Toprak ana!

Bugün yağan yağmuru büyük bir zevkle seyrettim. Bir yandan da buram buram ıslanan toprağın kokusunu içime çeke çeke kokladım.
Bugün yağan yağmuru büyük bir zevkle seyrettim. Bir yandan da buram buram ıslanan toprağın kokusunu içime çeke çeke kokladım. Tanrım! ‘Toprak Ana’nın huzur veren, heyecanlandıran, yaşadığımıza dair olan bu inanılmaz kokusu, biz canlı varlıkları nasıl da kendisine çekiyor, cezp ediyor. Yetiştirdiği birbirinden özel, birbirinden değerli, yararlı bitkiler biz canlılar için en önemli hayat harikaları. Altın sarısı başaklar ekmek ekmek, yemyeşil zeytinler mis kokulu yağlar ve dahası, her derde deva muhteşemlikler ve lezzetler.
Güzel yurdumun iklimine has zeytin ağaçlarının her birinin, bin yıl gibi çok uzunca bir süre, kuşaktan kuşağa insanları beslediğini, büyüttüğünü biliyor muydunuz? Güzelliği, bereketi, dertlere deva yararları ve tadına doyum olmayan lezzeti ile ‘Toprak Ana’nın el emeği göz nuru insanoğlu için.
Her bir karış toprakta var olması, hayat bulması gereken, huzurun ve sağlığın teması zeytin ağaçlarımız, yaradılıştan beri ‘Adem ile Hava’nın biz çocuklarına yaşam kalitesi ve özgürlüğün simgesi, bir dalı ile barışın simgesi, görünüşü ile yaşama dair hayalleri izleten yüce bir hayat harikası.
Her zaman otobanda veya yollarda giderken, hayallerim! Dengeli bir özgürlüğün, adaletin ve yaşama hakkının ‘Toprak Ana’ üzerinden nasıl da alındığını görmemle canlanıyor. Yol kenarlarında solgun, bitkin ağaçlar yer yer belki 3–5 tane yazık. Hal bu ki, yol boyunca uzansa, bize eşlik etse güzelim ağaçlar, çiçekler. Birbirinden özel, renkli, süslü, şaşalı bitkiler yetiştirsek yol kenarlarında. Hayatta yalnız olmadığımızı, bir dünya üzerinde yaşadığımızı anlayabilsek, zevkini sürebilsek insanlığımızın ve doğanın. Hayat harikalarını yaşayabilsek.’ Cennet Vatan’ gerçek olsa! Cennette yaşayabilsek..
Milletvekilleri, meclis, başbakan, cumhurbaşkanı başta olmak üzere bu konuda özel bir önlem alınması gerektiğini ve ‘Toprak Ana’ya karşı özverili olmamız gerektiğini düşünüyorum. Devlet ve özel sektör kurum/kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yardım dernekleri, okullar, öğrenciler, öğretmenler, memurlar kısacası güzel vatanımın İNSANI! Hayat bizim için var, nefes almak, yemek yemek, su içmek, aşk ve zevk, renkler, mutluluklar bizlim için var, özelliklerimizin kıymetini bilelim, hayatımızı renklendirip güzelleştirelim, yeşillenelim!
Gönyeli Girne Çemberi’nden başlasalar, Girne’ye doğru uzansalar yeşil ruhlu, sağlıklı ağaçlar.. Lefkoşa – Mağusa arası, o muhteşem otobanımız boyunca renk cümbüşü yaşatsa, özelliğimizi, ada olduğumuz gerçeğini ve yaşanası bir cennet varlığımızı kanıtlasa bize heyecan dolu ağaçlar.. Lefkoşa – Güzelyurt yolu, topraklar, boş araziler, otoban kenarları sevinç dolu, mutluluk dolu ihtişamlarıyla bizi karşılasa her yolculuğumuzda. Havaalanı yolunda renk festivali olsa, özürlüğün ve heyecanın özverisi, karşılaması olsa turistlere…
Tarihi eserlerimizin! Yeşillikler içinde, doğal harikalar içerisinde ihtişamlarını sergilemelerine olanak verilse. Boş, kuru kuru yerler, yerini heyecana, hayallere ve sanatın inceliklerine bıraksa, tarihimizi turistlere ve bizlere ‘Alice Harikalar Diyarında’ yaşatsa ne güzel, ne özel olur.
Bu gün Güney’e baktığımızda; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) Dünya Tarihi Miras Listesi’nde bulunan 2 yer; Afrodit’in doğum yeri Baf ve Trodos Bölgesi, Boyalı Kiliseler. Tarihi miras yönünden çok daha fazla esere sahip olan Kuzey olarak daha şanslıyız. Bunun yanında, Kalkanlı’da korumaya alınan 500-1000 yıllık tarihi zeytin ağaçlarımız yanında, bir otopark uğruna katledilen Beylerbeyi’ndeki Venedik Sarayı’nın yüce çınar ağaçları!!! Biz nereye gidiyoruz, ne yapmaya çalışılıyor? Tanrım! Bu katliam neden?
Kuzey Kıbrıs çok şanslı ve özel. Bu ruhu, bu heyecanı değerlendirmeliyiz. Biraz gayret etsek, biraz çaba göstersek, ‘Toprak Ana’ya özel olduğunu hissettirsek bakın bize ne yardımlarda bulunur, bunu elbet bize ger döndürür, adaleti kendince sağlar. Ama hiç bakmıyoruz O’na. Hiç önemsemiyoruz O’nu! Yazık!
Gençler! Yediğiniz, içtiğiniz, yazdığınız bozduğunuz, kullanmadığınız her şeyin çöplerini lütfen yerlere atmayın! İncitmeyin doğayı, kirletmeyin hayatınızı. Bu topraklar bizlerden sonra sizlerin, sizlerden sonra da geleceğimizin olarak var olmaya devam edecek. Sizler değerlerinize sahip çıkın, çıktırın!
Anneler-babalar! Çocuklarınızı bilgilendirin, tarihimizi, kültürümüzü, özelliklerimizi, gösterin, öğretin. Bu değerlerimize, ancak ve ancak çevremizi temiz tutarak sahip çıkabileceğimizi öğretin. Biraz teşvik, biraz cesaretlenin, cesaretlenin lütfen!
Belediyelerimiz, çevre koruma ve temizlik konusunda çalışma imkânları yaratsa, insanlarımıza önerilerde, bilgilendirmelerde bulunsa, istihdam alanlarını genişletse. Büyütse ve geliştirse. Düzen ve tertip adına fuzulî harcamalardan kaçınsa ve gençler için çevre eğitimi koruma ve düzenlemesi adına çalışmalar yaygınlaştırsa!
Belediye çalışanları hoş güzel üniformalar içerisinde kaldırımları, yolları ve sosyal alanları koruma ve temizleme görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. İzliyoruz. Ancak; bu özelliklere sahip olan belediye, kaldırımların ağaçlandırılması konusunda, renklendirilmesi ve hayat ışığı saçma konusunda bir çalışmaya gidemez mi? bakımlar doğru düzgün, eksiksiz yapılamaz mı? Harcamalardan doğa için masraftan kaçınılmasa olmaz mı? Lütfen, bu özelliklerimize, sevdamıza özen gösterelim. Yeşillenelim. Rengârenk olalım! Her on ayakta bir ağaç görelim, çiçek görelim, koklayalım!
Yurtdışına seyahat eden politikacı ve devlet adamları, gittikleri ülkeleri hiç mi görmüyorlar, hiç mi değerlendirmiyorlar çevrelerini, gözlemlemiyorlar mı hiç biri? Yazık. Yazık ki bakmak ile görmek arasındaki farkı kaçırıyorlar. Yaratıcılık ve özveriyi unutuyorlar. Bu devlet hepimizin! Umarım ilerleyen zaman içerisinde değerlendirmeler yapılır da, herkes adaletin refahına kavuşur ve ‘Toprak Ana’nın hakkı da verilir. İnsanlığımızın hakkı verilir. Umarım! Kötülüklerden uzaklaşırlar.
Lefkoşa, Dağ Yolu’ndan, Bufavento kalesinı görmeye gidiyorum. Dağ Yolu’nda, Beş Parmak Dağları’nın karşısında çok güzel bir restoran. Doğaya yakışır, ağaçların, vadinin tam tepesinde Beş Parmak’lara karşı konumlanmış müthiş bir manzarada yemeklerimizi yiyoruz, sohbetlerimizi ediyoruz, eğleniyoruz, gülüyoruz. Çayımı yudumlarken Beş Parmak’ları seyretmeye doyamıyorum. Gündüz ışığında bir başka güzel, gece karanlığında silueti bam başka bir ihtişam! Ruhumu çekiyor içimden, buram buram zevk, müthiş bir his, hayat harikası! Ay ışığında bir başka duruyor önümde, ahh ahhh!
Hemen karşı tepeye doğru arabamı sürüyorum, derken; tam dağın zirvesinde bu yüce tepeden gece karanlığında Lefkoşa’mın ‘Cennet Başkenti’nin ışıklarla dansı zevk ve hayranlık uyandırıyor bedenimde! Bu ne muhteşem bir manzara aman Tanrım! Gözlerim uzaklardaki ışıkları seçmeye çalışıyor, taa Güzelyurt sınırlarına dalıyorum.. evime bakıyorum, bir yandan Beş Parmak’lar havada asılı durmuş bana bakıyor sanki! Muhteşem görünüyor tüm Kuzey ayaklarımın altında şimdi..
Şükrediyorum Allah’a! Bir yandan ‘Ay’ bir yandan ‘Yıldızlar’ gökyüzü, Lefkoşa’nın ışıltısı, Beş Parmak’ların muhteşemliği.. Dünya’da yalnızca bizde var bu Kuzey’in güzelliği, bu doğa, bu bizim vatanımız bizim topraklarımız, bizim doğamız. Muhteşem! Hemen yan tarafımızda ‘Bufavento Kalesi’ ilgi bekleyen, özlem dolu bir şaheser. Özel bir ruh gerçekten burası. Özgün ve sürekli bir yaşanası hayatın işareti bu miras!
Peki, bu güzelliklerin yüce ‘Meclis’ imiz farkında mı? İlgili mi? Fedakâr mı? Sanmıyorum.. Ama umuyorum ki farkına varacaklar ve bu güzellikleri, doğayı, hayatı görecekler. Önemseyecekler! Biliyorum, çünkü bütün hepsi çok değerli simalar, kişilikler… Yalnızca baktıkları yeri görmelerini istiyorum onlardan. Lütfen..
Ben yine dalıyorum hayallere!
Elimde çapam, yurdumun dört bir tarafına ekiyorum da ekiyorum ağaçları, çiçekleri, bitkileri, zeytinleri, portakalları, greyfurtları, limonları. Bakıyorum da bakıyorum, el emeği göz nuru fidanlara, tohumlara! Elimden geldiğince.. Gelecek bütün zararlara karşı koruyorum onları, fedakârım onlara karşı, önemsiyorum. Güzelliklerle ilgili hiçbir endişem kalmıyor. Bereketleniyorum. Çünkü biliyorum ki; yaşadığım toprakları kendimce yaşanası kılmaya ekmeye çalışıyorum! Büyütmeye çalışıyorum..
İlkbaharda yeşilimsi beyaz çiçekleri ile gözlerimizi büyüleyen zeytin ağaçlarının, kışın yapraklarını dökmediği için bizlere ayrı bir güzellik sunması ruhumuzu okşuyor. Akdeniz bitkisi olduğu için her mevsimde ayrı bir tadı ve harikulade bir tarzı var. Zeytin; protein, yağ, selüloz, fosfor, kükürt, kalsiyum, magnezyum, A, C, E vitaminleri içerir. Besleyici bir hayat harikası olup, tam bir gıda deposudur. Eskiden atalarımız, yanında domates ve ekmek ile tarlalarda geçirdikleri öğünleri anlatır durulardı. Hastalıklara birebir. Zeytinyağı; kalp ve damar sistemi için çok faydalıdır. Bol fosfor ihtiva ettiği için, vücudu besler, sindirimi kolaylaştırır. Böbrekleri temizler, taşların düşmesine yardımcı olur. Safra akışını artırır. Damarları açar, bağırsak kurtlarını düşürür. Zeytinyağı vücuda sürüldüğünde cildi besler, güzelleştirir ve kırışıklıkları giderir.
Dünya’nın en güzel ülkesinden sizi kucaklıyorum. En değerli unsurun yaşama sevinci, sevmek ve büyütmek olduğunu, adalet ve barış, birliktelik olduğunu unutmayın. Her şeye sevgi ile yaklaşırsak mutluluğu yakalarız.
Doğayı koru, ağacı sev!
Sizi seviyorum!
Bu haber 1884 defa okunmuştur

:

:

:

: