Donuyoruz!

Siz orada Akdeniz’in ılık güneşinde, masmavi havasında erken baharı yaşarken, bizler burada tam anlamıyla “donuyoruz”… Hem de ne donma..
Siz orada Akdeniz’in ılık güneşinde, masmavi havasında erken baharı yaşarken, bizler burada tam anlamıyla “donuyoruz”… Hem de ne donma..

Bugün tam 8 gün oldu, Londra’ya karla birlikte buz gibi havanın gelmesi… Gideceği de yok..Bugün biraz havadan, sudan yazacağım..
Zaten hiç bu kadar havanın konuşulduğu, karın, buzun, tuzun ana haber olduğu bir hafta geçirmemiştim…Haberlerde tek konuşulan konu kötü hava koşulları,, kara kış, don, kapanan yollar, alanlar..Yollarda mahsur kalanlar..
Azalan tuz, kum stokları… Ülkenin doğal gaz krizi eşiğinde oluşu. İster inanın, ister inanmayın, Başbakan Gordon Brown’a yapılan darbe girişimini bile unutturdu. Gündemimizin ilk maddesi oldu.
Annemin aklı bu işi almıyor... “ Amma büyüttünüz havayı.. Britanya Kuzey ülkesi.. Ve ocak ayının ortasındayız. Tabi soğuk olacak” diyor, demesine de..
Böylesine uzayan soğuk,uzun yıllardır hatırlamıyorum..
Geçen sene yazdığım hava konulu yazılara baktım.. Denizler bile donmuş .. Yazın da kavrulmuşuz. İnsan hafızası hemen unutuyor.
Haberleşme çağındayız, hangi köyde hangi yol kapalı, hangi çiftlik mahsur kalmış, kaç havaalanında, kaç uçak kalkmamış.. Anında internette. Bunları almak için haber ajanslarına, muhabire de ihtiyaç yok.. Cep telefonu, video kameraları anında her şeyi görüntüleyip, TV kanallarına, haber ajanslarına geçiyor. Gönüllüler ordusu, bazen profesyonellerden daha iyi çalışıyor dersem yalan olmaz. Gerçekten Britanya geçen pazardan beri bembeyaz... Dışarıda her yer çatır çatır buz tutmuş vaziyette… Evlerin saçaklarından sarkan buzullar, insan boyunu geçiyor…Londra, bu kez hazırlıklı yakalandı kara.. Üç hafta önce bir parmak kar karşısında, panik yaşamıştı belediyeler. Ancak bu kez, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Boris Johnson, verdiği sözü tuttu. En az zararla, Londralılar karda normal yaşamlarına devam ettiler…
Elektrikler, sular kesilmedi. Tren, otobüs, metrolar çalıştı… Okullar kapanmadı. Hatta Johnson, okulların gayretle açıkta tutulmasını bile istedi…
Tabi Londra, büyük bir şehir. Kar, burada sadece ara sokaklarda tutar. O da birkaç gün içinde erir, gider… Bu sefer hava öyle soğuk ki, erimek bir yana.. Sabah kalktığınızda her yer buz pisti gibi…Londra’da hava eksi 4-5 derecede günlerdir..
Buraya gelecekseniz, ona göre ne kadar sıcak palto, kazak, hırkanız varsa getirin.. Altı kalın, plastik botlarınızı da unutmayın.. Kar suyu her şeyden giriyor..
Dışarıda dondurucu hava, yerler buz, caddelerde yer yer yürümek tehlikeli.. Mecbur değilseniz evinizden dışarı çıkmamak en akıllıcası. Hem de en emniyetlisi.
Burası neden kara, kışa hazırlıksızdır, hiç bilmiyorum. Britanya’dan daha soğuk, karlı yerlerde hayat herhalde böylesine aksamıyor. İnsanlar işlerine, okullarına gidiyor. Galiba rahata alışmışız buralarda. Soğuk havada kimse sıcacık evinden çıkmak istemiyor.
Bir de beynimiz günlerdir, Meteoroloji raporlarıyla inanın tam anlamıyla “yıkandı”..
“Mecbur kalmadıkça sokağa çıkmayın, araba kullanmayın”.
Kırsal kesimleri anlıyorum.. On bin okul bu hafta tüm ülkede kapalıydı. GCSE denen orta öğrenim sınavlarının bu hafta yapılamayacağı söyleniyor. Elektrik kesintisi, kapanan yollar, yolda kalan araçlar, çalışmayan hastane, acil servisler. Kapanan havaalanları. Hatta Manş Denizi altından giden Eurostar’ın karşılıklı servisleri bile bundan etkilendi.

Küresel ısınma, aslında tüm dünyada havaların soğumasına yol açıyor..
Coğrafya dersinden aklımda kalan , Britanya’nın etrafındaki Gulf Stream denen sıcak su akıntısının, bizim adaları kışın ılıman tuttuğuydu.. Şimdi eriyen buzullar nedeniyle, sıcak su akıntısı da eskisi gibi etkili değil.. Ayrıca, son günlerde yaşanan doğa olayı ise gerçekten meteoroloji uzmanlarını bile şaşırtan cinsten..
Ilık hava, Kuzey Avrupa ve Rusya üzerinden gelen yüksek basıncın etkisiyle, Akdeniz’e yönlenmiş… Ve bu işten Akdeniz ülkeleri, sizler karlı çıkarken, bizler de burada titremekle meşgulüz… Hepimiz lahana gibi, kat kat giyinmek zorunda kaldık.
Bugün havadan, sudan oldu yazı… Ne yapalım, kalkıyoruz kar, tipi. Yatıyoruz buzlanma, fırtına, kutup havası… Zaten İngilizlerin en çok konuştuğu ortak konu “havaymış”. Eh körle yatan, şaşı kalkar derler… Bunca yıldan sonra bana da bulaştıysa, ne yapalım. Sizlere güneşli, güzel günler. Bizlere de inşallah buzulların erimeye başlayacağı bir hafta…
Bu haber 520 defa okunmuştur

:

:

:

: