Ayrıcalık var mı?

İsrail’i Filistin’le olan sorunları sebebiyle yakından tanıyor ve ilgi duyuyoruz. Bu topraklarda zaman zaman yaşanan kötü olaylar, savaşlar ve binlerce insanın akan kanı şüphesiz hepimizi üzüyor.
İsrail’i Filistin’le olan sorunları sebebiyle yakından tanıyor ve ilgi duyuyoruz. Bu topraklarda zaman zaman yaşanan kötü olaylar, savaşlar ve binlerce insanın akan kanı şüphesiz hepimizi üzüyor. İsrail ABD’nin şımarık çocuğu olarak da anılıyor. İsrail’in Türkiye ile ilişkileri inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Özellikle Filistin’le olan sorunlar yüzünden Türkiye’de hemen her kesim İsrail’e tepkili. Belki de birçoğumuz son günlere kadar İsrail’in ülkemizdeki yerinin sandığımızdan daha etkili olduğunu bilmiyorduk.
İsrail devleti aslında çok eski bir tarihe sahip. Sömürgeci İngilizler birinci dünya savaşı sonunda Ortadoğu da yalnız ve güçsüz kalınca bu bölgede etkinliklerini koruyabilmek amacı ile Filistin de bir İsrail devleti kurmak için kolları sıvamış ve 2 Kasım 1917 tarihinde Filistin’i Yahudilere vereceklerinin sözü olan, meşhur Belfor vaadini açıklamışlardır. BM 1920 yılında Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanımış. Ve bu topraklar da İsrail vasıtası ile sömürgeci İngilizlerin kontrolü sağlanmıştır. Bu sebepten dolayı İsrail ve Arap dünyasının bu güne kadar gelen anlaşmazlığı da başlamış oldu. İkinci dünya savaşından sonra İngilizler ve ABD Filistin konusunu BM’ye taşıdı. BM 1947 yılında Filistin topraklarının biri Yahudi ve biri de Arap olmak üzere iki devlet arasında bölünmesine karar verdi.14 Mayıs 1948’de İngiliz mandası sona erdi. Bunun gelişmenin sonucunda İsrail devleti ilan edildi. İsrail’in tarihçesi kısaca böyle… İsrail’le ilgili önemli bir başka not ise Rum tarafı ile olan iyi ilişkileri. KKTC’ye Anavatan Türkiye’den sonra en çok yatırım yapan ülkenin İsrail olduğunu biliyor muydunuz? İsrail için Kıbrıs tarih boyunca önemini korumuştur. 1900 yıllardan bu yana İsrail Kıbrıs’taki varlığını sürdürmek için özellikle ekonomik gücünü kullanmıştır. Şahsen benim merak ettiğim konu İsrail’in hem güney Kıbrıs’la iyi ilişkilerini devam ettirip hem de kuzey Kıbrıs’a yatırım yapmak için istekli olması. Kuzey Kıbrıs’la ilgili her olumlu adıma sert tepkiler veren ve bu adımları engellemek için her yolu deneyen güney yönetimi, nasıl olurda İsrail’e tepki göstermekte isteksiz bir tavır takınır. Komplo teorileri üretip, şüpheci olmak istemem ama bu gelişmelerin bana hatırlattığı, yıllar önce Rumların planlı bir şekilde, Türklerin mallarını satın alıp onları göçe yönlendirme taktiğidir.
İsrailli iş adamları, kendi isimleriyle değil Türk ortaklarının isimleriyle ülkemizdeki faaliyetlerini sürdürüyorlar. Özellikle emlak ve kumar sektörü en çok yatırım yaptıkları iş alanları bunun yanında devlet ihalelerine de katılıyorlar. Bölge olarak tabi ki turistik yerleri tercih ediyorlar, en cazip yatırım bölgesi, Girne ve civarı. Kesinlikle İsrailli iş adamlarını hedef göstermek gibi bir niyetim yoktur. Yabancı sermayenin, ülke ekonomisine katkı sağlayacağını her zaman savunmuşumdur. Merak ettiğim bu yatırımların Türkiye veya KKTC’li yatırımcılara

Uygulanan prosedürün dışında her hangi bir ayrıcalık tanınıyor mu? Star Kıbrıs’ın konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde manşetten verdiği haberi okumuşsunuzdur. Bu haberde, Türkiyeli ve KTC’li yatımcılara kamu arazileri 49 yıllığına kiralanırken, İsrailli bir şirkete 99 yıllığına kiralanması için çalışma yapıldığı anlatılıyor. Yine bu konuyu önemli köşe yazarları, yazılarında irdelediler ve bu konuda devleti yönetenleri uyardılar. Bu uyarıya katılmamak mümkün değil. Her türlü riski göze alarak, yurt dışındaki birikimini kendi ülkesinde yatırıma dönüştürmek isteyen yerli yatırımcımıza destek vermek, teşvik etmek devlet politikası olarak uygulanmalıdır. Yerli yatırımcıya ihtiyacımız olduğu gibi yabancı yatırımcıya da ihtiyacımız var ama bununda mutlaka bir sınırı olmalıdır.
Bu haber 601 defa okunmuştur

:

:

:

: