GYÖ SAFSATASI

Rum’un niyet ve taktiği ayni , hiç değişmedi .

Rum’un niyet ve taktiği ayni , hiç değişmedi .
Sunulan tüm önerileri reddeden , berhavaya uçuran , hep Güney olmasına rağmen . Kıbrıs konusunda baskılar hep Türk tarafına olmuştur ve olmaktadır .
Bunu geçmişte hep yaşadık ve yaşamaktayız .
Crants Montana’dan sonra gelişen , değişen ve oluşan yeni konjoktür karşısında . Kıbrıs konusunda paçaları tutuşan Güney , yeni Bizans oyunları ile yine karşımıza çıkarıldı .
GYÖ adı altında , adanın egemenliğine oynamaya kalkışıyor ve bütünlüklü çözümün bir parçası olan Maraş’ın iadesini istiyor .
Neye karşılık ?
Mağusa limanının AB , Ercan Havaalanının ise BM gözetiminde , kuzeye açılmasına .
Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak bu iki kurumun üyesi olan Güney . Egemen devlet statüsünü bu kurumlara uygulatmayacak mı ?
Bunu 11 yıllık esaret dönemimizde yaşamadık mı ?
Bu aldatmaca teklifle , hem Maraş , hem Ercan hem de Mağusa Limanı . Bu iki siyasi kurum sayesinde güneyin dağarcığına girmeyecek mi ?
Güneyin Bizans oyunu , bir taşla üç kuş durumuna dönüşmeyecek mi ?
Birleşmiş Milletlerin , bir asırdan beri ne menem bir örgüt olduğunu gördük yaşadık .
AB’ ise 2004 Annan referandumunda , bu örgüte inananlar . Bu örgütün nasıl gof çıktığını . Verilen söz ve vaatlerin , alınan kararların , nasıl ayaklar altına alındığını gördüler .
Bunun en büyük tanığının da Sn. Erdoğan olduğunu geçmişteki açıklamalarından dinledik , okuduk .
Geçmişte bir çok GYÖ karara bağlandı .
Bunların içerisinde hangisi , tam manası ile iki toplum arasındaki güveni tesis etti ?
Adamlar , Türk tarafında yerler içerler . Cep telefonları ile aranıp nerede oldukları sorulunca .
Yanıtları .
İşgal bölgesi oluyor .
Bu mentalite ile güven sağlanır mı ?
Güney , GYÖ teklifi ile görüşmeleri eski rayına oturtmak teşebbüsü içinde olup , egemenliğini sürdürmek istemektedir .
Buna hem BM . Hem de AB arka çıkmaktadır .
Sn. Tatar , ABD Dışişleri Bakanı Müsteşarı Nuland’la yaptığı görüşmeden sonra açıklamasında , bu konunun da gündeme geldiğini söylemiştir .
Sn. Tatar özetle .
GYÖ ‘in mutlaka iki tarafın otoritesine zarar vermeyecek şekilde ileriye götürülmesinin gerekliliği üzerinde durdu .
Bunu biraz açarsak .
Bunların yapılabilmesi için iki egemen devletin varlığının , uluslararası statüsünün tanınmasından geçtiğini müsteşar hanıma basa basa anlattı .
Bu açıklama ile Türk tarafının tezi ile karşı tarafın tezi 180 derecelik bir açı oluşturduğuna göre . Güven artırıcı önlemlerin görüşüleceği masanın , şimdiden berhava olduğu ortaya çıkmaz mı ?
Güven artırıcı önlemlerin arkasına sığınarak , kendilerini egemen devlet . Bizi de bu devlette azınlık bir toplumcuk olarak gören bu zihniyetle , güven yeniden tazelenebilir mi ?
Yeni Türk tezi karşısında , her türlü içeriği , ne olursa olsun . Öne sürülen iki şart kabul edilmeden . Hiçbir görüşme ve temas yapılmamalıdır .
Egemen devlet tezini savunuyorsak , bunun gereği yerine getirilmelidir .
Aksi .
GYÖ kısır döngüsü içerisinde , zaman kaybından başka elde edeceğimiz bir şey olmaz .
Geçmişte oluşturulan iki toplumlu oluşumlar da gözden geçirilmeli . Devlet esaslı oluşumlar haline getirilmelidir .
Noland , öneri getirmediğini söylüyor . Fakat ülkesinin , bulunacak çözümde Federasyondan yana olduğunu dile getiriyor .
Maalesef . Batılıların hepsi böyle .
Ukrayna işgali batının gerçek yüzünü göstermesi bakımından ibret verici .
Kimin kılıcı kesiyorsa , dünyada onun borusu ötüyor .
Hakmış , adaletmiş . Beni güldürmeyin .
Son sözüm .
Sahada , 64 ‘ten , 74’ten kat kat üstünüz .
Üzerimize eski alışkanlıkları ile gelemiyorlar . Kaleyi içeriden fethetme gayretleri sürüyor .
Buna dikkat etmeliyiz .



Bu haber 897 defa okunmuştur

:

:

:

: