KONUT ZEDELER

Bir insanın yaşamını devam ettirebilmek için erteleyemeyeceği ihtiyaçları vardır.Bu ihtiyaçlar yaşamsal ihtiyaçlardır.
Bir insanın yaşamını devam ettirebilmek için erteleyemeyeceği ihtiyaçları vardır.Bu ihtiyaçlar yaşamsal ihtiyaçlardır.En basit şekliyle bu ihtiyaçları sıralayacak olursam,güvenlik ihtiyacı,barınma ihtiyacı ve tabi ki kaliteli bir yaşam için çalışma ve kazanç elde etme ihtiyacı.İnsanoğlu bu zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için ömrü yettiğince çalışıp çabalamaktadır.Hepimizin barınma ihtiyacı,yani başımızı sokacak bir evimizin olması zorunlu ihtiyaçlarımızın başında gelir.Hele de evli çocuk çoluk sahibi isek.Hayat şartlarının çok zor olduğu günümüzde,kendimize ait bir evimizin olması,bu zorlukların yarı yarıya azalması demektir.

Kimimiz yıllarca biriktirdiğimiz maddi birikimimizi, kimimiz borç harç bulduğumuz parayı veya arsamızı, tarlamızı bazen bir inşaat şirketine bazen de bir müteahhit’e vererek bir ev sahibi olmayı umuyoruz. Buraya kadar anlattıklarım bir ev sahibi olabilmek için normal şartlarda yaşanan gelişmelerdir. İlk önce dövizle konut alan insanların dramlarına tanık olduk. Dövizle konut satın alarak uzun süre taksit ödeme yükümlülüğünü kabul eden ve çok ağır bir yükün altına giren insanların, tek amacı bir ev sahibi olmaktı. Ama dövizin bir anda fırlamasıyla bu insanların ödedikleri para boşa gitti ve sonuçta başladıkları yere, yani en başa döndüler. Bu konuda canı yanmış bazı vatandaşlarla yaptığım görüşmelerde çok ilginç hatta beni şok eden olaylara şahit oldum. İnşaat şirketine alacağı evin parasını peşin ödeyip koçanını alacağı sırada evin yapıldığı arsanın ipotekli olduğunu öğrenen vatandaştan tutunda, satın aldığı evin bir kısmının başka bir vatandaşın arsasında olduğunu anlatan vatandaşa kadar, gerçekten çok üzücü ve bir o kadarda düşündürücü olaylar. Resmi makamlar bu inşatlarına yapımına nasıl izin vermiş gerçekten sorgulanmalı, inşaat yapılan öyle yerler var ki, dere yatağı olan, çukur yerlerde olan, yani Allah korusun bir sel veya su baskınında yaşanacak manzaraları tahmin etmek bile istemiyorum.

Büyük bir durgunluk yaşayan, inşaat sektöründe birçok sorun var. İnşaatlar bittiği halde elektrik, su ve kanalizasyon gibi temel alt yapı ihtiyaçları, aylar hatta yıllar geçmesine rağmen tamamlanmayan birçok yerleşim yeri var. Bu durumun suçlusu ne ev sahibi olmak isteyen vatandaş ne de bu yükümlülüklerini, sözleşme gerekçelerini yerine getirmeyen şirketler ve müttehitlerdir. Bunun suçlusu bu duruma izin veren gerekli denetimleri zamanında yapmayan resmi makamlardır. Şimdilerde ise özellikle Annan planı dönemi ve sonrasında tüm ülkede herkesin müteahhit kesilmesiyle patlama yaşanan bir inşaat sektörü ve hala onun olumsuz izlerini taşıyan bir ortamı yaşıyoruz. Kimseye yaptığı işi öğretecek değilim. Ama bir doktorun kendi işi işle ilgilenmek varken, müteahhit olmasını ya da bir öğretmenin ya da bir marangozun bu işe soyunmasına benim bulduğum cevap, kısa yoldan para kazanmadır. Durum ortada yarım kalan birçok inşaat ve parasının karşılığını alamayan birçok insan. Aslında yapılması gereken çok basit, herkes kendi işini en iyi şekilde yapmalı ve konusu olmayan hiçbir işe sırf kazanç için girişmemeli.
Bu haber 676 defa okunmuştur

:

:

:

: