“Rain Rain go away, go away”

Yazımın başlığını İngilizce yazdığım için bağışlayın.. Ancak, geride kalan bir hafta içinde Londra’ya yağan yağmur yüzünden , bu şarkıyı dilimden düşüremiyorum.. “Rain, rain, go away, go away..
Yazımın başlığını İngilizce yazdığım için bağışlayın.. Ancak, geride kalan bir hafta içinde Londra’ya yağan yağmur yüzünden , bu şarkıyı dilimden düşüremiyorum..
“Rain, rain, go away, go away..
Come again another day”

Evet, “ Yağmur git, git .. Başka bir gün gel”
Bu ünlü çocuk şarkısı veya pop türü söylenen aynı sözleri içeren şarkı, sanıyorum yalnız benim değil, onbinlerce İngilizin de duygusuna tercüman oluyor bugünlerde...
Haziran ayında yaşadığımız şahane yaz sıcakları, yerini yağışlı, ıslak, serin havaya bıraktı..
Ve biz 40 gün, 40 gece bu yağışlı havayı çekmek zorundayız burada.. Yaz boyunca..
Adı yaz.. Temmuz ayındayız.. Takvimlere aldanmayın..
Şu anda dışarda hava 18 derece.. Bulutlar, adeta elinizle yakalayacakmış gibi yerlerde..
Yağdı yağacak..
Bir boşalıyor.. Bardaktan falan boşanmışcasına değil.. Kovalardan dökülüyormuş gibi.
Çoraplar, ceketler, hatta ve hatta yağmurluklar yeniden çıktı dolaplardan..
Şemsiye mi ? O zaten burada yaşayanların olmazsa olmazı..
Yağmur başlar başlamaz, her çantadan, torbadan mini mini de olsa bir şemsiye çıkar .. Ve açılır..
İngiltere, yine bildiğini okuyor bize..
Haziran ortasında başlayan Akdeniz’i aratmayacak güzellikteki sıcaklar, bir haftadır yerini, tanıdık, bildik İngiliz havasına bıraktı.. Yağmur, rüzgar, ıslak mı ıslak , yapış yapış rutubetli , insanı bezdiren , karamsar bir hava..
Hava tahmincilerinin belirttiğine göre haziran ve temmuz ayı başları, ortalama sıcaklıktan 1 derece daha fazla bu yıl..
Evet, inkar edemeyiz.. Sabah erkenden doğan güneşle kalkmak.. Yazlık elbise, pantalon, bluzlarımızı giymek.. Camları açmak.. Çorapları atmak.. Sokağa hafiflemiş olarak çıkmak.. Yazın güzelliklerinden sadece bir kaçı..
Hele sokaklarda kaldırımlara yerleştirilen masalarda yemek yemek..
Londra’da ne büyük nimet..
Sıcak olunca şikayet etmedik mi ? Ettik..
Çünkü, yaşadığımız ülke sıcağa alışık değil ve ona göre inşa edilmemiş.. Çift camlar, kalın perdeler.. Yerlerde halılar.. Olsun.. Yaz gibisi, sıcak gibisi var mı ?

Yaz yağmurları öyle bir bastırıyor ki.. Kaçabilene aşkolsun.. Yakalandınız mı, kemiklerinize, iliklerine kadar ıslanmak an meselesi..
Islanmak birşey değil.. Ya sel tehlikesi.. Hele İngiltere gibi deniz seviyesinden yüksekliği çok az olan bir adada, ne yazık ki her sene binlerce ev, işyeri sel altında kalıp, mahvoluyor..
Su hayat demek.. Susuz hayat olmaz.. Kuraklıktansa, yağmura razıyız..
Ancak, sular, seller gibi derken.. İşin sonunda maddi zarar da doğarsa, onu istemeyiz..
Doğaya da karşı gelinemiyor..

Havaların yağışlı gitmesi en çok turizmcilerin yüzünü güldürüyor.. Bir rapora göre yaz yağmurlarıyla birlikte, ülkeden kaçan kaçana.. Sıcak ülkelere, destinasyonlara gitmek isteyenlerin sayısında müthiş artış yaşanıyor şu günlerde..
Euro bölgesi olmayan Türkiye, Bulgaristan, Hawai gibi ülkeler pek gözde..
Sırf geçen hafta 10 binden fazla tatilci, sıcak ülkelerde rezervasyonlarını yaptırdı..
Ekonomik kriz nedeniyle fiyatlar, tatilciler lehine..

Son dakika müthiş indirimler yaşanan uzak, yakın destinasyonlar, yağmurun da etkisiyle, peynir-ekmek gibi satıyor..

Umarım bu fırsattan, Kuzey Kıbrıs da yararlanır.. Yağmurdan kaçıp, sıcak hava, kum, güneş, doğa , tarih zenginliği arayanlardan.

Bu haber 270 defa okunmuştur

:

:

:

: