Başbakana Kadın komplosu

HAFTA başından beri Londra’da yaşadıklarımız inanılacak gibi değil.. İngiltere, son günlerde gerçek anlamda bir siyasi deprem yaşıyor.. Hala da artçı şokları devam ediyor..
HAFTA başından beri Londra’da yaşadıklarımız inanılacak gibi değil..
İngiltere, son günlerde gerçek anlamda bir siyasi deprem yaşıyor.. Hala da artçı şokları devam ediyor..
Bu satırları yazarken istifa eden bakan sayısı 7’ydi..
Son 4 günde kabineden ayrılan bakanlar bunlar..
Milletvekillerinden , genel seçimlerde politikadan ayrılacağını, seçime katılmayacağını açıklayanlar da az değil..
Milletvekillerinin devlet kasasından aldıkları harcama skandalı bir tsunami gibi büyüdü, büyüdü.. Önüne geleni ya devirdi, ya yaraladı..Yoluna çıkan herkese zararını verdi..
Ne zaman durulacağı da bilinmiyor..
İngiliz siyasetinde çok fırtınalar gördüm ..
“Sleaze” olarak adlandırılan politik rezaletler, aşk skandalları Muhafazakar Parti döneminde ortalığı karıştırırdı.. Ve bu kelime, skandallar daha çok Tory yani Muhafazakar Partiyle özdeşleşmişti adeta..
1979 ile 1997 yılları arasında 12 yıl iktidarda kalmıştı Muhafazakarlar.. Ve 1997 yılında taze bir hava gibi, İngiliz siyasetine yeni bir soluk getirmişti İşçi Partililer..
Mavi İngiltere siyasi haritası, bir gecede İşçi Partinin rengi kırmızıya bürünmüştü..

Önce küresel kriz, iflas eden bankalar..
Arkasından milletvekillerinin skandalı geldi.. Başbakan Gordon Brown, 10 yıl Maliye Bakanlğı yaptığı İşçi Partisinde, sonunda 2007 yılında Tony Blair’in ayrılmasıyla yıllardır hayalini kurduğu “Başbakanlık” koltuğuna oturdu, oturmasına .. Ancak daha 2 yılı dolmadan başına bunların geleceğini bilse, acaba bu ateşten çembere girer miydi ?
Bunun yanıtını şimdilik bilmiyoruz..
Ancak, siyasi deprem, siyasi tsunami , değil günden güne, saat başı değişiyor..
Çorap söküğü gibi ardı ardına geliyor istifalar..
Skandallara adı karışan , vergisini ödemeyen, en lüks, akla gelmeyecek harcamalarını devlete ödettiren, Başbakanın hışmına uğrayan milletvekilleri, bakanlar kolayı kaçmakta buldular..

Önce İçişleri Bakanı Jaqui Smith’in kabine revizyonunda istifa etmek istediği söylentisi yayıldı..Smith’in kocası, seyrettiği porno filmi, devlete fatura etmişti..Jaqui Smith, Brown’nin İçişleri bakanlığına getirdiği , ülkenin ilk kadın İçişleri bakanıydı..
Ardından, 13 bin sterlinlik vergi borcunu ödemeyen Toplumlar Bakanı Hazel Blear, günlerdir “istifa” çığlıklarından kaçamadı.. Ve istifasını Başbakana gönderiverdi..
Onu, Kabine’nin ağır topları John Hutton, James Parnell izledi..

Bazı yardımcı bakanların istifası da bunları takip etti..
Sonun başlangıcı mıydı yaşananlar?
Bu arada Avrupa Parlamentosu ve Londra dışındaki bölgelerde yerel belediye seçimleri de , bunca kargaşa, dedikodu, çalkantı arasında yapıldı..
Seçim sonuçları hiç de İktidardaki İşçi Partisi için parlak gelmedi..
Ana muhalefetteki Muhafazakar Parti, İşçi partisinin kalesi yerlerde, ne kadar oy, sandalye varsa silip süpürdü.. Ve kırmızı Britanya haritası, bir anda maviye boyanıverdi..

Cuma sabahı 10, Downing Street başbakanlık konutunda istifa edenler ve yerlerine gelenlerle toplanan Başbakan Brown, kabinesini de revizyondan geçirdi.. Ve yeni bakanlarını açıkladı.. Kabine değişikliğinde Dışişleri Bakanı David Miliband ile Maliye Bakanı Alistair Darling yerlerini korumayı başardılar..
Başbakan, seçim sonuçları ve son siyasi durumla ilgili basın toplantısı yaparken, canlı yayınlanan programın altında “Caroline Flint”in de istifa ettiği flaş haberi geçmeye başladı..
Hani Avrupa Bakanı olur olmaz, ayağının tozuyla Kıbrıs’a gelen, Kuzey ve Güney’de her iki toplum lideriyle de görüşen.. Parlamentonun en seksi, en hoş kadın milletvekili Flint..
Daha birkaç saat önce koruduğu, laf kondurtmadığı Başbakanını, “ Kadın milletvekillerini vitrin olarak kullanmakla, kabinede iki katlı görev dağılımı yapmakla” suçlayarak, istifasını veriverdi.. Adeta Başbakan Brown’i, cinsiyet ayırımı yapmakla itham ediyordu.
Flint, İçişleri Bakanı Smith ve parlamentonun en ufak-tefek parlamenteri, Toplumlar Bakanı Hazel Blear’in en yakın dostuydu..
Futbolcu eşleri ve kız arkadaşları anlamına gelen “ WAG” kelimesi, şimdi onlar için söyleniyor..
“Women Against Gordon” yani “ Gordon’a Karşı Kadınlar” ..
Bu kulubün kurucuları ise Flint, Smith ve Blear.. Üç kadın Bakan, Başbakanın ipini çekmişti.. Zaten Blears’in istifasını açıkladığı gün yakasına taktığı broş çok anlamlıydı..
Bir kayık... İçinde bir kedi ve köpek.. Üzerinde de “ kayığını sallayacağım” yazısı.. Broşun kilidi ellendiğinde kayık oynuyordu..
Evet, ufak-tefek , çıtı-pıtı, Türk toplumunun yakından tanıdığı Hazel Blear, boyuna posuna bakmadan Brown’nın kabinesini sallamayı başarmıştı..
Flint’in istifası belki de en fazla süpriz yaratanı oldu..

İngilizlerin eski başbakanlarından Edward Heath, “politikada bir hafta uzun süredir” demiş..
Çok doğru.. Hele kadınlar işe karışırsa..
Margaret Thatcher, ilk kadın başbakan seçildiğinde, ülkenin coşkusu görülmeye değerdi.. Parti içindeki darbeyle , Başbakanlıktan devrilip, gözyaşları içinde Başbakanlık konutundan çıkışı da öyle..
Tony Blair, zamanında görevinden ayrıldı.. Pirincin taşının ayıklanması da Gordon Brown’a kaldı..
Kadınların başlattığı ayaklanma bakalım nerede, nasıl bitecek ?? İstifalar duracak mı, yenileri mi gelecek ?
Onlara “Blair’in bebekleri” deniyordu.. Bebekler 13 yılda büyüdü, ayaklandı..
Politik deprem, dizileri aratmayacak şekilde heyecanla sürüyor..
Bizi izlemeye devam ediniz..

Bu haber 307 defa okunmuştur

:

:

:

: