Neye göre seçmeli

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de belirli zamanlarda siyasi seçimler yapılıyor.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de belirli zamanlarda siyasi seçimler yapılıyor. Kıbrıslı Türkler olarak yöneticilerimizi seçmek için sandık başına gidiyoruz. Cumhurbaşkanı seçiyoruz, hükümetler seçiyoruz, belediye yönetimleri tayin ediyoruz. Seçimler periyodik olarak zamanı geldiğinde, bazen de mecburiyetten zamanından önce yapılabiliyor. Seçim veya seçmek, tayin etmek, belirlemek, görevlendirmek ve daha çokça örneklendirebileceğim bu hak nedir? Nasıl kullanılmalı? Biz bu hakkımızı nasıl kullanıyoruz? Normal şartlarda seçim sürecinde seçilmeye aday olanlar, projeleri ile vaatleri ile programları ile seçmeni ikna etmeye çalışır. Bu işi başaran çoğunluğun takdirini alır ve seçimin galibi olur.

Çoğulculuk anlayışı ve demokrasi yöntemi ile idare edilen her ülkede seçimler yapılıyor. Ülkemizdeki seçim süreçlerini seçim öncesi ve sonrası yaşananları kendimce sorular sorarak, yine kendimce cevaplar bularak irdeledim. Hepimiz hemfikir oluruz ki seçim sistemimiz pek de sağlıklı değil. Maalesef seçim süreci boyunca verilen sözler, seçim sonrasında pek de hatırlanmıyor. Siyasi partiler seçim kampanyalarında birbirlerinin icraatlarını eleştirirken seçim sonrası birbirlerinden farkları kalmıyor. Kesinlikle hiçbir siyasi partiyi birbirinden ayırmıyorum. Ama sonuç bu. Hep ayni senaryo oynuyor, hep ayni şarkı, ayni nakarat tekrarlıyor. Mesela, Cumhuriyetçi Türk Partisi, iktidar olduğu sürece sol ideolojiyi benimsemesine rağmen, icraatta bir sağ parti gibi davranmakla suçlandı, hem de kendi tabanı tarafından. Bu noktada Ulusal Birlik Partisini de örnek gösterebilirim. Seçim öncesi programların da olmamasına rağmen, hatta sendikalara güvence verildiği halde kamu çalışanları ile ilgili geçirilen yasa hala daha tartışılıyor. Peki, neye göre seçmeli. Sandık başına giderken, hani vicdanımızla baş başa kaldığımız o an, mührü neye göre istediğimiz partinin ambleminin üstüne vuruyoruz. Öncelikle karar vermemiz gereken, iktidardaki siyasi güçten memnun muyuz? Sonrası daha kolay inandığımız, güvendiğimiz düşünceye oy vererek irademizi gösteririz. Peki, seçilmek isteyenler neler yapmalı? En başta altından kalkılamayacak sözler verilmemeli. Ülke gerçekleri göz önüne alınarak gerçekçi politikalarla uygulanabilecek projeler hazırlanmalı. Yine normal şartlarda düşünürsek; Üretmeli, sorunlara çareler bulmalı tıkanan noktalar ister ekonomide, ister dış siyasette, ister turizmde, hangi konuda olursa olsun çare üretmeli. Sorun çözmeli, yani iktidara, kalkınma bankasından verilen paralarla değil, iş vaatleriyle değil, arsa, tarla veya başka menfaatler sağlayarak değil, siyasi rozet gözetmeksizin herkese hizmette eşit ve adil davranılarak gelinmelidir.

Böyle bir anlayış var mı? Herhalde hiçbir yerde yoktur. Örneğin anavatan Türkiye, şu an ki iktidar icraatlarından çok, devletin diğer kurumlarıyla olan sorunlarla gündemde. Amaç siyasi erki kullanma yolunda, üstünlük sağlamak. Avrupa da ki iktidarlara baktığımızda benzer olayları görebiliriz. Ama ayni zamanda başarısız olan yöneticilerin başarısızlığı göğüslenip, görevinden ayrıldığına da tanık olabiliyoruz ki bu bizim ülkemizde imkânsız bir durumdur. Şimdi yazının ilk başına dönersek, sorduğum bir soru vardı. Seçme hakkımızı nasıl kullanıyoruz diye, seçilmek bir hak olduğu gibi seçmekte bir haktır. Ve bu hakkı kullanırken tercih tamamen bizdedir. Yaşanan olumsuzlukların sebebi bir yerde de biziz. Verilen hiçbir sözü unutmamalıyız, denetim mekanizmamız iyi çalışmalı. Günlük değil uzun vadeli çözümler üretemeye odaklanmış bir seçim sistemi yaratmalıyız. Bu hem iktidarların da ha rahat çalışmasını sağlayacak hem siyasetçiye olan güvensizliği ortadan kaldıracak hem de seçim olgusunu daha anlamlı kılacaktır.
Bu haber 559 defa okunmuştur

:

:

:

: