ON BİR YILIN ANNELERİNE GİTSİN

Dün anneler günü idi .

Dün anneler günü idi .
Senede bir anneler günü mümkün mü ?
Bu gün de kapitalist sistemin yaratmış olduğu kendine özgü günlerden bir gün.
Ne demiş bilge kişi ?
“Ana gibi yar . Bağdat gibi diyar olmaz .”
Yakıştırma ne kadar da anlamlı olmuş .
Dileğim 8 Martlar her gün olsun . 365 günde bir olmasın .
Ekonomik ve sosyal şartlar aile bağlarını o kadar kopardı ki , bunun olumsuzluklarını nerede ise her gün yaşıyoruz .
Gün geçmiyor ki nerede ise her gün anneler katledilmekte ve tecavüze uğramaktadırlar .
Ne kadar caydırıcı müeyyide getirilirse getirilsin maalesef bunun önüne bir türlü geçilemiyor .
Hele hele boşanan ve boşanma aşamasında olan annelerin uğradıkları saldırı ve tecavüzlerin haddi hesabı yok .
Kayıt altına alınanların yanında bir o kadar da kayıt dışılık eylemler gırla .
Bu iş biraz da bilinç düzeyine dayansa gerek .
En büyük noksanlık eksiklik burada yatmakta .
Efendim .
Madem ki Mayısın 2. haftası tüm dünyada anneler günü olarak benimsenmiş ve annelerin bu günü kutlanmaktadır .
Ben de buna uyarak anneler günü için köşemi annelere hasrediyorum .
Tüm anneleri kutluyorum . Hayatta olamayan Müslüman annelere rahmet . Gayri müslümlere de dinlerince dinlenmelerini dilerim .
Yazımın bu içeriğinin ana temel maddesi on bir yılın anneleri olacak .
Eski nesil , bu on birden neyi kastettiğimi bilecekler .
Yeni neslin bu konuda bilgi eksikliği olabilir .
Konum on bir yıl getto yaşamımızda annelerimizin evlatları ve kocaları için neler çektiklerini . O yılları yaşayan biri olarak yazıya dökmek sorumluluğunu kendimde hissederek . On bir yıl annelerini sütunuma taşımaya karar verdim .
Efendim on bir yıl dedimse de bunun evveliyatı var .
Ta 1955 ‘lere kadar gider .
Eoka terör örgütünün faaliyete geçtiği yıllarda , her ana ilk okul yaşlarındaki çocuklarını sabah okula götürür . Öğle yemeği için bir saatlik arada okuldan alır eve götür yedirir ve tekrar öğleden sonra okula geri götürürdü . Çoğu anne ikindi paydosuna kadar okulda kalır ve çocuğunu alıp evine giderdi . Bu üç yıl bu şekilde devam etti .
İşe giden erkekleri için de , sağ dönüp dönmeyeceğini merakla bekler , dualar okurlardı .
60 yılında kurulan Ortaklık Cumhuriyeti ile üç yıl gibi rahat bir dönem yaşandıysa da . Üç yılın sonunda bu Kıbrıs Türk Halkının burnundan fitil fitil getirilmeye çalışıldı .
Uyguladıkları Akritas Planı ile , Kıbrıs Türk Halkını soy kırıma tabii tutma girişimi karşısında , 7’den-70 ‘ e Kıbrıs Türk Halkı kendisini meşru müdafaa içerisinde buldu .
1963 ‘te başladıkları soy kırım hareketi karşısında , evlatları ve kocaları mevzilerde olan Kıbrıs Türk anası , boş durur muydu .
Mevziler için kum torbaları hazırladılar . Kışın mücahitlerin soğuktan korunmaları için yün iplikten şiş iğneleri ile eldiven , çorap , kaşkol örüp mücahitlerin üşümemeleri için canla başla çalıştıklarını yeniden yaşar gibiyim .
Türk erkeklerinin can güvenlikleri nedeni ile Rum tarafına işe gidememeleri dolayısı ile hane halklarında çok ciddi beslenme sorunları başlamıştı .
Türk anaları marifetlerini göstererek ailesini besleyebilmek için bir cambaz marifeti ile becerisini ortaya koyuyordu .
Neyse ki bu sorun Kızılay tarafından halledildi ve sorun kökünden çözüldü .
O yıllar fakirliğin yaşandığı yıllardı .
Fakirliğe rağmen , Türk anasının gönlü çok zengindi .
Genellikle geceleri beslenme , gabira ekmekle donatılmış sofralardaydı .
Mevziler hanelerin avlusunda olduğu için , akşamları bizler de mücahitler olarak o gabira menüsünün müdavimleri arasındaydık .
Yöredeki analar sanki meşveretleşmişler gibi , her akşam mevzilerimize tepsiler içerisinde yağlı ve reçelli gabiralarla , zeytin ve çayla akşam ziyafetleri çekerlerdi .
Türk anası kaderde ve kıvançta tek yürekti .
O günler çok aranacak günlerdir .
Bu günkü yazımı , on bir yılın analarına hasrediyorum .
Saygıyla , minnetle , rahmetle anıyorum .
Çok az sayıda hayatta olanlara da sonsuz sağlıklı yaşam diliyorum .
Bu haber 796 defa okunmuştur

:

:

:

: