Onlarca gece kulübünün bulunduğu ülkemizde, ‘HIV pozitif sayısı 6’ demek garip geliyor bana. ‘Fuhuşun yasak’ olduğu ülkemizde, fuhuş yapılmıyor mu?
Komik…
‘Yapılmıyor’ demek komik olur yani... Sorun yoksa çözüme ne gerek var üstelik!
Yapılmasına rağmen ‘yasak’ olması birçok sorunu da beraberinde getiriyor.
Bu işi yapan ‘yasaklı kadınlar’ cinsel yolla bulaşan hastalıklardan kendilerini nasıl koruyorlar? Bedenleri, ruhları, insanlıkları sömürülen bu kadınların haklarını kim arıyor bu ülkede?
Bence genelev açılmalı ‘yasal’ olarak… Eğlence sektörü adı altında değil… Seks sektörü adı altında…
Seks hizmeti veren bir kurum olmalı ülkemizde… Alkolün ve ‘diğer şeylerin’ olmadığı, kendi rızasıyla seks işçiliği yapan bu kadınların sağlıkları, güvenlikleri, sosyal hakları, sendikaları olmalı!
***
Şimdi, kim bilebilir ki ya da kim güvenebilir ki, ‘yasaklı’ mekanlarda ‘yasaklı’ kadınlarla ‘fuhuş’ yapan gençlerin, yaşlıların ya da evli erkeklerin, kız arkadaşlarına, hamile eşlerine herhangi bir hastalık bulaştırmayacağından!
Diyelim ki, cinsel eğitimin verilmediği ülkemizde, hastalıklardan bihaber bir ergen Y ( ona Y diyelim) , cinselliği keşfetmek için gittiği ‘fuhuş yasaklı’ mekanlarda, cinsellik yanında kim bilir daha neler görüp, neler öğrenecek! Hastalık kapma riski de cabası!
Onun kız arkadaşı da olacak... Çocuk bayan X (ona X diyelim) henüz anlamlandıramadığı kadınlığını, ‘tecrübeli’ genç ergen Y ile keşfedecek!
Çocuk kadın X, hamile kalacak! Belki de taşıdığı bebek de, kendisi gibi genç ergen Y’den aldığı virüsün kurbanı olacak!
X, hem çocuk bedeninde yaşadığı değişimin ruhunda taşıdığı çöküntüyle, hem de toplum karşısında ‘suçluluğun’ ağır yüküyle yüzleşecek. Kürtaj olması gerekecek! Aksi halde, ‘öteki’ olacak!
Burada şimdi farklı farklı sorunlar ortaya çıkıyor! Kürtaj olan genç kadının, yaşadığı ruhsal bunalım, hastalık taşıma ve bir daha çocuk sahibi olamama riski! Bakın, Sosyal Riskleri Önleme Vakfı Başkanı Barış Başel, kendilerine başvuran kürtaj olmuş 34 genç bayan X’ler olduğunu söylüyor!
Ruhları ve bedenleri ıstırap içinde 34 genç kız! Ve genç Y’ler! Genç X’ler ve Y’ler bir tarafa, AIDS bir tarafa! Sömürülen kadınlarsa ayrı bir tarafa!
Biraz düşünün! Siz ne kadar uzağındasınız bu işin!
***
AIDS korkusu yaşayan kadınların diyalogları, oturduğum kafede beni de meraklandırmıştı. Bu kısa diyalog bile toplumsal korkuyu, baskıyı anlatmaya yetiyor! İşte iki kadın konuşuyor:
-Sen HIV testi yaptırdın mı?
- Evet… Bir kere yaptırmıştım, seneler önce! Merak benimkisi… Aman bir daha yaptırmam!
- Neden!
- Özel bir laboratuarda yaptırdım! Sekreter, HIV testi yaptıracağımı duyduğunda, baştan aşağıya süzdü beni! Suçlu gibi! ŞEY gibi!
- Ben de yaptırmam burada! Küçük yer, adımız da çıkar sonra!
- Negatif çıktı sonuç! Neden yaptırdığımı da açıklamak zorunda kaldım! Aldatılmışlık korkusuydu! Bir de film izlemiştim Dünya AIDS gününde… Ödüm koptu! Her şey olabilir!
-Evet büyük bir paranoya yaratıyor! Güney’e gitmek lazım, testi yaptırmak için!
- Yahu bu hastalık bir tek eşcinsel ya da hayat kadınlarında mı olur! Bu testi yaptırdığında öyle mi oluyorsun yani!
- Çağdaş toplumlarda öyle olmuyorsun tabi ki!
- Biz çağdaş değil miyiz!
NOT: Daha açık yazmak isterdim mesela demek isterdim ki; “Kadın ticareti son bulsun! Bu kadınlar dayak yemesin, aşağılanmasın, tecavüze uğramasın! ‘Suçlu’ olmasın toplum gözünde! Uyuşturulmasınlar!
Bunlar yapılmasın ki, ellerimiz biraz daha az kirlensin!”
Ama diyemiyor insan… Bunu yazan da kadın nasıl olmasa!
Yazsaydım demeyecek miydi erkek; “Tuttu Selda’yı ‘o’ların gailesi!”
Bir şey daha var. Sayın Barış Başel gibi değerli insanların, bu toplum için gönülden çalışması büyük şans…