Michael Jackson’un ardından

Perşembe akşamı, ITN haberlerinin sonunda Farah Fawcett’in ölümünü duyduğumda birden aklıma yele yele saçları, inci gibi dişleriyle “Charlie’nin Melekleri” dizisindeki rolü geliverdi..
Perşembe akşamı, ITN haberlerinin sonunda Farah Fawcett’in ölümünü duyduğumda birden aklıma yele yele saçları, inci gibi dişleriyle “Charlie’nin Melekleri” dizisindeki rolü geliverdi..

Ölümünden birkaç gün önce büyük aşkı Ryan O’Neil ile evliliğini düşünürken, ekrana gelen
“ Breaking News” yani son an, flaş haber tüm ilgimi bambaşka bir alana çekmeye yetti..
Michael Jackson, kalbi durduğu için Los Angeles’da hastaneye kaldırılmıştı..
Hemen CNN, BBC ve SKY haberlerini açtım..
Ve iki saat sonra da CNN, ünlü sanatçının ölümünü resmen duyurdu...
O andan beri nereye baksam, neyi okusam 50 yaşındaki sanatçının haberlerini görüyorum..Hangi radyoyu açsam Michael Jackson’un ince, çocuk mu, kadın mı, erkek mi belli olmayan, kendine has sesiyle söylediği şarkıları duyuyorum..
Doğumundan, ölümüne kadar 50 yıllık yaşamı gözler önüne seriliverdi ünlü sanatçının..
Neden şöhretler ölünce, içimizden biri, tanıdığımız , eşimiz-dostumuz gibi üzülür, ilgileniriz..?
Onlarla ilgili ne varsa okur, dinler, seyrederiz ?
Herşeyimizle o noktaya odaklanırız ? Bunun yanıtı çok uzun..
Ölümün gerçek olduğunu bir kere daha hissetmemizi farkettirdiği, şöhretlerin de kaçamadığı ve bizim de ölümlü olduğumuzu anlatması nedeniyle, doğum, düğün gibi bu da insanoğlunun en ilgi gösterdiği bir başka konu..
Şöhret de olsa, adı tüm dünyada bilinse de ölüm, her canlının mutlaka tadacağı bir olgu.. Daha doğrusu başımıza geleceğini bildiğimiz tek konu..
Michael Jackson da o dünyaya göçtü.. Ve ardında yıllarca ve yıllarca konuşulacak, tartışılacak sayısız soru bırakarak..Ve genç bir yaşta..
Karşımda The Times’ın eki duruyor..
Kapağında Afro saçlı, cin gibi bakışlı, tipik yassı burunlu, kara gözlü ve koyu tenli çocuk resmiyle Michael Jackson var..
Michael Jackson- 1958-2009.
16 sayfalık özel ek tamamen ona ayrılmış.. İçindeki yazılar, fotoğraflar 50 yıllık bazılarına göre kısa, ancak birkaç hayat yaşamış hissi uyandıran Michael’in yaşamının özetini oluşturuyor..
Aklıma Prenses Diana’nın ölümü geliyor.. Zaten, İngiltere’de yaşayanlar bir anda o günleri yeniden yaşıyor hissine kapılıyor..
İlk ölüm haberini öğrendiğimiz anı yeniden yaşıyoruz.. Ne yaptığımızı, hatta ne giydiğimize kadar..
Yıllar sonra da Michael Jackson’un ölüm haberini böyle hatırlayacağız..

Elvis Presley, benim büyüme çağımın dışında kaldığı için onunla büyüdüm diyemem..
Ama Michael Jackson, herkes gibi beni de müziği, yeteneği, müzik dünyasındaki yenilikleriyle etkilemişti.. Onun adını , müziğini duymayan var mı dünyada ..
Sonra garip davranışları, değişen görünümü, tanımlamaya kelime bulunmayan tavırlarıyla bir eşi benzeri yoktu..
Ardından çocuk tacizi iddiaları ortaya atıldı.. Mahkemede suçsuz bulundu.. Ancak bir yerde bu Michael Jackson büyüsünün de sanki sonu oluverdi..
Ta ki Londra’da 50 konser vereceğinin açıklanmasına kadar..
Bir Ingiliz gazetesi, “Londra konserlerinden öldü”diye yazdı.. 50 konser.. Dile kolay, yıla vursanız her haftaya bir konser düşer..
Oysa O2 merkezindeki konserler iki aya yayılmıştı..
İnsan üstü bir güçtü bu 50 konseri vermek.. Nitekim vermeye ömrü yetmedi.
Şimdi kullandığı ilaçlar, doktorunun yaptığı çok kuvvetli “ağrı kesici” iğne gündeme taşınıyor..
5 yaşından beri gerçek hayatla bağı kopmuş bir insanın, aslında yapayalnız ölümünün öyküsü O’nunkisi..
Çocuklarının yüzünü tüller , maskerle örtmek, balkondan bebeğini sarkıtmak, hangi aklı başında birine yakışırdı?
Michael Jackson, müziğiyle olduğu kadar, “ acaip, garip, tuhaf” ne derseniz deyin bu tür davranışlarıyla da son yıllarında hepimizi meşgul etti..
O ünlü ay yürüyüşü, ondan başka kimseye yakışmayan dans figürleri, bir filmi andıran videoları, aklımıza işleyen müziğiyle , bizimle birlikte yaşayacak..
Taklitleri yaşarken tüm dünyanın dört bir yanında vardı. Eminim şimdi çığ gibi daha da büyüyecek.. Hayran sayısı katlana katlana artacak..Ve albümleri yok satacak..
Şöhretin de bedeli var. Ve bu 3 çocuk babası, Peter Pan’in dünyasında yaşayan, aslında kendisi çocuk ruhlu Michael Jackson, dört gözle beklediğimiz Londra konserlerine başlayamadan hayata veda etti..
Herkesi, tanıyan, tanımayan, hayranı olan, olmayanı tam anlamıyla “şok” ederek gitti..
Aynen yaşarken şaşırttığı gibi, ölümü, zamanlaması, gidişi de ona yakışır oldu..
İyisi, kötüsüyle bir evlat, bir kardeş, bir babaydı..
5 yaşındaki çocuklardan, 50-60 yaşındakilere kadar müziğiyle hitap etme gücüne sahipti..
Kulaklarımda “Bad”, “Billy Jean”, “Thriller” çınlıyor..
Belki bu dünyada aradığı huzuru, göç ettiği diğer alemde bulmuştur..
Rahat uyu müzik dehası..
Bu haber 307 defa okunmuştur

:

:

:

: