Londra’dan kucak dolusu sevgiler

Özlem duyduğum Londra’da yaşayan akrabalar, eş, dost herkesle birebir görüşmeye, hasret gidermeye çalışıyorum. Bu arada; tarihi sokakları ve mekânları, birbirinden ihtişamlı mimarisi ve saygınlığıyla göze bir farklı görünen Londra’nın tarihini, içime sindire sindire dijital kameram ile gördüklerimi taçlandırmaya çalışıyorum.
Özlem duyduğum Londra’da yaşayan akrabalar, eş, dost herkesle birebir görüşmeye, hasret gidermeye çalışıyorum. Bu arada; tarihi sokakları ve mekânları, birbirinden ihtişamlı mimarisi ve saygınlığıyla göze bir farklı görünen Londra’nın tarihini, içime sindire sindire dijital kameram ile gördüklerimi taçlandırmaya çalışıyorum.
Yıllar önce bir çok Kıbrıslı Türk gibi, umuda yolculuk yolunda akrabalarım, ağabeyim, ablam ve yeğenlerim, hayatlarını Kraliçe Elizabeth’in yemyeşil ülkesi İngiltere’de yaşamaya karar vermek zorunda kaldılar. Yıllar önce ablacığım Safiye Hasan birazpara kazanır döneriz ümidi ile gelmişti Kıbrıs’a. Bitmez tükenmez savaşları yüzünden buralara kök saldı ablacığım. Daha sonra ağabeyciğim Orhan Kemal geldi. Canım ağabeyciğim.. çok değerli bir saz üstadı, bir müzisyen.. Sanatçı. Zaman zaman söyleşilerimde de bahsettim. 41 Yıllık saz üstadı, Londra’da bir çok organizasyonlara imza atan, Türkiye’den gelen sanatçılara, orkestralar oluşturan, bu yemyeşil vatanda onlara kucak açan, ortak etkinlikler yaratan, en önemlisi yüreği güzel insan! Canım ağabeyciğim..
Londra’nın kalabalığından uzaklaşmak isteyen biricik ağabeyciğim dünyalar güzeli, sevgili yeğenciğimle birlikte İngiltere, Sanford’a yerleşti. Londra’ya giderim de, ağabeyciğimin yanına gitmez miyim? Ben, ablam, burada yaşayan yeğenim Tayfun, bizi ablamın yaşadığı Chingford mahallesinden aldı. Yol boyu yemyeşil doğanın, ağaçların, çiçeklerin oluşturduğu kordon boyunca mükemmeliğin, özgürlüğün tadına varan İngiliz atlarının güzelliği ile seyahat ettik. O güzelim mekânların, ferah doğanın haya veren nefesi ile yol aldık ağabeyciğime. Ağaçlara tırmanan sincapları, uçuşan kuşları, göletlerde yüzen ördekleri, kuğuları gördüm. Sanki bir cennet.. Tanrım! Bu ne güzellik ve ihtişam!.. Çevrenin pırıltısı, bütün bu güzellikleri görüntüleyebildiğim kadar taçlandırmaya çalıştım.
Ağabeyciğimin evine geldiğimizde alabildiğince geniş bir ormanlığın içinde iki yüz yıllık huzurlu mu huzurlu bir evdeydik şimdi. Evin hemen arkasında ormanlık alanda koşuşturan geyikler, tavşanlar.. sanki evcilleşmişler. Karşılıklı bakışıyorsunuz herbiriyle. İnsanlarla, hayvanlar ve doğar arasındaki saygı ve sevgi muhteşem bu yemyeşil ülkede. Gördüklerim ve yaşadıklarımla bir küçük kızın masalındayım sanki.. Bahçedeki kestane ağacından kestane topladık. Ben şömineyi yaktım, Tayfun masayı hazırladı, ablacığım odun taşıdı.. Masamızda bir kuş sütü eksik. Abim, yengem işyerlerini kapattıktan sonra eve geldiler. Hep birlikte sofraya oturduk.
Ağabeyciğimin evinde sayıyız sazdan oluşan bir saz koleksiyonu var. Sazını eline aldı.. nağmeler dans etmeye, şöminenin ateşinden çıkan çıtırtılar da nağmelere ritm tutmaya başladılar. Bir yandan da Tayfun darbukada ritm tutuyor. Hep birlikte saatlerce sanki 30 kişilik bir orkestra oluşturduk. Gecenin karanlığında gökyüzüne doğru yükselen nağmeler, yıldızlarla kucaklaştı. Muhteşem bir gece yaşadık ailemizle.
Ben, önümüzdeki aylarda ağabeyciğimle birlikte arzu ettiğim bir projemden söz ettim soframızda.. Çok sevindi. Bu arada, gecenin akışını kameramla taçlandırmayı da ihmâl etmiyorum. Projeme gelince.. Ağabeyciğimle birlikte bir şarkıya imza atıp klibini de gerçekleştireceğiz. Bunu ilk defa siz sevgili okurlarım duyuyorsunuz! Ben ve abim için çok güzel bir fikir bu olay. İnsanlar yapmak istediklerini yapmalıdırlar. Yaşanacak ve gerçekleştirilecek o kadar çok güzellikler vardır ki, yaşamalı yaşanmalı ve yaşatmalı bunları en büyük heyecanlarla. Hayat çok kısadır. Bizler, ne kadar güzel düşünürsek, ne kadar hayat dolu ve üretken olursak, çekim yasası da bize o denli güzelliklerle dolu niğmetleri ayaklarımıza sunar.



Sevdiğin müddetçe
Ve sevebildiğin kadar
Sevdiğine herşeyini
Verdiğin müddetçe
Ve verebildiğin kadar
Gençsin..
Ne güzel söylemiş Nazım Hikmet değil mi sevgili dostlar?
Canım ağabeyciğimin, ablamın ve orada bulunan akrabalarımın bana göstermiş oldukları sevgi, beni candan ağırlamaları ayaklarımı yerden kesti bu müthiş sevgi ve ilgi. İnsanın sevdikleri değerli varlıklarıdır. Bir gece orada kaldıktan sonra Londra’ya geri döndük. Benim modacım Mustafa ARSLANTÜRK’le randevum vardı. Çok önemli, çok değerli bir modacı. Randevu yerinde buluştuk, gece Çin lokantasına ünlü ‘Sushi’ yemeğe gittik. Derin sohbetlerden zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Dünya tatlısı Mustafa ARSLANTÜRK, benim sahne kıyafetlerimi hazırlaya kanım, canım herşeyim..,
Akraba ziyaretleri ile peşpeşe, ardı ardına güzellikleri ve mutlulukları barındıran güzelim Londra. Zenginliğini geride bırakara, yeğenim Esat Mustafa beni, Uluslararası Heathrow Havalimanı’na Hollanda’ya yolcu etmek üzere evden aldı. Hollanda uçağına yetişmek için ilerlemeye başladık. Canım ailem! Bana göstermiş olduğunuz yoğun ilgiye ve duyuyor olduğunuz büyük sevgiye mişyonlarca teşekkürler. O sıcacık yüreğinizden akan sevgiyi, büyük mutluluklarla, dünyanın neresinde olursanız olun sevgi ve hayat dolu yaşayın.
Sizi seviyorum..
Bu haber 1436 defa okunmuştur

:

:

:

: