İĞNE - İPLİK MUCİZESİ

Hani derler ya biraz canlanınca insan, harekete geçer diye.

Hani derler ya biraz canlanınca insan, harekete geçer diye.
Ben de öyle…

Fizik tedavim olunca soluğu alışverişte alıyorum. Önce güzel bir kahve ısmarlıyorum kendime. Ardından Next Level’de mağaza geziyorum. Bu işe bayılıyorum.

Sıcak iklimden gelince burası soğuk olur diye düşünüyorsunuz! Oysa Ankara EN ÇILGIN MEVSİMİ yaşıyor.

Düşünün aylardan Haziran… Gece üşüyorsunuz… Ertesi gün seller götürüyor. Ardından hava sıcaklığı 28 dereceleri buluyor…
Tek kelimeyle DELİ TEDAVİSİ…

Neyse bir mağazada hem de çok uygun fiyata bir pantolon ve üst buluyorum. Bayağı da şık!

Alıyorum ama paçası kısaltma istiyor. Satıcı genç, alt katta bir terzi olacak deyince iniyorum. Buluyorum da… Hem spor kıyafet hem de ayakkabı satıyor, bir köşede de dikiş makinası var…

Bir iğne iplik istiyorum ama adam dikiş makinası kullanıyor ve bir tane iğnesi var… Tuhafiyeci burada ne gezer!
Yine de iğneyi bana veriyor… Ben bulurum, siz istediğiniz kadar da iplik alın, diye kocaman makarayı uzatıyor.

Ayakkabı bakan genç de sohbete katılıyor. Şimdiki kızlar dikiş bilmiyor, söküğünü dikemiyor muhabbeti…

Derken “ Pardon! Kulak misafiri oldum, alın bu sizin olsun, iğneyi de beyefendiye bırakın! “ diyen tatlı ses…

Kapıda 1.90 boylarında, gözlüklü, yakışıklı, mutlaka güzel eğitim görmüş 25-28 arası bir genç adam, küçük bir dikiş kutusu uzatıyor…

Alışveriş merkezindeki 50 mağazayı gezseniz bulamayacağınız bir şey…
Bunun adı MUCİZE…

Şaşırıp kekeliyorum.
Borcum ne kadar? “
Gülümsüyor…
“ Borcunuz yok! Çantamdaydı,sizin kısmetinizmiş” deyip gidiyor…

Öyle şaşkınım ki!
Yanımdakiler de öyle! Adının Serkan olduğunu öğrendiğim mağaza sahibi, anacığım çok kısmetlisin, iğne iplik ayağına geldi, diyor. Hem de bir sürü iğne, düğmeler ve rengarenk iplikler… Çengelli iğne bile var!

Çıkınca bakınıyorum, delikanlıyı arıyor gözlerim… Yok! Yok! Sırra kadem basmış…

Bugünün hikayesi de bu…

AKDENİZ

Bir çigan müziği
Ruhumu alıp götürüyor
Uzak diyarlara...

Tuz kokulu kıyılar
Akdenizin mor salkımlı
Nar çiçekli sokakları...
Bayırlardan incecik buğulu bulutlar
Hep denize iner akşamları...

Bir kızın yasemin kokar saçları
Etekleri açılır hafiften
Yakasından içeri dalar
Çapkın rüzgarın eli...

Çatanalar, tekneler
Mavi, beyaz, kırmızı yelkenli
Yanık tenli kaptan
Ufukları gözler
Siperinde ellerinin
Çatlamış, yosun kokulu...

Özgürlüğe koşar yüreği
Alır alır da başını
Gider uzaklara
Martı kanadında sevileri....

Ayşe TURAL

NİHAYET KAVUŞTUK

Prof. Dr. Berk GÜÇLÜ
Sevgili öğrencim
Kıbrıs’ın gururu…

ŞÜKÜR KAVUŞTURANA…
Sağlık konusunda en anlamlı duygu GÜVENMEKTİR…

Bilgisine güveniniz SONSUZDUR…
Huzurla, endişelenmeden kendinizi ellerine teslim edersiniz…

Bilirsiniz ki uyandığınızda da ilk onu göreceksiniz..

Sizi kapılarda karşılayışı, gururla ÖĞRETMENİM deyişi, sıcacık kucaklayışı dünyalara bedeldir…

Asistanların biri gider biri gelir yanınıza… 🙏🙏🙏
Daha ne olsun…

En doğru tedaviyi uygular, siz sağlıkla ülkenize dönersiniz…

İyi ki varsın oğlum.
İYİ Kİ VARSIN…

Sağlıkla,varlıkla tüm insanlığa uzun yıllar hizmet etmen dileğiyle…

AŞKIM AŞKIM

'Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık,
ama her şeyi olduk 'der,Goethe....
Mümkün müdür?
Tutkulardan ve duygulardan kaçmak
sence....

Gidiyorum derken
İnadına
Demir atmak yüreğine
Kalakalmak oracıkta...

Ben seni,
Beni sevme ihtimalin olmadan sevdim.
Vazgeçişlere gelemem...
Benim hiçbir şeyim de
Her şeyim de sensin...
Duy beni....

Ayşe TURAL

SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...

Yaşam bize, tıpkı yağmur suları gibi, hayatın içinden bir sürü ıvır zıvırı toplayıp önümüze koyar... Genelde çerçöptür önümüze yığdığı... gereksiz ve anlamsız...

Neden mi? Daha anlamlı, daha içimizi acıtan olaylarla karşılaşmışızdır da ondan... Farkına varışlardır bizi silkeleyen, sallayan...

Daha dün, ne gereksiz şeylerde huysuzluk etmişizdir; boş yere kend...imizi de çevremizdekileri de üzmüşüzdür... İncir çekirdeğini doldurmayan hırçınlıklarımıza şaşar kalırız...

Bugün daha mı büyümüşüzdür? Yaptığımız yanlışların farkına varmışızdır: PİŞMANLIKLAR DURAĞINDA kalakalmışızdır...
hem de TEK BAŞINA...

İşte şimdi SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...
HAYATI SIFIRLAMAK...
HER ŞEYİ UNUTMAK...
YENİDEN BAŞLAMAK...

Haydi, şimdi kalk... Silkin... Umutsuzlukları silkele üstünden... Yüzünü dön güneşe... GÜÇLÜYÜM... YAPABİLİRİM... GÜLÜMSE.... HER ŞEY DAHA GÜZEL OLACAK...

Ayşe TURAL (Bu sabah Kibariye'nin klibi bana bunları düşündürdü... enfes bir klip gerçekten...)SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...

Yaşam bize, tıpkı yağmur suları gibi, hayatın içinden bir sürü ıvır zıvırı toplayıp önümüze koyar... Genelde çerçöptür önümüze yığdığı... gereksiz ve anlamsız...

Neden mi? Daha anlamlı, daha içimizi acıtan olaylarla karşılaşmışızdır da ondan... Farkına varışlardır bizi silkeleyen, sallayan...

Daha dün, ne gereksiz şeylerde huysuzluk etmişizdir; boş yere kend...imizi de çevremizdekileri de üzmüşüzdür... İncir çekirdeğini doldurmayan hırçınlıklarımıza şaşar kalırız...

Bugün daha mı büyümüşüzdür? Yaptığımız yanlışların farkına varmışızdır: PİŞMANLIKLAR DURAĞINDA kalakalmışızdır...
hem de TEK BAŞINA...

İşte şimdi SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...
HAYATI SIFIRLAMAK...
HER ŞEYİ UNUTMAK...
YENİDEN BAŞLAMAK...

Haydi, şimdi kalk... Silkin... Umutsuzlukları silkele üstünden... Yüzünü dön güneşe... GÜÇLÜYÜM... YAPABİLİRİM... GÜLÜMSE.... HER ŞEY DAHA GÜZEL OLACAK...

AVUNTU

Gece yarısı uyanıyorum
Ses yok
Seda yok
Çıt! yok

Oh! Dünya varmış
Kafam karışmadan şöyle
İstediğim kadar
Hem de evire çevire
Düşünebilirim seni...

Ayşe TURAL

BİSİKLETLİ KÜÇÜK KIZ

Girne’nin büyük caddelerinden birinde yürüyorum. Mağusa’daki ” İMZA GÜNÜM” için afişimi Kombos’a teslim edip park yerine gidiyorum.

Limana doğru inen yol bayağı kalabalık.. Turistler, alışveriş yapanlar, bakına bakına yürüyenler… Cıvıl cıvıl bir gün…

Yaşlı satıcıdan çörek alıyorum.

Yürürken bir şey dikkatimi çekiyor.

Az ilerde bir adam… Sakallı, köylü kılıklı bir adam… Küçük bir kızla konuşuyor. Baba kız sanırsınız..

Kısa şortlu, renkli tişörtlü, saçları omuzlarında bir küçük kız… İlkokul öğrencisi olmalı… Bisikletin üstünde… Gülümseyerek konuşuyor adamla… Saf, tertemiz..

Yaklaşıyorum. Adam kurnaz tilki suratlı… Sevimli görünmeye çalışıyor. Derken daha temiz giyimli bir genç dönüp
“ Bir sorun mu var?” diye soruyor.
Adam gayet pişkin
“ Hayır, konuşuyoruz…” diyor.

Biraz daha yaklaşıyorum. Küçük kızın elinde renkli boncuklardan yapılmış 8-10 bileklik var. Az uzakta durup seyrediyorum.

Yüreğim ağzımda…

Adam:
“ Bunları böyle satamazsın, bir yerde durup tezgah gibi bir şey aç.” diyor…

Midem bulanıyor.
Kime ne söylesem bilemiyorum.
Adam yanından çekip gitse çocukla konuşacağım.

Biraz daha seyrediyorum. Çaresiz otoparka yürüyorum.

Belediye zabıtaları bu tipleri mutlaka anlar. Başkanı arayıp devriye gezmelerini, uyanık olmalarını istemeli…

Tatil geliyor. Artık çocuklar sokaklarda döküm saçım olur…

Anne- babalar,
lütfen çocuklarınızı UYARIN
Öğretmenler,
okulda çocukların gözünü açan KONUŞMALAR YAPIN..

Ortalık
AHLAKSIZ İNSANLARLA dolu…
Lütfen GÖZÜMÜZÜ açalım.

Sağlık dolu, mutlu bir hafta sonu geçirmeniz DİLEĞİYLE…

UYU KÜÇÜĞÜM

uykuların güzelliklere açsın
kapılarını...
büyü küçüğüm
gönlün sevgilere açsın
kanatlarını...
sen
uç uçabildiğin kadar
mutluluğa...

Ayşe TURAL

BİZ KÜÇÜKKEN...

Biz küçükken çok büyüktük. Mesela kollarımızı bir açardık, dünyayı kucaklardık. Güzeldik biz küçükken.

Arkadaşlarımızla beraber bir gece uyuyabilirsek eğer nimetti bizim için, lükstü, zenginlikti. Ailelerimiz en az beş kez arardı eve beş dakika geç kaldığımızda. Koşa koşa eve varana dek nefes almazdık ve nerdesin sen sorusunu duymadan cevabı verirdik.

Biz bir gülerdik küçükken, kalbimiz kahkahalar atardı. Biz küçükken öğretmenimiz en yakın arkadaşımızla sıralarımızı ayırmasın diye, teneffüse kadar konuşmazdık.

Not yazardık birbirlerimize. Biz diyorum küçükken bizdik böyle bayağı bir kalabalıktık. Yani biz diyebileceğim kadar çok. Biz küçükken bir büyüktük ki böyle kollarımızı açsak sığmazdı eni boyu.

Sonra mı?
Büyüdük. Kollarımızı açtığımızda bir kişiyi bile sığdıramayacak hale geldik.

Küçülene kadar büyüdük, çok büyüdük yani. Biz olamadık bir daha. Sen, ben olduk. Büyüklük lüks değildi, zenginlik değildi. Koşa koşa büyüdük. Büyürken ne de çok küçüldük.

Ayşe TURAL

HOŞÇA KAL ERİK AĞACI

Bebeklerimi dallarına astım
İyi uyut erik ağacı
Çiçeklerin
Çocuk hayallerimde kaldı
Gölgesinde ortancalar…

Çığlıklarımı geri ver
Ne olursun !
Saklambaçlarım
Kovuklarında saklı...

Ben artık büyümüşüm
Oyunlarım sende kaldı
Sen de artık çürümüşsün
Hoşça kal erik ağacı....

Ayşe TURAL

Bu haber 3889 defa okunmuştur

:

:

:

: