Carmina Burana ve Turgay Hilmi

Sevgili Turgay Hilmi’nin önderliğinde düzenlenen gece muhteşemdi gerçekten… Girne Anfi Tiyatro’ya da böyle bir etkinlik çok yakıştı doğrusu. Bence gecenin en önemli özelliği kültürler kaynaşmasını sağlaması.
Sevgili Turgay Hilmi’nin önderliğinde düzenlenen gece muhteşemdi gerçekten… Girne Anfi Tiyatro’ya da böyle bir etkinlik çok yakıştı doğrusu. Bence gecenin en önemli özelliği kültürler kaynaşmasını sağlaması.

Bavyera’nın eski Başbakanının eşinin konuşma yapması geceye ayrı bir renk kattı. Bir bakıma sıcacık dostluk rüzgârları esti. Sayın Oya Talat’ın konuşmaları çok içten, doğal ve mütevazı idi. 51 kişilik orkestra ile 95 kişilik koro sahneye sığmakta zorlandı. Elbette Kıbrıs Sanat Korosu da bu sayının içindeydi ve ben onlarla çok gurur duydum.
Carmina Burana eserini oluşturan el yazmalarını, Carl Orff, 1934 yılında bir manastır kütüphanesinde keşfeder. O kadar enteresan ki, gecede Carl Orff’un eşinin mektubu da okundu. Besteci, bu eserinden sonra yayıncısına “ Önceki tüm eserlerimi yok edebilirsin” demiştir.
Aslında bunlar sanat adına inanılmaz başarılar bence… Gelelim esere… İlk tınılar… Yıldızlı bir Akdeniz gecesi… Akdeniz siyah geceliğine bürünmüş… Ayı arıyorum, şimdilik yok… Ezgilere dayanamayıp Beşparmakların ardından neredeyse görünür… Tam karşımda karanlık denizde, sadece ışıklarla çizilmiş bir rüya tekne var… Hayatın içinde bilinmezlik içinde ilerleyen insana benziyor… Puslu bir belirsizlik… Önünü görememe telaşı belki… Yaşam yolculuğu hepimiz için sürprizli… Müzikte de neşe ve keder var…
Solo bölümlerde Almancanın o kesik ve kısa vurgularıyla harika seslendirmeler… Biri kadın üçü erkek solist var. Orkestra aynı anda ve hiç falso yapmadan ama tek tek duyulan tınılarıyla muhteşem… Gözlerimi kapatıyorum, sanki “ Sihirli Flüt” sesi… Beni büyülü bir ormana götürüyor… Masal ormanına… Elbette Roma’nın TALİH Tanrıçası iş başında… Adım adım melekleriyle göklerde gezip geleceği belirliyor sanki insanoğlunun… İnanılmaz hoş bir kendinden geçiş…
Müzik ortak dil… Sözleri anlaman ve bilmen gerekmiyor. Şiirler okunuyor… Acaba hangi hüzne işaret ediyor, hangi yazgıya boyun eğiş… Anlamayı çok isterdim. Her ses çok net ve temiz… İşte sanki çan çalıyor… Neyin çağrısı acaba…
Şimdi daha hareketli bir bölüm… Bana, çiçeklere hızla konup neşeyle vızıldayan arıları hatırlatıyor. Hem mutlu hem de çalışkan… Ya da ormanda dans eden, uzun eteklerini tutarak koşuşan genç kızlar… Eminim saçlarında kır çiçeklerinden çelenkler de vardır… Biraz sonra ben de bu büyülü orman perilerinin dansına katılabilirim… Belki de kırmızı benekli mantarların şapkalarının altında birlikte saklanabiliriz…

Biz masalları hep sevdik… Belki de bu yüzden her müzik, her tını biz insanoğlunu mutlu
ediyor. Talihimizi belirleyen ne, gerçekten? Gökteki yıldızlar mı, alnımıza yazılanlar mı? Gizemli bir yolculuk bu… İnsanın içine işliyor…

İyi ki varsın TURGAY HİLMİ… İki ki varsın…

Bu haber 213 defa okunmuştur

:

:

:

: