AŞIRI SİLAHLANMA DEVAM EDİYOR

Güney Kıbrıs , ABD ambargosunun kalkmasından sonra , ki bu bir yıllık süreye tekabül eder .

Güney Kıbrıs , ABD ambargosunun kalkmasından sonra , ki bu bir yıllık süreye tekabül eder .
Alabildiğince , silahlanmaya başladı ve bunu devam ettirmektedir .
2023 bütçesinde , Savunma Bakanlığına , 200 milyon Euro’luk bir kalem bu amaç için ayrılmıştır .
Güney bu silahlanma taarruzuna geçti geçeli , 1963 ve ilerleyen yıllara beni geri götürdü .
Çaktım almaz silahlarla , orantısız bir güce karşı , tek vücut olmuş bir avuç Kıbrıs Türk Mücahidi karşısında , çaresiz kalan Kıbrıs Rum çapulcuları . Başta Yunanistan olmak üzere , birçok Avrupa ülkesinden , silah tedarik etmeye ve saldırılarını artırmaya başlamışlardı .
Buna rağmen , Kıbrıs Türk Halkının haklı direnişini kıramamış ve adayı Yunanistan’a bağlayamamıştı .
O dönemler , yine bu günkü gibi , güneyin silahlanması izlenmekte ve ajanslardan duyurulmakta idi .
Tek haber kanalı , uzun dalga olarak Ankara Radyosu idi .
Bilahare , Antalya ve Çukurova Radyoları dinlenmeye başlamıştı .
Sık sık , Mağusa ve Leymosun limanlarından , RMMO için gelen silahların menşei , gücü ve sayısı verilmekte idi .
Mısır’dan da , SSCB’nin hibe olarak verdiği zırhlı araçların , Mısır Cumhurbaşkanı Nasır tarafından Makarios’a armağan olarak verildiği haberleri duyurulmuştu .
En son da , Çekoslovakya’dan alınan “ çek silahlarının “ Leymosun limanından RMMO’nun envanterine geçtiği haberleri verilmişti .
Bu silahlanma , Güneye hep iyi moral vermiş , saldırılarını artırmaya yöneltmişti .
Bütün bu silahlanma ve güç , 20 Temmuz 1974 ‘de saman alevi gibi çok kısa bir zamanda sönüvermiş .
Bu silahları kullanacak yürek , güneyde bulunamamıştı .
Tarih tekerrür eder mi ?
Bana göre eder .
Yine , Güney eski teraneye dönerek , çapını aşan bir silahlanma içerisine girdi .
Fakat gelen silahların kullanılması ve sonuç alıcı bütünselliğinde , bir büyük eksikliğini güneydekiler fark edemediler .
Göremediler .
Silah tek başına kullanılmaz .
İlla ki birinin bunu eline alması lazım .
Eline alması da yetmez .
Yürek gerek . Yürek .
Bu da satın alınamadığına göre .
Gerisini siz düşünün .
Başkalarına güveniyorlarsa , tarih kitaplarını gözden geçirsinler .
Tabi bu silahlanma yarışı karşısında , haklı olarak , KKTC Dışişleri Bakanı Sn. Ertuğruloğlu’nun tepkisi , hemen kendini göstermiştir .
“ Kıbrıs Rum tarafının , Ada ve bölgedeki gerilimi artıran silahlanma faaliyetlerini karşılıksız bırakmayacağımızı ifade etmek isterim … Türkiye ile birlikte , gerekli adımları atma kararlılığımızı sürdürmekteyiz ” dedi .
Bilindiği gibi , Güney , Amerika ve Birleşik Krallıkla da stratejik iş birliği anlaşmaları yapmıştı .
Her halde , arkasını bu anlaşmalara dayamaktadır ?
Bu tarz eylem ve davranışlar , Crans Montana’da olduğu gibi görüşme masasına TNT koymaktan başka öteye gidemez .
Bu silahların kullanılması halinde . Hedefte Kıbrıs Türk Halkının olması , güven yaratıcılık açısından , iki toplumu güven bunalımı içerisine itmeyecek mi ?
Bu silahlanmaya , sadece ilgili Bakanın tepki göstermesi yeterli mi ?
Barışı ağızlarından eksik etmeyen , çevre ve sivil toplum örgütleri ile siyasal partilerin , bu silahlanma karşısında , seslerini çıkarmamaları , düşündürücü değil mi ?
Sendikalarımız da bu konuda suskun .
Yoksa , atılacak mermilerin hedefinden , kendilerini ari mi görüyorlar ?
Böyle bir hayal . Ham hayaldir .
Bunu , 20 Temmuz’da bizzat yaşadım .
Üzerimize yağan mermiler . Ne ideoloji tanıdı .
Ne de , hatır gönül .
Herkes , hedef potasında idi .
Benden , onlara uyarma .
Bu haber 802 defa okunmuştur

:

:

:

: