Türkiye Cumhuriyet’i Cumhurbaşkan’ı sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A açık mektubumdur.

Sayın ERDOĞAN, öncelikle KKTC halkı için esirgemediğiniz tüm yardım ve desteklerinizden dolayı şahsınıza ve tüm hükümet yetkililerine şükranlarımı sunmak istiyorum, Allah sizlerden razı olsun. BM kurulunun 77. Toplantısında ki konuşmanızda uluslararası topluma KKTC’Yİ tanıyın çağrısını tarihte ilk kez olmak üzere dile getirdiniz, bir Kıbrıs Türkü olarak bu konuşmanızı sevinç gözyaşları ile pür dikkat dinledim.

Sayın ERDOĞAN, öncelikle KKTC halkı için esirgemediğiniz tüm yardım ve desteklerinizden dolayı şahsınıza ve tüm hükümet yetkililerine şükranlarımı sunmak istiyorum, Allah sizlerden razı olsun. BM kurulunun 77. Toplantısında ki konuşmanızda uluslararası topluma KKTC’Yİ tanıyın çağrısını tarihte ilk kez olmak üzere dile getirdiniz, bir Kıbrıs Türkü olarak bu konuşmanızı sevinç gözyaşları ile pür dikkat dinledim.

KKTC de her neye sahipsek Anavatanımız Türkiye sayesindedir. Bunu inkar etmek hainlikten öte bir şeydir, bu kadar yıldır siyaseti hem güney Kıbrıs da dahil olmak üzere takip ediyorum, ne yazık ki Rum komşularımız bizi hiçbir zaman siyasi eşit ortak görmemiş ve kabul etmemiştir. Zamanın da eğer müzakere masaları kurulmuş ve masada Rum tarafı ile müzakere etmişsek o da Anavatanımız Türkiye sayesindedir.

Güvenliğimiz, ekonomik kalkınmada ki atılımlar ve alt yapı yatırımları yine sizlerin sayesinde gerçekleştirilmektedir. Kıbrıs Türk halkının ayakları üzerinde durabilmesinin sağlanması için Türkiye her fedakarlığı fazlası ile yapmaktadır. Eğer KKTC toprakları var ise bu da Türkiye sayesindedir.

Annan planı döneminde özellikle AB her ne kadar sözler vermişse, bunları yerine getirmemiştir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık devletini Rum tarafı silah zoru ile işkal etmiştir. 1963 yılında Kıbrıs Türklerini toptan yok etmek için saldırmış ve bizleri cumhuriyet ortaklığından atmışlardır. 1963-1974 yılları arasında bizleri 103 köyden kovmuşlar ve %03 toprağa hapsetmişlerdir. Kıbrıs Türk halkı en zor şartlara da bile Anavatan Türkiye sayesin de direnmiştir.

Kıbrıs Türk halkı, Rum siyasi otoritesinin gölgesinde sözde federasyon temelinde bir anlaşma için 50 yıl daha kaybetme lüksü olamaz. Rum tarafı her fırsatta olası bir anlaşmayı ret etmiştir, KKTC halkını da izolasyonlar ile ezmiştir, AB de buna alet olmuştur. İki eşit egemen devlet çerçevesinde ki anlaşma önerisini er yada geç Dünya dikkate almak durumunda kalacaktır. BM genel kurulunda sayın ERDOĞAN’IN KKTC’Yİ tanımalısınız çağrısı artık konuşulur olmuştur.

KKTC halkının ezici çoğunluğu yeni siyasetin destekçisidir, anavatanı Türkiye’ye güveni tamdır, CB SN ERDOĞAN’A şükran duymaktadır.

KKTC yakışır bir Cumhurbaşkan’lığı ve meclis binasına kavuşması için başlatılan çalışmaları destekliyoruz. Yerel firmaların da katılacağı bu ekonomik faaliyetler ülke insanımıza iş imkanları da sağlamaktadır. Buna karşı çıkanları ve yasadışı faaliyetlerini anlamakta güçlük çekiyoruz, aslında çok iyi biliyoruz. Sırf muhalefet olsun diye gidenler var, dış güçlerin kışkırtmaları ile gidenler var, ne olduğunu anlamak istemeyenler var, birilerinin dolduruşuna gelenler var, bu gün karşı çıkanların bir kısmı yarın o binalarda görev yapacaklar.

Esas siyasi sorunumuz parlamenter sistemin çökmüş olduğu gerçeğini görmek istemeyenlerdedir. Yıllardır savunduğum başkanlık sistemine derhal ve behemehal geçilmelidir. KKTC anayasası kanlı EVREN darbesinin gölgesinde yazılmış bir anayasadır değiştirilmesi elzemdir. KKTC tüm yasaları ve mevzuatı tekrar ve çağdaş bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. İngiliz döneminden kalma yasaların gölgesinden kurtulmalıyız, eğer tam bağımsız bir KKTC istiyorsak yeniden gözden geçirmeliyiz.
Kurtuluşumuz yine bizim elimizde anavatan Türkiye ile birlikte atacağımız doğru adımlardadır.
Bu haber 2194 defa okunmuştur

:

:

:

: