ANKARA, ANIT, 20 TEMMUZ

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki toplumda çok tartışılan fakat bana göre, çok da tartışılması gerekmeyen konular hususunda yorum yapmayı ve yazı yazmayı pek sevmiyorum.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki toplumda çok tartışılan fakat bana göre, çok da tartışılması gerekmeyen konular hususunda yorum yapmayı ve yazı yazmayı pek sevmiyorum. Çünkü her kesimin günlerce tartıştığı, bıkmadan usanmadan yorumladığı, öneriler sunmadan sadece eleştirdiği ve toplumun gündeminde yer tutmaması gerekirken, herkesi bıktıran bu tartışmalardan artık gına geldi. Bu konulara bazı örnekler vermek ve kendimce yorumlar yapmak istiyorum.
Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın, Türkiye ziyaretine katılmayan Sayın Dışişleri
Bakanımızın çokça tartışılması konusuna değinecek olursam, görüşmelerin başlamasından bugüne gelene kadar yani Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm görüşmeleri sürecinde ki bu görüşmeler, yaklaşık bir yıldır devam ediyor, gerek eski hükümetin gerekse yeni hükümetin, Dışişleri Bakanı’nın mutlaka katılması gerektiği görüşünü her platformda ve bu konu ile ilgili yazılarımda ısrarla vurguladım. Çünkü halkın çoğunluğunu temsil eden bir hükümet görevdedir ve toplum bu hükümetin Kıbrıs konusuyla ilgili düşüncelerine onay ermiştir. Üstüne basarak bir kez daha söylemekte fayda görüyorum, gerek eski gerekse yeni hükümetin Dışişleri bakanı bu görüşme sürecinde mutlaka yer almalıydı. Gelelim günlerce tartışılan ve Dışişleri bakanının katılmadığı, Cumhurbaşkanının Türkiye temaslarına, mutlaka ortada büyük bir hata vardır. Mutlaka Sayın Dışişleri bakanımız bu temaslara katılmalıydı, Kıbrıs konusundaki Türk tezlerinin ve izlenecek politikaların, bu temaslarda netleştiği kesindir. Ama bu süreçte yer almayan bir makamın bu temaslarda veriminin ne kadar olumlu olacağı da tartışılmalıdır.
Ve ülke gündeminin bir başka reyting şampiyonu konusu, Kermiya anıtı. Bu konu çok önemli tüm siyasi partiler, milletvekilleri, gazeteler köşe yazarları ve tartışma programlarının görüş belirttiği günlerce konuştuğu bu konuda yazımın başında belirttiğim gerekçelerle yorumda bulunmak istemezdim ama olmadı. İçimi kemiren görüş ve yorum belirtme güdüsüne daha fazla dayanamadım. Gerçekten görsel olarak güzel bir anıt yapılmış. Bu anıta bakarken Metehan sınır kapısından KKTC’ye girenlerin, söylendiği gibi bir rahatsızlık duyup uymayacaklarını anlamaya çalıştım, Kendimce sorguladım acaba Rum toplumu bizim rahatsız olabileceğimiz bir konuda birbirleriye bu kadar tartışır mı? Bizim gibi her konuda birbirlerini suçlarlar mı? Bulduğum cevap hayır. Lokmacı sınır kapısından, güneye geçerken tüm tepkirle rağmen savaş izleri taşıyan bazı resimleri hala duvardan indirmeyen bir anlayışın, bu anıttan rahatsız olacağına inanmıyorum. Ya da bu anıtın sırf bazı duyguları yüceltmek ve düşmanlık aşılamak için yapıldığına da inanmıyorum. Anıtın trafikle ilgili sorun olup olmayacağı konusunun ise tartışmaya açıktır.
Başbakanlık Denetleme Kurulu Yasası da günlerdir tartışılıyor. Bu kurulun Sayıştaylık gibi bir kurum varken çalışma sistemi nasıl olacak, denetleyeceği mekanizmalar genel mi özel mi olacak ve tabi ki gerekliliği zaman içinde kendini gösterecek. Bu konuda merak edilen bir başka konu ise denetleyici olacak olan bu mekanizmayı kim denetleyecek. Gündemle ilgili bazı başlıklara yorumlar yapmaya çalıştığım bu yazının sonunda tabi ki bu günün önemine değinmemek olmaz. Bu gün 20 Temmuz yani Kıbrıslı Türklerin doğum günü, Kıbrıs’ta bir devrin bitip bir devrin başlamasını sağlayan tarih.20 Temmuz Barış Harekâtı Kıbrıslı Türklere özgürlüğü sağladığı gibi Kıbrıs’ta ki kaosu da son vererek, Kıbrıslı Rumların bu günlere gelmesinde de bir adım olmuştur. Bu bakımdan 20 Temmuz tarihi tüm Kıbrıslılar için önemlidir.
Bu haber 512 defa okunmuştur

:

:

:

: