Kıbrıs ve avcılık

Geçtiğimiz gün The Times gazetesinde, Lefkoşa mahreçli bir haber yer aldı..
Geçtiğimiz gün The Times gazetesinde, Lefkoşa mahreçli bir haber yer aldı..
İngilizlerin en sevdiği, en popüler kuşu “Robin” yani “ Ardıç” kuşlarında, önemli ölçüde azalma görülmeye başlanmış..
Göğsü kiremit kırmızı, serçenin biraz daha büyük ve tombulu, oldukça sevimli bu kuşların azalmasındaki neden olarak da The Times gazetesi “Kıbrıs’ı “ göstermiş..
Adada son yıllarda meze olarak masaları süsleyen bu kuşların, artık eskisi kadar Britanya adası semalarında süzülmemesi, bahçeleri süslememesinin sebebi Kıbrıslıların bu minicik kuşun etini yemesiymiş.
“Her kuşun eti yenmez” diye güzel bir söz vardır. Minnacık bu kuşların eti, belki dişinizin kovuğunda kalır.. Ama demek ki “Robin”lerin eti yeniyor.
Gazetemizde bu haberin yer aldığı gün, bir başka sayfada Kıbrıs’taki av haritasının açıklandığıyla ilgili haber yer aldı.. Bir sürü adını bildiğim, bilmediğim, görsem tanıyamayacağım çok sayıda kuşun adı bu listede vardı.. . Ve de yer yer hangi hayvanların, nerede avlanabileceğini yazıyordu.
Geçtiğimiz ekim ayında Kıbrıs’taydım. Bir Pazar sabahı Magosa Boğaz’dan Girne’ye dönerken, Karpaz’dan gelen avcılar konvoyunun peşine takılmıştık. O zaman anlamıştım Kıbrıslı Türklerin ne kadar av meraklısı olduğunu.
Yıllar önce de bir Kıbrıslı aile dostumuzun evinde kuş turşusu görmüştüm ilk kez .
Şaşırmıştım epey..Belki de o da bir tombul ardıç kuşuydu..
Avcılık, insanlık tarihiyle neredeyse aynı geçmişe sahip. Spor mu? Bana derseniz asla. Ancak birçoklarına göre spor.. Son yıllarda ava karşı tüm dünyada bir savaş veriliyor. Yaşadığım İngiltere’de, aristokratların, asilzadelerin sporu olarak bilinen ve Noel’in hemen ertesi gün köpeklerle çıkılan “tilki” avı, 2005 yılından beri yasak..İskoçya, Galler de bu yasağa dahil.. Tek yasak olmayan yer Kuzey İrlanda..
Kırmızı özel giysileriyle at üzerindeki av partileri, geleneksel İngilizlerin vazgeçemediği av türlerinden biri. Tazı ve av köpekleriyle her yıl “boxing day” yani Noel’İn ertesine gelen 26 Aralık’ta yapılan bu törenli avlar, yasaklandı yasaklanmasına. Yine de her yıl yüzbinlerce kişi, yemyeşil İngiliz kırsalına dağılıp, borazanlar, tazılarla tilki ve tavşan avında.. Bugün yine en az 400 bin avcının, kırmızı ceket, siyah pantalonlarını giyip, atlarına binip, köpekleriyle tilki peşine takılması bekleniyor.
The Times’in haberine konu olan kuşlar ise gerçekten avlanılacak hayvanlar değil. Zaten avlanma yöntemi de oldukça ilkel. Tabancayla, tüfekle değil. Bir dala sürülen tutkala konan minicik kuşun, tam örselenip, uçamamasına dayalı vahşi bir tuzak. Ya bir diş fırçasıyla başına vurulup , ya da canlı canlı başının koparılmasıyla biten bir av.. Kaç gram eti var bilmiyorum. Tadı nasıldır, yiyenlere sormalı. Gazeteye göre Kıbrıs sofralarının gözdesi. Lezzetli bir delikatesen.
Tilki, çeşitli kuşlar, tavşan, geyik, balık, hatta ayı avlanılan hayvanlardan bazıları.. Kontrollu yapılıyor birçok ülkede. Ne kadar sıkı kontrol edildiği, artık o yerin resmi makamlarının ciddiyetine kalmış.. Times gazetesi, bu kuşların daha fazla Dikelya’daki İngiliz üssü çevresinde avlandığını yazıyor.. Kuzey’de durum nedir haberde göremedim.
Son yıllarda sayıları giderek azalan birçok hayvan özel korumaya alındı.. Robin kuşu bunlar arasında değil. Ancak İngilizler, sonbaharda Kıbrıs’a göç eden en popüler kuşlarının sayısının azalmasından şikayetçi..Alınan tedbirlere rağmen ( gazeteye göre Kıbrıs’ta bir aileye 25 bin Euro’luk ceza bile kesilmiş), kuşları tutanların sayısı azalmıyor.. Tam tersine artıyor. Bir oturuşta bir düzine yendiği söyleniyor bu kuşların.
Avcılığa merakı anlamasam da izinli, belirli bölgelerde avlanmaya yasalar izin verdiği şekilde uyulursa, buna kimse bir şey diyemez..
Aklımın almadığı el kadar bile olmayan kuşun etinden ne tad alındığı ??

Bu haber 427 defa okunmuştur

:

:

:

: