İmza günleri ve DAÜ

Aylardan haziran... Günlerden cuma... Parçalı bulutlu bir gün…

Aylardan haziran... Günlerden cuma... Parçalı bulutlu bir gün…

Keyifle Mağusa yolundayım. Göz alabildiğine uzanan Mesarya Ovası sarılara bürünmüş çoktan. Geçen ay buraları yemyeşildi oysa. Buğdaylar, arpalar biçilmiş. Yine de kıyıda köşede kır çiçeklerine, yeşilliklere rastlamak mümkün. Yavaş yavaş yol alırken bir yandan da çevreyi seyrediyorum. Solumda Beşparmaklara doğru kıvrıla büküle uzayıp giden yollar var. Bir gün aklıma esip birinden tepelere gidebilirim. Bayılırım ani kararlara. Elbette önceden verilmiş sözüm yoksa.
Bugün beni bekleyenler var Mağusa’da. DAÜ’ye gidiyorum. Bugün 5 Haziran ve benim Merkezi Derslikler önünde imza günüm var. Defalarca da yaşasanız bu özel günler insanı çok heyecanlandırıyor. Kimlerle tanışacağım, kimlere kitap imzalayacağım? Bu bir gizemdir ve hiç ummadığınız ilginç karşılaşmalar, kesişmeler olur. Yaşam da zaten bu kesişmeler bütünüdür bence.
Geldiğimi haber veriyorum Arif Beye. Yeri tarif ediyor. Beni Halkla İlişkilerden Nursal ve Gaye karşılıyor. Pankartlarım, afişlerim asılmış bile. Masama da şık bir çiçek demeti yerleştirilmiş. Üstelik bembeyaz...
Yüksekçe bir yerdeyim. Etrafta oturan gençleri izliyorum. Böyle anlar benim için çok önem taşır. Yanıma gelenler, sohbet edenler... Fırsat buldukça Gaye ve Nursal’la hayatı paylaşıyoruz. Az sonra doktorumuz Özmen Bey yanında bir görevliyle geliyor. İşini gücünü hatırım için bırakıp gelmiş sağ olsun. Az sonra pandomim sanatçımız sevgili İpek görünüyor. Sevgiyle sarılıyor. İtalya yolculuğunu soruyorum, bebek beklediği için gelecek yıla ertelediklerini öğreniyorum. Önemli değil; o, istiyor ve başaracak...
Zaman ne kadar çabuk geçiyor. İki saatin sonuna gelmişiz bile. Derken Halkla İlişkilerden Ahmet Bey elinde fotoğraf makinesiyle yanımızda. Rektörün geldiğini haber veriyor. Uzaktan görüyorum Ufuk Hanımı... Leylak rengi elbisesi ve uzun pembe incileri, pembe ayakkabıları ile son derece şık... Tıpkı bir prenses gibi... Oldum olası benim için görsellik ve zarafet çok önemli.
Bakıyorum öğrencilerin arasından geçerken duruyor, konuşuyor, bir şeyler soruyor. Güler yüzlü, sıcacık... O kadar da kırılgan görünüyor ki! Bu kadar enerjiyi nerden buluyor bilemiyorum. Çok ağır bir sorumluluk ve hiç kuşkusuz önüne yığınla konan engel ve zorluklar...
Yanımda... Sarılıyoruz... İki kadın, iki dost, birbirini konuşmadan anlayan iki arkadaş... Mutlu muyum, memnun kaldım mı soruları birbiri ardına... Eksik var mıydı acaba bakışları... Her şey tamam, diyorum, içi rahatlıyor. Haydi, şimdi yemeğe, diyor. Mehmet ve Arif Bey de bize katılıyor. O kadar yoğun işlerinin arasında bana zaman ayırması harika. Uzaklarda Akdeniz uyuyor. Manzara nefis... Arada yapılması gereken işleri konuşuyorlar. DAÜ Tv. yi arayıp yemek sonrası çekim ayarlıyor hemen. Başarının en büyük sırrı, aklına geleni anında yapması… Ben de öyleyimdir. Sonra diye bir şey yoktur. En azından bağlantı o an yapılmalıdır.
Yemek sonrası rektörlükteyiz. Çekime yarım saat var. Bana klasik bir müzik koyup kendisi toplantı odasına geçiyor. Soğuk meyve suyumu yudumlarken gözlerimi kapatıyorum. Dinleniyorum... Görevli, çekim için havuzun olduğu sosyal tesislere götürüleceğimi haber veriyor. Sakin, huzurlu ve tertemiz bir yer... Havuzda yüzenler var. Doğrusu bugün serin sularda keyifle yüzebilirdim. Haydi, iş başına...
Gürhan Bey, ekibiyle hazır… Biz zaten önceden tanışıyoruz. Zaman geçirmeden keyifle söyleşiye başlıyoruz. Daldan dala atlayarak, şiirden gençlere, evliliklere, hayata bakış açısına, kitap okumaya kadar konuşuyoruz. Kısacası insana dair her şeyi tartışıyoruz.
Yoğun bir gün... Yorgun ama mutlu geriye dönüyorum. Başkalarının hayatına dokunmak böyle bir şey işte... Bizi biz yapan çevremizdekilerle ilişkilerimizin sağlıklı ve verimlilik içinde sürmesi... Teşekkürler DAÜ, teşekkürler Ufuk Hanım...

Bu haber 186 defa okunmuştur

:

:

:

: