Adım, adım kaos

Son günlerde, yaşanan olaylar hem üzücü hem de düşündürücü.
Son günlerde, yaşanan olaylar hem üzücü hem de düşündürücü. Herkes birbirine sormalı neyi paylaşamıyoruz? Bu kavga bu ayrılıkçılık niye? Aslında bu gergin ortam bana pek de yabancı gelmiyor. Annan planı döneminde de ayni durum vardı. Artık konu maaş, hak, konusu olmaktan çıkmıştır. Her köşe başında bir eylem, bir öfke, toplum hızla bir bölünmeye doğru gidiyor. İlk olarak düşünülmesi gereken uzlaşı, diyalog ortamının yaratılmasıdır. Bu durumun kime ne faydası var anlamakta güçlük çekiyorum. Bir hükümet çalışanının, hakkını gasp etmek ister mi? Sendikaların, etkisi düşünüldüğünde bunca sıkıntıyı bilerek kim göze alır. Mutlaka ki bir sebebi vardır. Bu sebepler, bulunacak ortak noktalarla çözülmeli. Bu anlaşmazlık ortamından çıkar elde edeceklere fırsat verilmemeli. Hükümet kararnamelerde geri adım atmamaya kararlı. Sendikalar hükümetin karalılığı karşısında eylemleri şiddetlendirerek devam ettirecek. Görünen o ki bu gelişmeler uzun süre daha gündemde kalacak.
Toplum olarak bir kazanın içinde kaynıyoruz, kimse kusura bakmasın, içinde bulunulan duruma hiçbir kesimin, tarafında olmadan, tamamen tarafsız olarak bakıyorum.19 Nisan seçimlerinden sonra iktidar olan hangi parti olursa olsun, bu gün yaşanan olaylar yaşanacaktı. Öncelikle bunu kabul edelim. Herkes elini taşın altına koymalı. Şu anda özellikle ekonomik alanda ciddi sıkıntılarımız vardır. Bu her kesim için geçerlidir. Bu ülkenin kamu kesiminde çalışanların haklarının düşünüldüğü gibi, özel sektöründe düşünülmesi gerekmektedir. Sendika ve hükümet anlaşmazlığı, toplumda ciddi rahatsızlık yaratmaktadır. Sendikaların, başlıca görevi arabulucu olmak ve sorunların en kısa zamanda çözümü için çaba göstermektir. Kimseye işini nasıl yapacağını söylemek haddim değildir. Ama toplum bu gergin ortamın sona erdirilmesini beklemektedir. Yeri gelmişken bir uyarı yapmak istiyorum. Son zamanlarda yaşanan gerginlik, yeni eğitim döneminin başlaması ile daha da artacaktır. Eğer erken bir zamanda sorunların çözümüne dair olumlu adımlar atılmazsa, yeni eğitim döneminin sıkıntılı başlayacağı kesindir. Bu durumun bedelini yine öğrenciler ve öğrenci velileri deyecektir.
Yasal olmayan hiçbir şeye kimse onay vermez. Gizli ve yasal dayanağı olmayan, Kuran kursları tabi ki kabul edilemez. Ama bunu tehlikeli boyutlara taşıyarak, toplumun huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Ortada bir yanlışlık varsa, bunun çözümü ve engeli için, yasal zeminde her yol denenebilir. Bu konudaki yanlışlığı da kimse savunamaz. Toplumun ortak kullanım ile faydalandığı Hastaneler de görev bırakma diye bir şey söz konusu olmamalı. Hükümete tepki olsun diye insani bir görev yerine getiren bu kurumların sorumluluğu çok fazladır. Ayni durum gümrükçüler içinde geçerlidir. Hükümetle anlaşmazlık var diye memleket sorma gir hanına dönmemeli. Bu ceza hükümete değil bu memlekete verilmiş olur. Ve KTHY, durumu ortada, acilen el atılmalı. Bu çökmüş kurum bu şekilde daha fazla devam edemez. Bu kurumumuzun içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması, en başta çalışanların lehinedir. Eylem her kesimin yasal hakkıdır. Ama topluma zarar vermeye de kimsenin hakkı yoktur. Haksızlık yaparak hak elde edilmez. İlgili tüm kesimler sorunların çözümü için diyalog ve sağduyu ile konuları ele alıp mutlaka ortak kararlarlar üretmeli. Bu tüm toplumun beklentisidir.
Bu haber 714 defa okunmuştur

:

:

:

: