Özgür basın

Dünyanın her yerinde, hemen her ülkede ve de her zaman tartışılan bir konudur basın.Basın veya genel olarak,tüm dalları ile medyanın bu kadar tartışılmasının sebebi nedir?
Dünyanın her yerinde, hemen her ülkede ve de her zaman tartışılan bir konudur basın.Basın veya genel olarak,tüm dalları ile medyanın bu kadar tartışılmasının
sebebi nedir? Öncelikle basın,demokrasinin,çok sesliliğin,şeffaflılığın bir
göstergesidir.Basın,ayni zamanda sivil denetleme görevi de üstlenmiş bir
mekanizmadır.Toplumun,gözü,kulağı ve sesidir.Basın organları ve bu camianın
üyeleri,çok zor,çok meşakkatli bir yolun yolcuları,tahmin edilenden daha çok
fedakarlık isteyen bir mücadelenin emekçileridirler.Basının tartışılan yönü ise
kitlelere çok kolay bir şekilde ulaşabildiği için tarafsızlığı,sınırları ve etkileme
gücüdür.

Bir gazetenin okuyucunun eline gelene kadar ki yolculuğu,müthiş bir emeğin sonucunda
meydana gelir.Bir gazeteci için mesai diye bir kavram yoktur.Her daim olayların
içinde olmak ve meydana gelecek yeni gelişmelerin izini sürmek,gazetecilerin mesleki
zorunluluklarıdır.Sosyal hayatları yoktur.Çoğu zaman
sevdiklerinden,ailelerinden,çocuklarından en önemli şeyi bile,yani beraber zaman
geçirmeyi bile mesleklerinden dolayı ikinci plana itebilirler.Evet
sayfalara,kelimelere sığdırmaya kalksak günlerce sürecek,zor bir süreç,basın
emekçisi olmak.Amaç tabi ki topluma fayda sağlamak.Bu amaç için çalışırken,görevi
başında,hak etmediği muamelelere maruz kalan basın çalışanlarının,yaşadıkları bazı
kötü olaylara tanık oluyoruz.Tabi ki çok daha kötüsü var.Düşünceleri
yüzünden,kendince doğruları seslendirdiği için saldırıya uğrayan ve hayatını
kaybeden,gazetecilerde vardır.Özellikle köşe yazarları,kendi köşelerinde doğruları
ve yanlışları,toplumun menfaatini göz önünde tutarak bıkmadan,usanma
dan yazarlar.Bu durumda bazı güçleri rahatsız eder.İşte bu noktada bilinmezlik
ortaya çıkar.Bu bilinmezliktir ki,Kutlu Adalı’ya,Abdi İpek’çiye,Çetin Emeç’e,Uğur
Mumcu’ya,Ahmet Taner Kışlalı’ya ve adını sayamadığım daha nice değerli,aydın insana
kıymıştır.Bu değerlere kıyanlar aslında topluma kıymıştır.Çünkü köşe yazarlarının
gücü kalemidir.Bu güçte toplumdan,halktan,okuyucudan gelir.


Özgür bir basın,özgür demokratik toplum ve düzen demektir.Ülkemizde basına karşı
toplumun,güveni tamdır. Tabi ki basınında sınırları olmalı.Bir basın mensubu olarak
bu noktanın da altını çizmek isterim.Kişisel saldırı ve yanlış,yanlı,dayanaksız
haber basının haklılığını ve güvenirliliğini zedeler.Zaman zaman bir çok ülkede
siyasilerin,basın kuruluşları ile ters düştüğüne tanık oluruz.Örneğin Türkiye de
başbakan bazı gazeteler için boykot çağrısı yapmıştır.Bu demokratik düzenin tam
tersi bir durumdur.Türkiye başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın bu çıkışının anavatanda
tartışıldığı sırada başbakanla görüşmek üzere Türkiye’ye giden Finlandiya
başbakanı’nın basın için söylediği sözler aslında her şeyi anlatıyor.Finlandiya
başbakanı Matti Vanhanen bir ülkenin AB üyesi olabilmesi için basınının tamamen
özgür olması gerektiğini söylüyor ve bunu şöyle açıklıyor “Bir ülkenin AB üyesi
olması demek basınının hiçbir şekilde sınırlanmaması anlamına geliyor.AB üyeliği
için kriter tam bir ba
sın özgürlüğüdür. Siyasi liderler de hiçbir şekilde basını kontrol altına
alamazlar.” Bu kriter her AB ve AB ülkesi olmayı hedefleyen ülke için
geçerlidir.Tabi ki AB üyesi olup AB standartlarını hedefleyen bizlerinde.
Bu haber 922 defa okunmuştur

:

:

:

: