Sonsuzluk

Bugün, 2010 yılının ilk günü. Umarım yeni yılı tüm sevdiklerinizle, mutlu ve huzurlu bir şekilde karşılamışsınızdır. İnsanoğlunun sebebini bulamadığı, geri dönüşüne sağlayamadığı tek şey herhalde zamandır.
Bugün, 2010 yılının ilk günü. Umarım yeni yılı tüm sevdiklerinizle, mutlu ve huzurlu bir şekilde karşılamışsınızdır. İnsanoğlunun sebebini bulamadığı, geri dönüşüne sağlayamadığı tek şey herhalde zamandır. Zaman tüm yaşananları içine saklarken, insanlık, zamanla yarışırcasına tüm bilinmezliklere cevap arıyor. Her nesnenin, her varlığın, her canlının bir ömrü, bir sona eriş süresi vardır. Bu gerçeğe insan hayatı da dâhildir. Ömürle zaman kavramının ilişkisi hayat denen zamanı oluşturur. Yeni bir doğuşla başlayan, belli evrelerle gelişen ve bir noktada herhangi bir sebepten nihayete eren hayat çizgisi insanoğlu ve diğer canlılar için sona eriş süresidir. Teknoloji kavramının yıllar içinde ayak uydurulamayacak derecede gelişmesi sonucu insanoğlu kendini, varoluşunu ve bu varoluşu sonsuz kılmak
için sınırları zorlamaya başladı. İlk önce insana benzeyen, insanın yapabildiği birçok eylemi yapabilen robotlar yapıldı. Daha sonraları insan vücudunun, parçalarının, organların yapayları yapıldı. Ama her şeye rağmen bir bilinmezlik, bir bilmece olan insan hayatının bitişine bir çare bulunamadı. Dünya da evrim yaratan, dünyanın sonu geldi diye birçok insanın tepki gösterdiği, muhafazakâr kesimlerin günlerce, aylarca tartıştığı, klonlama yani bir canlının kopyalama metoduyla aynisi yapıldı. Önce kuzu daha sonra maymunu kopyalayan bilim adamları, insanı kopyalamaya hazırlanıyordu ki buna karşı çıkan birçok ülke bu olayı yasaklayan bir anlaşma dahi imzaladı. İleriki zamanlarda bu konularda başka gelişmeler olur mu? Dünya dışındaki gezegenlerde hayat arayan, daha iyi ve daha uzun bir yaşam için sınırları zorlayan insanoğlu bunu başarır mı? Bunu elbette zaman gösterecek. İnsan bu tür konulara ve akıl almaz bazı gelişmelere tanık olunca gerçekten ister istemez düşünüyor. İnsanlık nereye koşuyor. Biz bu koşuşturmanın neresindeyiz?
Bir süre, önce ABD’de yaşayan Ukraynalı bir bilim adamının yaptığı ilginç ve bir o kadarda şaşırtıcı açıklama, akılları iyice karıştırdı. Ukraynalı tıp profesörü Konstantin Rasin geliştirdiği atom çekirdeği yapımı teorisi ile ölümsüzlüğü keşfettiğini açıkladı. Fonksiyonlarını yitiren, beyin parçalarının yerine Protezleri’nin takılabileceğini ileri süren Ukraynalı profesör, ölen insanların, kişiliklerinin kopyalanmasının da mümkün olacağını söylüyor. Bu iddialar bizlere çok uzak gelebilir. Ama bir canlının kopyalandığına tanık olduktan sonra şahsen ben bilim denen gerçeğe ve bu gerçeğin sonsuzluğuna artık şaşırmıyorum. Bilim hem cesaret, hem merak hem de deneme yolu ile günden güne gelişen, sınır tanımayan, insanoğlu kadar eski ve birçok dalı olan bir konudur. Yıllar önce hayal bile edemediğimiz fakat bu gün hayatımızda olan ve hayatımızı kolaylaştıran birçok
yenilik bilim ve onun sınırsız hayal gücü ile var olmuştur. Dünyanın birçok yerinde
bilime hizmet eden, bilim adamları vardır. Tabi ki Türk bilim adamları da bu hizmetin içinde yer almaktadır. Fakat ne acıdır ki bu insanlar kendi ülkeleri yerine yabancı ülkelerde bu hizmeti yerine getirmektedirler. Sebep belki de ilgi, belki de fırsat eşitliği belki de çeşitli imkânların varlığıdır. Bilime yapılan her yatırım, insanlığın geleceğine yapılmış
bir hizmettir. Bu bilinçle adımlar atılmalı ve karşılığı ne olursa olsun asla vazgeçilmemelidir.
Bu haber 648 defa okunmuştur

:

:

:

: