükemmel veya sadece daha iyi bir toplum oluşturmak için verilen çabaları tanımlamak için kullanılan bir terim.
Aristoteles ve Siyaset
Antik Yunanistan'da Klasik dönem aralığında yaşamını sürdürmüş olan Yunan filozof ve bilge Aristoteles’in veya kısaca Aristo’nun, siyasetle ilgili düşüncelerinin tarihsel açıdan en önemli eseri olan Politika, Nikomakhos’a Etik, Eudemos’a Etik, Atinalıların Devleti ve Retorik adlı eserlerinde yer aldığı söylenebilir. Politika’nın ikinci kitabında sözlerine: “Sırada devletin biçimini tartışmak ve hangisinin daha iyi olduğunu anlayabilecek durumda olduğumuzu varsayarak bunu anlamaya çalışmak var.” diyerek başlayan Aristoteles, bunun için iyi yönetilen bazı devletlerin anayasalarına bakmaya ve hiç kuşkusuz Platon’u kast ederek, bazı yazarların ütopyalarına bakmaya ihtiyaç duyulacağına işaret eder. Platon’da olduğu gibi, devletten hep site devletini anlayan Aristoteles’e göre, devlet adamıyla devlet, kralla uyrukları, aile reisiyle ev halkı, efendiyle köleleri arasındaki ilişkilerin hep aynı türden ilişkiler olduğunu sanmak yanlıştır. Aristoteles, ne zengin azınlığın ne de yoksul çoğunluğun değil de ortak çıkarın gözetilmesiyle oluşabilecek orta tabakanın güçlü olduğu ve adaletin kendisiyle tecelli ettiği bir yönetim biçimi olan politeianın oligarşi ile demokrasinin uzlaştırılması sonucunda ortaya çıkabileceğini öne sürer.

Siyasetin Yıprattığı Yüzler
Siyaset çağlarca süregelen bir sistem ve de halk var oldukça hiç bitmeyecek, her an ağızlarda telaffuz edilecek bir kavram. Siyasete yeni yüzlerle atılanlar, bilmeliler ki bu sistemde fazla kalmanın bedeli oldukça ağır ve yıpratıcı. Seneler geçtikçe sisteme uyum çabaları, egoların savaşı, kendi saflığını yitiriş, doğru bilinenlerin yanlışa doğru yönelmesiyle birlikte yüzlerdeki çizgilerin artması, iç huzurun yitirilişi, sevgi temasının yerini beğenme / beğenilme ya da başarı / başarısızlık kavramlarının ele geçirmesi çok normal. Siyaset, öyle şakaya getirilecek yeni bir heves olarak değerlendirilmemeli; temelinde halk olan kocaman bir sevgi / saygı çemberi içerisinde, ciddi bir anlayışla yapılmalıdır.


Bu haber 225 defa okunmuştur

:

:

:

: