Türkiye’nin rolü

Anavatan Türkiye, dış siyasette son yılların en önemli adımlarını atıyor.
Anavatan Türkiye, dış siyasette son yılların en önemli adımlarını atıyor. Türk hükümeti, öncelikle dış siyasette o çok alışılmış sert çizgiden giderek uzaklaşıyor. ABD’nin Irak’ta yaşadığı başarısızlığa paralel olarak bu bölgede giderek güçlenen İran, batının Türkiye’ye daha çok dönmesini sağladı. Ortadoğu da etkinliklerini kaybetmek istemeyen ve bu bölgede güçlü bir İran istemeyen batılılar Türkiye’nin bölgede artan etkinliğini destekliyor.

Türkiye bir yandan, attığı olumlu adımlar ve komşularıyla sıfır sorun politikasını güderken bir yandan da iç dengeleri korumaya çalışıyor. Hiçbir dönemde olmadığı kadar sivilleşmeye ve askerle çatışmama tabusunu yıkmaya başlayan anavatanda, artık daha çok şey, korkusuzca konuşuluyor. Her zaman takdir etmişimdir, Türkiye de gerek özel sektörde, gerek kamuda çalışan, işsiz olan, öğrenci olan herkes korkusuzca, hükümeti eleştirebiliyor yada sempatizanı olduğu siyasi düşünceyi ve o düşünceyi temsil eden partiyi rahatça açıklayabiliyor. Türkiye bir yandan iç sorunlarını minimuma indirmeye çalışırken, bir yandan Kıbrıs’ta Rum tezlerinden avantajlı olmak, bir yandan İslam dünyasının lideri olmak ve bir yandan da yüzünü batı dünyasından ayırmak istemiyor. Özellikle İslami değerlere bağlı, fakat laiklik olgusunu kaybetmeden bir yönetim tarzı oluşturmak isteyen Türkiye, İslam dünyası ile batı dünyası arasında bir köprü görevi görüyor. Bu yüzdendir ki İslam dünyasında, lider ülke olmak için bu konuda öne çıkan Mısır ve Pakistan gibi ülkelerden farklı bir çizgi izliyor.

Bu olumlu çizgiye rağmen özellikle, İslam ülkeleri tarafından Türkiye’ye önemli bir eleştiri var, o da bölgede ABD’nin uydusu olmak. Komşuları ile yıllardır atılmayan adımları atan Türkiye, İsrail’le yaşadığı diplomatik çatışmalarla da duygusal olmakla suçlanıyor. Demokrasi anlamında gelişen, sorunları akılcı politikalar üreterek çözmeye çalışan, sadece komşularıyla sorunsuz olmayı değil, komşularının da kendi aralarında sorunsuz olmalarını isteyen ve arabuluculuk görevini de zaman zaman üstlenen Türkiye’nin bölgesel güç olmaya başlaması, İran’la yakınlaşması İslam ve Arap ülkeleri ile yaptığı anlaşmalar da batılı devletleri, Türkiye’yi kazanma veya kaybetme noktasında düşündürüyor. Bu ihtimal tabi ki çok zor yani Türkiye den vazgeçmek. Türkiye den vazgeçmek demek, Ortadoğu’daki köprüyü yıkmak demek, Türkiye den vazgeçmek demek, İslam ülkeleri ile batılı ülkeler arasındaki dengeyi sarsmak demek. Bu noktada, Türkiye’nin hem İslam ülkeleri için, hem batı ülkeleri için hem de cadı kazanı olan Ortadoğu bölgesi için rolü ortaya çıkıyor. Türkiye’nin bu önemini ve rolünü iyi kullanması gerek özelliklede dış siyasette. Kesinlikle duygusal davranılmamalı, ulusal çıkarlar her şeyin önünde olmalı bu Kıbrıs’ta da böyle olmalı, İsrail’le de böyle olmalı. Şuan da Ortadoğu da bir boşluk vardır. Türkiye izlediği uzlaşı politikaları ile bu bölgede bir barış gücü durumundadır. Bu gücü ve rolü etkin kullanan bir Türkiye, ilerdeki zamanlarda çok daha aktif bir konuma gelecektir.
Bu haber 551 defa okunmuştur

:

:

:

: