Hayat bayram olsa!

Gece, büyük bir huzurla odanızın içinde yatağınıza doğru yürüyorsunuz.
Gece, büyük bir huzurla odanızın içinde yatağınıza doğru yürüyorsunuz. Üzerinizde ipek pijamalarınız, elinizde bronz kulplu irice porselen bir fincanda ballı ılık sütünüz ve yanı başınızda yanan uzunca bir mumun ışığıyla oda esrarengiz bir düşler sofrasına dönmüş. Yatağınızın kenarına oturuyorsunuz. Şükrediyorsunuz! Derken, yavaşça arkanıza uzanıyorsunuz. Başınızı kuş tüyünde yastığa koyuyor, tavandaki alçının kıvrımlarında hayatınızı buluyorsunuz. Düşler sofrası sizin de sofrayı şenlendirmenizle ziyafeti başlatıyor.. O kadar pozitifsiniz ki, hiç bir olumsuzluğu düşünmeden, yalnızca güzellikleri hayal ediyorsunuz!
Kıbrıs sorunu yok, her şey legal, her şey mükemmel. Dünya; tüm eşitlikleriyle, adaletiyle, heyecanıyla sizi kucaklamış, her zaman yanı başınızda size güven veriyor. Sorun diye bir şey yok, görüşmesi de yok! Dolaylı fuzuli harcamalar da yok.
Halkımız çok mutlu, kriz yok! Alışveriş merkezleri hınca hınç dolu. Herkes mutlu. Dileyen dilediğini alabiliyor, yüzlerde tebessüm…
Domuz gribi diye bir sorun yok, okullar bu yüzden tatil değil. Öğrenciler alabildiğince öğretmenlerinden bilgi dağarcıklarına bilgi yüklüyorlar. Öğrenmeye açlar, hevesliler. Annelere babalara saygılı, öğretmenlerine, arkadaşlarına doğaya karşı saygılı ve sevgililer. Hayatın tadında olmanın, yalnızca paylaşımdan geçeceğinin farkındalar. Özgüvenleri yerinde ve dilediklerini yapabiliyor, ilgi alanlarını genişletebiliyor ve dünyadan bir haber değiller. Dünya üzerinde yalnızca kendilerinin yaşamadığının farkındalar bu çocuklar. Açları, sefilleri, muhtaçları düşünüyorlar. Doğayı koruyor, kötü alışkanlıkları tanıyorlar, biliyorlar ama uzak duruyorlar. Paylaşımcılar, özverili ve sadıklar. Huzurlu bir gelecekte yaşayacaklarının farkındalar. Eğitim problemlerinin olmayacağını biliyorlar, çünkü çalışkan ve zekâlarını kullanmaktan kaçınmıyorlar. Sporcular, her yerde spor yapıyorlar. Her fırsatta terliyor, üst baş kirletiyor ve güvencelerini doya doya yaşıyorlar, çekinmiyorlar. Çocuklarımız özgürce büyüyor!
Hastanelerimizde sıraya girip beklemeler yok. Emanete saygı var hastanede, hasta yakını tedirgin değil, annesini hasta bakıcıya teslim eden kadının gözünün içi gülüyor. Doktorlarımız güler yüzle hastaları ile ilgileniyorlar, yaptıkları işin hakkını verebilmek uğruna, insan uğruna ellerinden geleni yapıyor. Yeminini bozmuyor! Hastalar mutlu, doktorlar ve hastane personeli mutlu! Devlet hastaneleri refah içinde, eksiksiz!
Çevremiz tertemiz, ağaçlarımız sayısız, her taraf yemyeşil, dikilecek yer kalmadı, kaldırımlarımızda her on ayak ara ile kocaman kocaman ağaçlar. Yaban hayat gerçek bir tutkunun, gerçek bir hayalin, gerçek bir sevdanın meyvesini bebeleriyle, doğallığıyla veriyor her dönem. Yaban hayatın mevzusu hayatta kalmak değil, soyunu devam ettirebilmek değil. Mevzu insanlara daha da yaklaşabilmek artık, arka bahçelerde ağaçlara tırmanabilmek burada mevzu bahis. Sincaplar, tavşanlar, keklikler, güvercinler, kuşlar hayatın içinde! Yanı başımızda güvendeler. Mutluluk şarkıları söylüyorlar insanlarla birlikte. Politikacılarla birlikte!
Trafik son derece akıcı. Yollarımız pırıp pırıl. Sürat yok, trafik canavarları yok; kaza yok, ölüm yok.. Traik polislerimiz anlayışlı, güler yüzlü, kucaklayıcı, rahatlatıcı. Devlet memurlarımız ofislerinde güler yüzlü ve yaptıkları işin her gün artan heyecanı onları hayata bağlıyor. Gelişmeler yüzlerini güldürüyor. Hükümet anlayışlı ve egoizmden uzak. Tuzaklar yok ve ‘entrika’ sözcüğü tanımsız. Patlamış mısırını almış herkes sinemalarda!
Politikacılarımız var ya, hani! Her gün birebir bütün sorunlarla ilgileniyorlar. İşçilerimizle, memurlarımızla, esnafımızla, öğrencilerle, üniversitelerle, spor etkinlikleri ve geliştirmelerle, özellikle de sanatçılarımızla! Mecliste nasıl büyük bir saygı ile, büyük bir dayanışma ile sadece sorunlar tartışılıyor. Muhalefet süper. Devlet daha süper! Mecliste kavga yok, küfür yok, dedikodu mu? Ondan hiiiiç yok! Ekranlarda sağolsun politikacılarımız, güleryüzleri ile bizleri her zaman, halkın merak ettiği her konuda aydınlatıyorlar. Hep iyiliğimizi düşünüyorlar, paylaşımcılar. Her konuda yardımcı ve dayanışmadan yanalar. Egoizmden eser yok, faşizm rafta, ne oldumculuk yok, propaganda yalnızca KKTC için bir araç. Kimse nereden geldiğini unutmamış, herkes özünü yaşıyor. Özünü koruyor. Büyütüyor, geliştiriyor ülkeyi kalkındıryor. Üretken politika yapılıyor, sömürücü değil!!
Yurtdışına giderken saygıdeğer politikacılarımız, sanatçılarımızın CD lerini, kitaplarını, resimlerini, sıra ile sanatçılarını yanlarında ikişer, üçer birebir yanlarında götürüyorlar seyahatlerinde. Tanıtıyorlar dünya aleme kültürlerini, yaşayış biçimlerini. Tanıtıyorlar da tanıtıyorlar! Büyük bir düşünce! Hiç kimseyi üzmeden, insan ayrımı yapmadan, herkesi kucaklıyorlar da kucaklıyorlar.
Peki! Sabahın köründe, ekmek parası için güneye giden işçilerimiz, bir lokma ekmek için kim bilir gece ne kadar az uyuyorlar! Ama ne yazıkki bu konu ile ilgili meclis uyuyor. Kıyamıyorum halkıma, kıyamıyorum işte!!
Güzelliklere layık benim ülkem, benim toprağım, benim vatanım, benim insanım! KKTC halkı ölümsüz bir ruh, sadık bir heyecan ve bir gerçekliktir. Bir düş değil, bir tarihtir. Umursamaz olunamaz, sömürülemez, yerinemez, yadırganamaz, insanımız üzerinden muhalefet, propaganda ve kalitesiz işler yapılamaz. Bu tarih içinde, doğa içinde, Ata’mızın huzurunda savrugan olunamaz!
Yüceltici ve yaratıcı olmalısınız, değişimlere, gelişimlere ve hayata açık olmalısınız. Eğitici, öğretici ve davetkar olmalısınız. Güven, sevgi, saygı, barış ortamları sunmalı, gelecek için, çocuklarımız için özgün olmalısınız!
Bütün dünyanın güzelliklerine layık benim halkım. Her yaşanan olumsuzluk, sıkıntı, acı beni derinden yaralıyor. Hayat maalesef acımasız ve zalimdir, üstüne üstün çok da kısadır hani.
Her insan yaşaması gereken güzel aşkları yaşamalı, güzellikleri tatmalıdır. İşte o zaman dünyadaki var olan olumsuzluklar, pürüzler, sıkıntılar benim bu RÜYAMDA olduğu gibi yok olup giderler. Sadece sevgiler sevgileri doğurur. Mutluluklar mutlulukları doğurur. Güleryüzler Güleryüzleri doğurur.
Uykuya dalarsınız.. Bir mumun çılgın ateşinin loş ışığında hayat bulan düş sofrası, az sonra tükenecek enerjisiyle sehpayı kaldıracak ve sofra dağılacaktır. Hatıralarda yalnızca sizin içinizden çıkan tek bir düşünce kalacaktır. Hayat bayram olsa, insanlar el ele tutuşsa!
İşte benim bu rüyam gerçek olsa, hayat bayram olur!
İyi bayramlar, iyi pazarlar..
Hepinizi seviyorum.
Bu haber 1751 defa okunmuştur

:

:

:

: